Alexa
Medya Siyaset

Devrimci Atatürk (4)

Devrimci Atatürk (4)

Tarih 8 Ağustos 1928…
Atatürk’ün görevlendirdiği Harf Komisyonu Başkanı Falih Rıflı Atay Dolmabahçe’de çalışmaktadır.
Atatürk, Falih Rıfkı Atay’ın yanına gider ve Falih Rıfkı Atay’a yardımcı olur.
Eski alfabedeki harfin, yeni alfabede karşılığının ne olacağı üzerinde konuşurlar.
Çalışmanın sonuna doğru Atatürk:
“Çocuk, bugün iki yere çağırılıyız, önce Sarayburnu’nda bir halk eğlencesi, sonra Büyükada’da bir davet var” der.
Önce Sarayburnu’na giderler.
Sarayburnu’nda bulunan halk, Gazi’yi çoşkuyla karşılar.
Kendisi için ayrılan yere oturan Atatürk, bir süre eğlenceyi izledikten sonra yanıdakilere dönüp; “Kimde defter var?” sorusunu sorar.
Hemen bir defter bulunur ve Atatürk’e verilir.
Atatürk, deftere bir şeyler yazar, yazdığı defter sayfasını koparıp Falih Rıfkı Atay uzatır; “kimseye göstermeden bunlar göz gezdir, sana okutacağım” der.
Falih Rıfkı Atay yeni harflerle yazılmış satırları içinden okur ve Atatürk’e geri verir.
Atatürk, halkı selamlıyarak konuşmaya başlar:
“Sevgili arkadaşlarım, yanınızda ne kadar mutlu olduğumu anlatamam… Sevinçliyim, duygulandım, mutluyum. Bu durumun bana esinlediği duyuşları karşınızda ufak notlar halinde saptadım. Bunları içinizden bir yurttaşa okutacağım… Kim okumak ister?”
Kalabalık arasında bulunan bir genç koşarak Atatürk’ün yanına gelir, kağıdı alır, derin bir soluk aldıktan sonra elindeki kağıda bakar… bir daha bakar… tekrar bakar… okuyamaz.
Atatürk, araya girer:
“Yurttaşlar, bu notlarım asıl, gerçek Türk harfleriyle yazılmıştır. Kardeşiniz bunu hemen okumaya girişti, biraz çalıştıktan sonra birdenbire okuyamadı. Kuşkusuz okuyabilir. İsterim ki, bunu hepiniz beş on gün içinde öğrenesiniz…
Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Bizim güzel, uyumlu, zengin dilimiz, yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Yüzyıllardan beri kafamızı demir bir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak ve bunu anlamak zorundayız. Anladığınızın izlerine yakın zamanda bütün evren tanık olacaktır. Buna kesinlikle inanıyorum. … Yeni Türk alfabesiyle yazdığım bu notları bir arkadaşa okutacağım, dinleyiniz!”
Atatürk, kağıdı delikanlıdan alıp, Falih Rıfkı Atay’a verir.
Falih Rıfkı Atay, Türkçe Alfabe harfleriyle yazılan yazıyı, yüksek sesle okumaya başlar.
Büyük bir alkış tufanıyla karşılanan bu satırlar, Türkçe harfleriyle yazılıp, doğrudan halka okunan ilk söylev olmuş ve o günden sonra bütün Türkiye büyük bir dersane, Atatürk de Türkçe alfabenin öğretmeni olmuştur.
Başbakan’ı, bakanları, milletvekillerini sınava tabi tutuyor, onlara yeni alfabenin en kolay ve en hızlı bir biçimde nasıl öğrenileceğini anlatıyordu.
Yerel yöneticilere çektiği telgraflarda “Yeni yazımızı, tarlalarda çalışan çiftçilerimize, sürüleri başında dağlarda dolaşan çobanlarımıza kadar en az bir zamanda yaymaya çalışmak, herkesin vicdan ve milli haysiyet borcu” olduğunu hatırlatıyordu.
Meclis’te yaptığı konuşmasında:
“Büyük Türk milleti cehaletten az emekle kısa yoldan ancak kendi güzel ve asil diline kolay uyan böyle bir vasıta ile sıyrılabilir” demişti.

KAYNAK: Büyük Atatürk’ten Küçük Öyküler / Süleyman Bulut

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ