Alexa
Medya Siyaset

Deniz Şehitlerinin Mezarı Denizlerdir

Deniz Şehitlerinin Mezarı Denizlerdir

67 yıl önce bugün,Dumlupınar Denizaltımız NATO’nun Akdeniz’de icra edilen Blue Sea adlı tatbikatından dönerken,Çanakkale Boğazı’nda,İsveç bayraklı Naboland yük gemisi ile çarpışarak batar.

 Dumlupınar,1944’de ABD’de inşa edilmiş,Balao sınıfı dizel-elektrik tahrikli bir denizaltıydı. 1950’de,Türk Deniz Kuvvetleri’nin envanterine girmeden önceki adı ise USS Blower’dı.

Dumlupınar, Türk Bayrağını taşımaya başlayalı daha üçyıl dolmamıştı ki, 4 Nisan 1953’de, sabaha karşı saat 02.10’da,Çanakkale Boğazı’nın en dar yeri olanNara Burnu açıklarında,Naboland ile çarpıştı. I. İnönü Denizaltısı ile beraber tatbikattan dönüyorlardı. Önde Dumlupınar,arkada I. İnönü, intikal ediyorlardı. Naboland, baş torpido dairesinin sancak tarafından Dumlupınar’a çarpmıştı. Çarpışma esnasında yelken diye tabir edilen denizaltının köprü üstünden 8 denizci denize düştü. Bunlardan ikisi pervanelere takılarak, biri boğularak yaşamlarını yitirdi. Toplamdasadece 5 denizci kurtulabilmişti.

Denizcilerimizi Kaybettik

Çarpışma nedeniyle baştan aldığı yarayla Dumlupınar öylesine hızlı batmıştı ki, gemide bulunan 81 denizciden yalnızca 22’si su almayan ve sağlam kalan kıç torpido dairesine sığınabilmişti. Burada mahsur kalanlar, yardım alabilmek için battı şamandırasını su yüzüne fırlattılar.

Güneşin doğması ile beraber,su yüzüne atılan şamandıra görüldü.Saat 11.00 sularında, kurtarma çalışmalarını yapacak olan Kurtaran gemisi kaza mahalline geldi. Kurtarma çalışmaları 72 saat boyunca, aralıksız sürdürüldü. Şiddetli akıntı, derinlik, şamandıra telinin kopması ve daha bir sürü şanssızlıklar nedeniyle kurtarma çalışmaları başarılı olamadı ve denizcilerimizi kaybettik.

Denizciler, Demir Yığınlarına Can ve Ruh Verir

Denizcilik, gerçekten zor iştir. Yürek ister, bilek ister, kafa ister ve sevgi ister. Gemiler, esasında cansız demir yığınlarıdır. Bu cansız demir yığınlarına can ve ruh veren; içinde yaşayan ve çalışan denizcilerdir. Dumlupınar’a da bu ruhu ve canı verdiler. Ama elim bir kaza neticesinde, onunla birlikte mavi suların derinliklerine gömüldüler.

Esasında; deniz şehitlerinin gerçek mezarı, engin denizlerdir.1081’de başlayan Türk Denizciliği, aradan geçen yaklaşık bin yıl içinde nice kahramanlıklara ve zaferlere imza atarken, kimi zaman mağlubiyetler de yaşamış ve acılar da çekmiştir. Koyun Adaları’ndan, Cerbe ve Preveze’ye, Lepanto’danKıbrıs ve Malta kuşatmalarına, Çeşme’den Navarin ve Sinop’a, Ertuğrul’dan Kocatepe’ye kadar çok sayıda denizcimizin mezarıdır, şehitliğidir mavi denizler.

Vatan Sağ Olsun!

Berke İnel; Dumlupınar ile beraber denizlere gömülen ve mezarı denizler olan Şehit Astsubay Sait Yıldırım’ın kızı. Babasını Dumlupınar ile beraber tatbikata göndermeden önce yaşadıklarını şöyle anlatıyor; “O gün, okula gidecektim. Tam çıkacağım sırada geriye döndüm ve koşa koşa babamın yanına gelip sarıldım. ‘Babacığım n’olur gitme. Ben senin gitmeni istemiyorum’ dedim. Bana döndü ve ‘Gitmem gerek. Bir gün anlayacaksın. Vazife çok kutsaldır ve ben bir askerim, gitmem gerek’ dedi. Gidiş o gidiş…”

 Dumlupınar, her geçen dakika yaşam umudunu kaybetmesine rağmen Çanakkale Boğazı’nın derin sularından su sathına yükselen Astsubay Selami’nin “Vatan Sağ Olsun” sesinde somutlaşan kahramanlıktır. Dumlupınar,“Ah Bir Ataş Ver” ile sonsuza kadar gözlerimizden yaşlar süzülerek söyleyeceğimiz türküdür. Dumlupınar,sevgilisiyle ışıldakfener ile mors alfabesiüzerinden haberleşen, sahilden gelen “seni seviyorum” mesajına “sonsuza kadar” yanıtını veren ve sevgisiyle beraber denizin derinliklerine gömülen denizciyle hazin bir aşk hikâyesidir.

Dumlupınar’da yaşamlarını kaybeden denizcilerimizi, onların indinde tüm Deniz Şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Ruhları şâd olsun.

YAZIYI ERHAN GÖKAY AKSOY’UN SESLENDİRMESİYLE DE DİNLEYEBİLİRSİNİZ

ETİKETLER:
Türker Ertürk

Türker Ertürk

1957 yılında Trabzon’da doğan Türker Ertürk, ilköğrenimini İstanbul’da, orta öğrenimini ise Ankara ve Trabzon’da tamamladı. 1971'de Heybeliada’da bulunan Deniz Lisesi'ne başladı. Lise ve müteakiben o zaman yine Heybeliada’da bulunan Deniz Harp Okulu mezuniyetinin ardından, 1979 yılında subay olarak donanma saflarına katıldı. 2008 – 2010 yılları arasında Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevini yaptı. Bu görevde de birçok projenin gerçekleşmesini sağlayan Ertürk, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı icra edilen psikolojik savaşta komutanlarının bu süreci iyi yönetemediği ileri sürerek 9 Ağustos 2010 tarihinde istifa etmiş ve mücadelesine siyasi yaşamda devam etme kararı vermiştir. Türker Ertürk askerlik mesleğinden ayrıldıktan sonra birçok televizyon ve radyo programına katılmış, makaleleri yayınlanmış, çok sayıda konferansta konuşmacı olarak katılmıştır. Özden Ertürk ile evli olan Türker Ertürk'ün Deniz Sinem Ertürk İlhan ve Berrak Ertürk adlarında iki kız çocuğu vardır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ