Alexa
DOLAR
7,4868
EURO
9,0057
ALTIN
408,83
BIST
1.538
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Az Bulutlu
18°C
İzmir
18°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
18°C
Pazar Parçalı Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
14°C

Devlet Adamı Olabilmek

Devlet Adamı Olabilmek

Salı günkü yazısında Yılmaz Özdil Türkiye’nin sorunun devlet adamı eksikliği olduğunu yazarken Platon’un devlet adamı tarifine yer vermiş. Platon’a göre, Devlet adamının eğitimli,deneyimli, adil olmalıdır,  dediğini yazmış. Devlet adamı olabilmek için elbette bu üç kıstas çok önemli ama bana göre eksik.

Şöyle ki; eğitimi sayesinde deneyimlerinden istifade ederek ufkun ötesini görebilen adamdır, devlet adamı

Maalesef son 30 yıldır, Türkiye de bunun sıkıntılarını çekiyoruz. Belki Sayın Ahmet Necdet Sezer gibi istisnalar oldu ama onları da  dinlemediler.

Eğitimli olmak tek başına yeterli değil, eğitimli olmanın yanında deneyimlerinden istifade ederek ufkun ötesini görebilen insan olmak gerekiyor.

2002 de oluşan parlamentonun aritmetiği Anayasa değişikliği yapabilmek  için Cumhuriyet Halk Partisi’nin desteğini  şart kılıyordu.

İşte böyle bir TBMM oluşumu  içinde, görsel basının denetçisi konumundaki Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun yapısı, 2005 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nin destek ve onay vermesiyle, Anayasamızın 133. Maddesine eklenen bir fıkra ile, TBMM’deki siyasi parti gruplarının milletvekili sayısı esas alınarak Meclis Genel Kurulunca seçilmesi bir anayasa hükmü haline getirilmiştir.

Yani eskiden uzmanlar seçilirken bu değişikliklerden sonra partililer seçilir hale geldi

Bu madde ortada olduğu müddetçe kim iktidar olursa RTÜK’e onun egemen olacağı ve iktidara göre, kendilerine muhalif olan televizyon kuruluşlarına hayat hakkı tanımayacağını zamanında görememek büyük aymazlıktır.

Platon’un tarifindeki gibi sadece eğitimli ve deneyimli olmak ta devlet adamı olmak için kafi değilmiş bunu yaşayarak görüyoruz.

Radyonun iktidarın borazanı olduğu günleri yaşamış bazı siyasilerin, bu anayasa değişikliğini yaparken bugünkü tehlikeleri görememeleri, ne eğitimsizliklerinden ne de deneyimsizliklerinden, sadece ufkun ötesini görememelerinden kaynaklanmıştır.

İktidarın güdümündeki bu kurumun, demokratik bir ülkede düşünce ve ifade özgürlüğü içinde kabul edilecek bir düşünce açıklamasından bile rahatsız olup, o televizyon kuruluşlarına ne cezalar verebildiklerine tanık oluyoruz. Nitekim Tele1’e verilen akıl almaz ceza gibi.

Demokratik bir ülkede, bir siyasetçinin çıkıp siyasetteki ve basındaki virüsler temizlenecek şeklinde bir ifadesi karşısında toplumun anayasal hakkını kullanarak tepki vermesi gerekirdi.

Bir kısmımızın körü körüne hayran, bir kısmımızın da körü körüne düşman olduğumuz ABD’de Donald Trump böyle bir laf ettiği zaman toplumdan ve siyaset kurumundan  sert tepki geliyor. İngiltere’de, Fransa’da  siyasi liderler böyle bir söz sarf edebilirler miydi  ya da etseler basının ve siyasetçilerin tepkisi ne olurdu.

Siyasette en kolay iş haftanın muayyen günlerinde televizyona çıkıp, siyasi iktidarı eleştirmektir.

Zor olan ve yapılması gereken sahaya çıkıp halkın arasına girerek, sorunları anlatmaktır.   Onların demokratik ve yasal tepkilerini hayata geçirmektir.

Nitekim, bunun son örneği Ankara’dan İstanbul’a olduğu için, yönü yanlış bile olsa adalet yürüyüşüdür. Milyonlara anayasal, demokratik hakkını kullandırmıştır

Bugün ufkun ötesini görebilmek derken, evvela Uzanlar’a, sonra Aydın Doğan’a siyasi ve ekonomik saldırılar yapılırken, bu toplum ve muhalefet sessiz kalarak büyük hata yaptıklarını ve de  özellikle dönemin siyasetçilerinin ufkun ötesini göremediklerini anlatmaya çalışıyoruz.

Bize de rakip olur  diye Uzanlar’a yapılan saldırıya sessiz kalındı,  Aydın Doğan’ın her odasından müfettişler çıkarken, sessiz kalındı, şimdi basına baskı yapıldığından dert yanılıyor. Ama artık çok geç. Bunun tek sorumlusu yapılan hukuksuzluklara, haksızlıklara zamanında karşı çıkmayan siyaset adamlarıdır.

İşte gerçek devlet adamı haksızlık, hukuksuzluk kime karşı yapılırsa yapılsın tepki gösteren insandır.

Hele bu haksızlık, hukuksuzluk, hukuk kullanılarak yapılıyorsa bu tehlikenin en büyüğüdür. Zira hukuk bir kere çiğnenmeye başlarsa herkes için nerede duracağı bilinmez.

İşte devlet adamı ülkesinde gelişen olayları, doğru tahlil edip ufkun ötesini gören insandır.

Son otuz yıldır maalesef ülkemizde ufkun ötesini de görebilen siyaset adamı yetişmedi. Bugün yaşadığımız sıkıntıların temelinde bu yatıyor.

 

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.