Alexa
DOLAR 7,9567
EURO 9,4788
ALTIN 463,056
BIST 1325,47
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 16°C
Parçalı Bulutlu

Demokrasi Tramvayı

Demokrasi Tramvayı
08.05.2020 - 23:00
A+
A-

Geçen haftalarda Cumhuriyetin temel değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir dostum CHP yönetiminin etkisiz muhalefetini eleştirdiği bir mesaj atmıştı: “Son gelişmelere bakılırsa, çağdaş cumhuriyetin tasfiyesinde, CHP yönetiminin boş bakışları arasında, artık son aşamaya gelindiği görülüyor. Sıranın CHP’nin tasfiye edilmesine geldiğini düşünüyorum”.

Bu mesajın üzerinden ancak bir hafta geçmişken, Partili Cumhurbaşkanı,  önceki gün yaptığı konuşmada, “CaHaPe zihniyetine” çok ağır şekilde yüklendikten sonra, şunları söyledi:

“…….Siyasetin kalitesini artırmanın yolu, bu kirli zihniyeti ülkemizden tasfiye etmekten geçiyor. CHP yöneticileri ile aynı zihniyetin medyadaki ve diğer mahfillerdeki mensuplarını buradan bir kez daha ikaz ediyorum. Beyhude yere uğraşmayın…..”

Aslında bu sözler, tamamıyla gündemi değiştirmek, memorandum ilan edilip edilmeyeceğinin iktisatçılar arasında tartışıldığı bir sırada, ekonomideki batışın tartışılmasının önüne geçmek için söylenmiş sözlerdi ama Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili  Engin Özkoç hemen bu lafın üstüne atlayıp gürledi:

demokrasi ile yöneltildiğini iddia ettiğimiz bir ülkede ana muhalefet partisini … nasıl tasfiye etmek istediğinizi millete açıklamak zorundasınız”. 

Özkoç çok iyi niyetli, bunu yapmaya karar veren  hiç öyle bir zorunluluk falan duymaz da,  Türkiye’de, devletten evvel var olan  devleti kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ni kapatmaya kimsenin gücü yetmez demesi lazımdı ama bunu söyleyebilmek için  önce siyaset yapma tarzınızı değiştireceksiniz. Anayasadan kaynaklanan  bütün demokratik, haklarınızı kullanacaksınız. Bangır bangır her gün tarafsız ve yansız yargı önünde hesap soracağınızı söyleyeceksiniz. Bunu yapmaz iseniz, batan AKP İktidarı CHP’nin tasfiye edilmesinin bir “hukuki” yolunu, bugünkü yargı düzeni içinde  bulursa  eliniz kolunuz bağlı oturmaktan başka ne yapacaksınız?  O zaman Yanınızda duracak kimseyi de zor bulursunuz. Ve hele zamanında “Cumhuriyet Halk Partisi kapatılsın Vakıf olsun” diyenler, parti programına aykırı 1915 Ermeni tehcirinde bugünün Türkiye’sini  haksız olarak suçlayan, ayrılıkçılar yani  bugün baş tacı yaptığınız adamların hepsi gemiyi ilk terk edenler olurlar.

Allah’tan Özkoç’tan sonra diğer grup Başkan Vekili  Özgür Özel çıktıda “CHP’yi kapatmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini” söyledi. Baş tacınız Aralık Hareketi mensuplarının bu arada çıtı bile çıkmadı.

Cumhuriyet Halk Partisinin yapması gereken hemen en kısa zamanda, vakit geçirmeden temel hak ve hürriyetleri teminat altına alan, demokratik parlamenter rejime dönme yollarını gösteren bir anayasa taslağını halkın önüne koymaktır, tabii bu Aralık hareketi mensubu Anayasacılar ile yapılamaz. Mevcut anayasamızdaki “Atatürk milliyetçiliği”, “Türk Milleti” “Türk vatandaşlığı” kavramları ile sorunu olanlarla bir anayasa taslağı yazacak olursanız, hem Cumhuriyet Halk Partisi’nin şanlı tarihine ihanet edersiniz ve hem de  birilerinin  foyaları da iyice ortaya çıkar!

Böyle “demokratik bir ülkede” gibi süslü laflar  üreteceğinize  Alman papaz”  Niemöller’in hikâyesinden ders çıkartmaya çalışın.

Niemöller suskunluğun sonuçlarını “Naziler önce Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim. Sonra komünistler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü komünist değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, sendikacı olmadığım için yine sesimi çıkarmadım. Sonra benim için geldiler, ses çıkaracak kimse kalmamıştı.” diyerek anlatmıştı.

Ne demişti Abdüllatif Şener? “….Ya göstermelik bir seçim yapar. (Mısır’da yapılan göstermelik seçimler gibi)…….Orta Doğu yöntemi bir seçim mi olur?…. Veya hiç seçime de gerek yoktur. Kendisini 10 yıl, 15 yıl, 25 yıl devlet başkanı ilan etmişler var. Buna benzer bir yöntem önümüze gelir mi, gelmez mi bilmiyorum…. Ama bildiğim bir şey var, seçimi kaybetmemek için ne yaparım diye düşünüyordur”.

Bu ülkenin bekası için Cumhuriyet Halk Partisi olarak yapmanız gereken, demokrasi tramvayını Tayyip Bey’in hayal ettiği durağa gelmeden,çözüm üretmeyen laf ebeliğine dayanan pasif siyaset anlayışınızı değiştirmek olmalıdır.

Şahin Mengü

Şahin Mengü

Siyasetçi, avukat. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Serbest avukatlık, Türkiye Barolar Birliği Genel Sekreterliği ve Türk Eğitim Derneği Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. 23. Dönem CHP Manisa milletvekili.
Şahin Mengü Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.