Alexa
Medya Siyaset

Deprem…Sesimizi Duyan Var mı?

Deprem…Sesimizi Duyan Var mı?

                          “Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur” 
Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Memleketimiz temelinden yıkılmaya 2002 de başladı. Bu ‘’ Deprem’’ yıktı  geçiyor. Çoğumuz hissetmedi, nasıl yavaş yavaş sarsıldığımızı, yavaş yavaş , alıştıra alıştıra çöktüğümüzü. Oysa ki artık dayanacak gücü kalmadı kolonların, çatladı, çatladı, çatladı ve büyük yıkıma yaklaştı. Tıpkı İstanbul  gibi, tıpkı İstanbul’un  çöküşü gibi.

Öyle yavaş yavaş, öyle sinsice geldi ki deprem, hissettirmeden yaklaştırdı son kırılmayı. Kimseler dur!diyemedi, kimseler, neden? diyemedi, kimseler engelleyemedi, sanki Allah emriymiş gibi, sanki gerçek zelzele gibi. Deprem öncesi durgunluk, sakinlik, puslu hava vardı oysa.

‘’ İstanbul’a ihanet ettik ‘’ diyenler vardı. Ve alkışlayanlar.

O alkışlayanlar hiç bitmedi, sahne değişti, oyuncular değişti, sözler değişti, lakin özlerindeki  vatana ihanet kurguları değişmedi. En büyük fay hattını kurdular, canları istediğince sarstılar, vurdular sağa sola, kırıp döktüler. Can derdine düşenler göremediler, Vatan parçalanıyordu oysa, yavaş yavaş veriyorlar toprakları, ufak sismik hareketler gibi. Politikalarını üzerine inşa ettiler fay hattının, açlık ile, işsizlik ile, yokluk ile. Satarak tüm varlıklarımızı, sağlamlaştırdılar kendi binalarını, kendi varlıklarını.

Yıkıntılar altında kaldıkça başladı isyan, yıkıntılar altında kaldıkça başladı çaresizlik, yıkıntılar altından çıkmaya çalıştıkça battık , üstümüze üstümüze geldi artçı depremler, ve biz sessiz çığlıklarda boğulduk.

İçerideki cephe sustukça arttı sarsıntılar, önlem almadıkça biraz daha gömüldük, biraz daha nefessiz kaldık.

‘’SESİMİ DUYAN VARMI?’’ diyerek , usulca seslendik, bir el bekledik çaresiz, bizi bu çukurdan, bu yıkıntıdan çıkaracak. Oysa ki , öğrenmeli, bilmeliydik, avazımız çıktığı kadar bağırmalıydık depremden önce.

Şimdi depremler  oluyor yüreğimizde, sismik depremler kadar acı, yıkıcı.

Gecenin karanlığı çökmüş gündüze, geceye dönmüş yıkıntıların içi, karanlık, kapkaranlık olmuş etrafımız, bir küçük ışık, bir nefeslik boşluk, bir umut’luk ses arıyoruz .

Minicik bebelerimizin, çaresiz o minicik ellerini gördük, gencecik bedenlerin toz içinde çaresiz yüzlerini gördük, anne, babaların birlikte çöküşünü, ölümünü gördük. Toplu halde gömüldüklerini, acı veren ağır kokularını, çürümüş bedenlerini gördük. Çürümüşlüğün içinde çürümeye doğru giderken, sessizliği, suskunluğu görüyoruz şimdi. Bedenimizin yarısı bataklıkta iken, bataklığı kurutmak yerine,  kurtarılmayı bekleyip öldük.!

Hem siyasi depremlerde, hem jeolojik depremlerde ölüyoruz.

SESİMİZİ DUYAN VARMI?……

YAZIYI ERHAN GÖKAY AKSOY’UN SESLENDİRMESİYLE DE DİNLEYEBİLİRSİNİZ

 

Ayşe Uçar

Ayşe Uçar

"Söz konusu vatansa,gerisi teferruattır diyen" Atatürkçü,Cumhuriyet kadını...
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Polat dedi ki:

    Emegine kalemine sağlık Ayşe can

  2. ZuzuZmrt dedi ki:

    Bağıra bildiğimizde bağıranların sesleri duyuldu duyulmasına da, hepsi terörist, vatan haini, meczup, çapulcu, çöp, aşağılık mahluk, şerefsiz, din düşmanı, adi, haşhaşı, ayyaş, yalancı, gafil damgası yedi…
    Önce milletimizin birbiriyle barışması lazım. Önce şu nefret söylemlerinden kurtulmamız lazım. 🙏

BİR YORUM YAZ