Alexa
Medya Siyaset

Demokrasi İçin

Demokrasi İçin

Bizler çok yoksul zamanlarda dünyaya geldik, ebeveynlerimiz zorlukların yoksullukların içinde büyüttüler bizleri. Öyle çok ve lüks mobilyalarımız yoktu, telefonlar yoktu, okul servisleri yoktu, çifter çifter ayakkabılarımız, giysilerimiz yoktu.

Lakin sevgimiz saygımız vardı. Büyüklerimiz saygı, küçüklerimiz sevgi görürdü. Herkes ama herkes, düşünceleri ne olursa olsun, tartışır fakat asla hakaret etmez, küfür bilmez, aşağılamaz, sadece fikir beyan eder ve konuşmaları saygı ile bitirirlerdi.

Komşularımız vardı bizim, ekmeğimizi aşımızı, acılarımızı, sevinçlerimizi paylaştığımız.

Sokak çocuklarıydık biz, top oynarken camları kıran, ip atlarken düşüp bacağını yaralayan, körebe oynarken en sevinçli kaçışları yapan, saklambaç oynarken, komşunun çamaşırlarının arkasına saklanan, ayaklarını unutan masum, içten sevgi dolu sokak çocukları.

Aşklarımız vardı bizim, sadece pencereden bakıştığımız, yan yana gelmeye korktuğumuz, elini tutmak mı! İmkansız. İşte öyle masum, öyle yitirilmemiş, öyle harcanmamış aşklarımız.

Ne çabuk ve ne de acımasız geçti yıllar. Eskiye dönüp baktığımda özlediğim çok şey var.

Hepimizin, hepinizin özlem duyduğu geçen yıllar.

Ülkemizi yönetenler vardı, televizyon ekranında izlerken, fikirlerine katılmasak dahi saygı duyduğumuz, saygılı, görgülü…

Gazetecilerimiz vardı, özgür, cesur, halkın dertlerini, ülkenin sorunlarını sorabilen, yazabilen, siyasetçilerin, gazetecilere saygılı olduğu  ve her sorulan soruya  cevapların verildiği. Mangal yürekli , değerli Uğur Mumcu gibi, değerli Necip Hablemitoğlu gibi….

2000 li yıllardan sonra hızla değişti her şey…

Yüzeyde görülen değişim, gelişim gibi geldi, oysa ki sadece yüzeyseldi. Maddenin maneviyatın önüne nasıl geçtiğine şahit olduk ne yazık ki.

Çıkar ilişkileri, din istismarı, kadın cinayetleri, namusu kadın üzerinden yürüten, milletin hakkına tecavüz eden, çocukların hakkını, kendi hakkı gören, babalar gibi satarız diyerek, babalarının malı gibi milletin varlıklarını satan ve bunlara göz yuman çıkarcı güruhun elinde oyuncak olmak, aklımızla dalga geçen yüksek makamlı beyefendilerin ilişkileri…şahit olduk ne yazık!

İktidarın fütursuz yaptırımlarına hiçbir yaptırım bulamayan muhalefette suçlu.

Tıpkı suskun kalan bizler gibi.

Ders çıkaramadık, ders almadık, çözüm bulamadık.

Yeni kurulan partilere de güven eksikliğinin sebebi oldular ne yazık.

İyi partinin kuruluşunda ümitlendik, çalıştırılmadılar, medyada yer alamadılar, sesleri sadece seslerinin çıktığı yerde kaldı, ne yazık!

Yerel seçimlerde İstanbul, Ankara, Mersin, İzmir gibi büyük şehirlerde  belediye başkanlıklarını alan değerli başkanlarımıza da aynı zihniyetin, çalıştırmama, medya kısıtlaması, ve itibarsızlaştırma çabalarına şahit oluyoruz, ne yazık!

Memleketin çıkarlarını düşündüğünü söyleyen hükümet, tecrübelerden fayda sağlamak yerine, düşmanca tavır aldı, aşağıladı, hakaret etti. Düşmanın dahi yapmayacağı kötülüğü yaptılar hem ülkemize hem seçilmiş belediye başkanlarımıza.

Şimdi yeni bir oluşum başlıyor, ‘’ Çoban Ateşi’’ hareketi.

Kurucusu değerli Bakan Rıfat Serdaroğlu.

Muhteşem devlet yönetim bilgisine, tecrübesine, milli duruşuna, yazılarından da anlaşıldığı gibi cesaretine güven duyacağımız, ülke yönetimine katkısının yadsınamaz olduğuna inancımız olan değerli bir devlet adamı.

Partileşme sürecine giren bu oluşumun özlemini duyduğumuz eski güzellikleri getireceği ümidi ile sayın Rıfat Serdaroğlu’na saygılarım ile başarılar diliyorum.

‘’   Bizler, ‘’Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk Halkına Türk Milleti denir’’ iddiası taşıyan ve toplumun tümünü kucaklayan bir anlayışla ülkemizi yönetecek ve kalkındıracağız…Ne Arap milliyetçileri, ne saraya esir düşenler, ne hayal aleminde yaşayanlar, ne çıktığı ocağa ihanet edenler bizi bu kutlu yolumuzdan döndüremez…..’’ Rifat Serdaroğlu…   ÇAH Genel Başkan

Tüm kalbimle tüm sözlerine katıldığım değerli Serdaroğlu için tüm partiler demokrasi adına bu yeni oluşuma sıcak bakar ve kurucuları arasında bulunan değerli şahsiyetlerin tecrübelerinden faydalanmak için, Ülkemizin sorunlarına çare için destek verirler.

Çoğulcu katılımın değerini bilmek, demokrasiye en büyük katkıdır, unutmamak gerek.

‘’ Ne Mutlu Türk’üm Diyene’’ sloganı ile yola çıkan Çoban Ateşi’ne bir Türk kadını olarak sonsuz saygılarımla…

YAZIYI ERHAN GÖKAY AKSOY’UN SESLENDİRMESİYLE DE DİNLEYEBİLİRSİNİZ

Ayşe Uçar

Ayşe Uçar

"Söz konusu vatansa,gerisi teferruattır diyen" Atatürkçü,Cumhuriyet kadını...
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Müslim inan dedi ki:

    Müthiş bir yazı aklınıza elinize sağlık, çok güzel özetlemişsiniz geçmiş yıllaramızı, ve çok iyi bugünki hayatımızı anlatmışsınız, Teşekkür ederim

BİR YORUM YAZ