Alexa
Medya Siyaset

Demek ki ,Veren Allah Alıyor

Demek ki ,Veren Allah Alıyor

AKP kadroları kendilerini bir ekonomik mucize yaratmış gibi  el koydukları medya kanallarıyla halka psikolojik harekat yaparak iyice yedirdiler. Ortada ekonomik mucize falan olmadığını biz biliyorduk . Kriz yok diyerek halkı nasıl kerizlediklerini görüyorduk . Ve bunların hepsini fırsat bulduğumuz her noktada açıkladık.

Fakat ! Öyle bir mankurtlaşmış bakış açısı olan insanımız var ki , ekonomide yaşanan genişlemeyi bu arkadaşların namaz kılmasına bağladılar . Ekonomide yaşanan krizi ise Trump efendiye bağladılar.

Sözün özü akıl denilen varlığın Türkiye içerisinde yaşanan toplumsal katmanlarda uçtuğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Önümüzdeki yıl, AKP’nin ekonomik bir mucize yaratmadığının farkına varılacak.

2002 sonrası krizden çıkan Türkiye ekonomisinin görece iyileştiği söylendi ve hükümet de bu söylemi yıllarca kullandı. 2002-2007 arası dönem Türkiye’nin krizler nedeniyle yıllarca baskılanmış potansiyelinin ortaya çıkması için uygun koşullara sahipti.

Krizin acı reçetesi çoktan içilmişti ve nihayetinde siyasi istikrar sağlanmıştı. Bununla birlikte asıl belirleyici olan bu süredeki küresel ekonomilerin gidişatındaki olumlu seyir oldu. 2008-2013 arasındaysa küresel ekonomiler kötü dahi olsa, uygulanan para bolluğu politikası neticesinde küresel piyasaların iyi olmasının nimetlerinden faydalanıldı.

2013- 2018 döneminde ise bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin önemli sarsıntılar geçirdikleri ancak bu olumsuz etkileri devlet olanaklarıyla yatıştırdıkları bir dönem oldu. Türkiye’de her şey Erdoğan ve AKP odaklı tartışılıyor. Ancak 2008’de tüm bunlardan daha önemli olan küresel ekonomik kriz yaşandı. Bunun sonucunda, önümüzdeki yıl yani 2019 yılından itibaren hem küresel ekonomilerin hem piyasaların sıkıntılı olduğu ve üstelik devletin telafi edici ekonomi politikalarının sürdürülemeyeceği noktaya gelmiş olacağız.

İşte o zaman AKP’nin ekonomik bir mucize yaratmadığının farkına vatandaş da varacak.

O zaman ben bu mankurtlaşmış vatandaşı hiç ama hiç anlamayacağım . Daha doğrusu yüzüne bile bakmayacağım .

2001 krizinden bugüne olan en büyük fark hükumet, özel sektör, finansal sektör ve hane halkının kaybedebileceklerinin çok daha artmış olması.

Örneğin 2004 yılından bugüne kadar toplam krediler 21 kattan daha fazla artmış. Enflasyon etkisinden arındırdığınızda bile bu artış 7,5 kat.

Bu şu demek: Ülkedeki borçlu sayısı çok fazla ve kriz esnasında iflas riski yaşayan birey ve kurum sayısı 2001 kriziyle kıyaslanamayacak kadar büyük. Özellikle 2013 sonrası dönemde hükumetin krizi yumuşak inişle hafif atlatmak yerine ötelemeyi tercih edip balonu tüm gücüyle şişirmesi sonucunda bu noktaya gelindi.

Böyle bir durumda krizi önleyemezseniz bile kriz kaynaklı yıkımın daha adil bir şekilde paylaşılmasını sağlayabilirsiniz. Örneğin iş insanlarının milyarlarca dolarlık servetini yurt dışına kaçırırken; yükümlülüklerini Türkiye’deki bankalara bıraktıklarını görüyoruz. Buna izin verirseniz sonunda faturayı yine tıpkı 2001’deki gibi sıradan vatandaşa ödetmiş olursunuz. Zorunlu kemer sıkmaya sosyal devleti zayıflatarak başlarsanız yine orta ve düşük gelir grubunu kriz kurbanı edersiniz. Üstelik tüm bunların sonucunda bu sefer yalnızca krizle karşılaşmazsınız; bir yazar kasa atmaktan çok daha büyük sosyal patlamalarla durumu ekonomik buhrana döndürmüş olursunuz.

İşte farkında olmadıkları bu . Benim o gün geldiğinde çağrım, kafasını kuma gömmüş , kıçı açıkta olan deve kuşu misali bu millete “ Lütfen önden buyrun .” İlk çıkacak olanlar olmalı .Ülkeyi bu batağa , devleti bu hale düşüren oylarıyla seçmenin kendisi .

Seçmenin eline verilen tokmağı seçmen ısrarla ve fütursuzca aynı yere vurup durdu . Eee bu davul ! Ayı postundan dahi olsa zamanla vura vura patlar. Seçmen bu durumun sorumlusu . Hatta yaşanacak kaosun sorumlusu bizzat seçmenin kendi tercihi .

Bakın ben tekraren söylüyorum .Bundan sonra siyaset ve siyasetçiler yargılanmayacak . Tercihleri ile ülkeyi bu duruma düşüren seçmenin kendisi bizzat yargılanacak . Bu kadar net olanı açıklayarak yine bir not düşeyim.

Kesinlikle! Zorunlu olmayan tüketimden kaçınmalılar ve dövize endeksli harcamalardan ve kredi kullanımından uzak durmalılar. Özel sağlık ve eğitim kurumlarını mümkün suret tercih etmemeliler. Bunun iktisadi ismi tasarruf paradoksudur.

Kriz dönemlerinde tüm ülkenin eş zamanlı tüketimi kısması krizi derinleştirir; ancak o tasarrufu yapanları göreli zenginleştirir. Varlıklı kesim bu tip dönemlerde harcamalarına dikkat eder; orta ve düşük gelir grubu ise kriz tespitini her zaman en geç yapanlar olduğu için tasarruf yapmakta çok geç kalır. İşsiz hale düştükten sonra bunu başaramazsınız. Bu nedenle bireysel anlamda israftan kaçınmak çok önemli.

Hem özel sektör hem de vatandaş büyük bir borç sarmalı içerisinde. Özel sektör boğazına kadar döviz cinsi borcun içinde. KOSGEB ve KGF vasıtasıyla KOBİ’ler zar zor ayakta tutulabiliyor. Büyük holdinglerdeki borç yapılandırmalarını ise sürekli haberlerde yer alırken bu süreçler şu anda KONKORDATO haberlerine dönmüş durumda . Daha çok bu haberleri dinleyeceğiz.

Büyük bir buhranın Yunanistan’da yol açtığı sonuçları hep beraber gördük. Yunanistan 2008’de bu buhrana 30 bin dolar kişi başı gelir ile girmişti; Türkiye’de ise ortalama gelir yalnızca 10 bin dolar. Buhrana dönüşebilecek bir krizi vatandaşın atlatması çok zor. Şehirlerde yaşayan insanların köyleriyle ve akrabalarıyla olan dayanışma bağı zayıfladı. Sosyal devletin zayıflatılmasıyla çağdaş eğitimin veya nitelikli sağlık hizmetlerinin ücretsiz sağlanması azaldı. Tüm bunlara zıt olarak toplum tüketime alıştırıldı ve zorunlu olmayan harcama alışkanlıkları edindi. Dolayısıyla vatandaş ekonomik krize tamamen hazırlıksız durumda.

AKP hükumet  hem özel sektöre hem de vatandaşa göre çok daha erken bir zamanda kriz sinyallerini almıştı. Fakat ! Ne yaptıkları ortada . Devamlı surette KRİZ YOK haberleri ve bizzat Cumhurbaşkanı ağzından “ Kriz falan yok . Bu manipülasyon” denilerek vatandaşın daha fazla krize girmesine sebep oldular .

Vatandaşlar olarak krizin olası şiddetini ve süresini henüz algılayabilmiş değil. Durum 2008-2009 krizindeki gibi hızlı bir çöküş ve hızlı bir toparlanma şeklinde olmayacak. Daha çok 1994-2001 arası dönem gibi uzun yıllar alan ve sabır tüketen bir şekilde cereyan edecek.

Ve o dönem elimizde olan KİT varlıkları bugün yok . O günlerde insanlar birikime ve biriktirmeye odaklı iken AKP iktidarı tam on altı yıl boyunca insanımızı tüketime sevk ederek tüketim ekonomisi üzerinden yapmış olduğu manüplasyonlarla ekonominin gerçek rakamlarını sakladı . Bugün denetimsiz bir siyaset ve yaptığı her şeyi doğru gören , yanlışta ısrar edenlerin elinde ömrümüzün çeyreği geldi geçti.

Bundan sonrası yaşamak için yaşamaya çalışmak olacak .

Sevgiyle kalın değerli okurlar . Yazmaya anlatmaya devam edeceğiz.

Bir ricam var . Yazdığımız kitapları okuyun. Buraya nereden geldiğimizi derinlemesine anlayın . Ve tabi okutun . Son kitabım MÜHÜRLÜ VAGON çıktı. Tüm kitapçılarda ve online olarak internet üzerinden elde edilebiliyor.

RABITA Uğur Mumcu`dan sonra
Atatürk`ün yasaklanan kitabı
Yahuda – Atatürk ve Cumhuriyet Kuşatma
Mühürlü VAGON

 

Hüseyin Hakkı Kahveci

Hüseyin Hakkı Kahveci

19 Kasım 1972 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. İlk – Orta ve Lise eğitimini Ankara’da tamamlamış olup 1991 yılında Devlet Bursu ile yurt dışında burslu Tıp eğitimi almıştır. Sonrasında CSU – USA ‘de İşletme üzerine Üniversite eğitimi sonrasında MD ; Master düzeyinde Uluslararası ilişkiler ve Management eğitimi almıştır. Türkiye‘ye dönüşünden sonra TURİZM sektöründe uzun yıllar yurt içi ve yurt dışında Profesyonel GENEL MÜDÜR olarak görev yapmıştır. Hüseyin Hakkı Kahveci Gazeteci – Yazar ve Stratejist olarak Free Lance yani bağımsız gazetecilik alanında faaliyet göstermektedir. Parlamentohaber.com internet haber sitesi ve K2 Medya haber gurubunun MEDYA GURUP BAŞKANI olup; Özel Haber alanında ARAŞTIRMACI – GAZETECİLİK faaliyetine devam etmektedir. ANSAV STRATEJİK ARAŞTIRMALAR VAKFI Başkan Yardımcılığı görevinin yanı sıra yayınlanmış üç tane kitabı ” Yüzyılın Hilesi Sandıktaki Hülle ; Yeşil Hücreler ; RABITA ‘Uğur Mumcu’dan sonra ” kitaplarının yazarıdır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ