Alexa
Medya Siyaset

“Demokrasi” Nedir, Ne Değildir…

“Demokrasi” Nedir, Ne Değildir…

“Milli İrade” ise, işte milli irade.

“Sandık” ise, işte sandık.

“Sonuç” ise, işte sonuç:

İpe un sermeyin, bahanelere sığınmayın.

Delil yok, dayanak yok; nereden baksan haksızlık, nereden tutsan hukuksuzluk.

İmamoğlu, hem sandıkta, hem vicdanda kazandı.

Demokrasi, işte böyle bir sistemdir.

Yenmek de var yenilmek de; kazanmak var kaybetmek de.

Siz kaybettiniz.

Hak edenin, hakkını veriniz.

Kabul edin, centilmen olun, kaideyi bozmayın.

Hani siz “çok demokrattınız.”

Hani siz “ çok özgürlükçüydünüz.”

Hani siz “ çok eşitlikçiydiniz.”

Hani siz çok “şeffaftınız.”

Hani siz “3 Y “(Yasak-Yokluk-Yolsuzluk) ile mücadele edendiniz.

Hani siz “temiz siyasetin”, “temiz ahlakın” temsilcileriydiniz.

Hani siz hakyemez, hukuku çiğnemezdiniz.

Hani millet ne derse o olacaktı.

Hani “Sandıktan” ne çıkarsa kabulünüzdü.

Hani “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindi.”

Patron milletti.

Ne oldu?

Niçin caydınız, niçin “mızıkçılık” ediyorsunuz.

Hevesin “tahta” çıkmak mıydı?

O sözler yalan mıydı?

***

Gülmece ustası, Aziz Nesin bir yazısında şöyle diyor:

“Bizde gelenektir; satıcılar, karpuzu kurabiye, hıyarı badem, kavunu reçel, balığın derya kuzusu, armudu tereyağı diye satarlar. Kimi iktidarlar da bu geleneğe uyup, zorbalığı demokrasi diye yutturmaya kalkarlar.”

Keşke, bu sözler çok gerilerde kalmış olsaydı.

Keşke, sadece gülüp geçseydik.

Kahroluyorum.

Demokrasimiz “lekeleniyor.”

Devletimiz, “itibar” yitiriyor.

Milletimiz “düşman” kamplara bölünüyor.

Yapmayın, milleti germeyin, tansiyonu yükseltmeyin.

Düşmanın ekmeğine bal sürmeyin.

Uğur Mumcu, seneler öncesinden uyarmıştı:

“Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek zorundayız. Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün de, demokrasinin de tek güvencesidir. Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline tek bir taş bile konmuş olamaz.”

***

Eski siyasetçi Emine Ülker Tarhan;“Demokrasi, seçimle gelen seçimle giden geçici iktidarlar demektir. Ancak, dünyada bazı olumsuz örnekler vardır ki, bu geçici iktidarlar mutlak iktidara birdenbire dönüşebilir. Bunun yolları da nasıl açılır biliyor musunuz?

Önce, özgür basın susturulur. Sonra, bağımsız yargı yargıç ve savcı ordularıyla ve iktidara biat eden militanlarla doldurulur. Ardından, sandıkla gelen o demokrasi nasıl bir mutlak iktidara dönüşür onun kitabı yazılır” demişti.

***

Demokrasi, istediğin durakta binip, istediğin durakta inilen “tranvay” değildir.

Demokrasi, güldür, çiçektir, ağaçtır, aştır, iştir; aşktır, sevdadır.

Demokrasi, su ister, hava ister, sevgi ister, saygı ister, özveri ister.

Demokrasi, iyi niyet, temiz ahlak, derin bilgi, engin hoşgörü ister.

Demokrasi, erdemli olmayı, vicdanlı kalmayı zorunlu kılar.

Demokrasi, bilgisiz, görgüsüz, vicdansız, hazımsız kişilerin elinde, zulüm makinesine dönüşebilir.

Dönüşmesin.

Mustafa Kemal Atatürk diyor ki; “Demokrasi düşüncesi sürekli yükselen bir deniz gibidir. Geçmişte birçok despot hükümet bu denizde boğulup gitmiştir. “

Medya Siyaset
Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ