Alexa
DOLAR
7,4294
EURO
8,9820
ALTIN
412,55
BIST
1.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Parçalı Bulutlu
16°C
İzmir
16°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
13°C
Salı Çok Bulutlu
13°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
15°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C

Diplomasi

Diplomasi

“ Ey oğul;Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârlarında savrulur gidersin. “

Bilenler bilir, bilmeyenler için söyleyelim. Yukarıdaki sözler Şeyh Edebali’nin Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’e verdiği Öğüt’ten alınmıştır.

Klasik bir söz olacak ama yineleyelim. Ülkemiz bugün tarihinin en zor, en çalkantılı bir sürecin içerisinden geçiyor dersek sanırım abartmış olmayız.

Dünyada bir tek dostumuz kalmadı derken yalan söylemiş mi oluruz?

ABD de ile S-400 sürtüşmesi sürüyor. Halk Bankası davası başlayacak gibi görünüyor. Avrupa Birliğiyle Yunanistan’ın ittirmesi sonucu; doğu Akdeniz/mavi vatan, Kıbrıs ve ege sorunları, hemen güneyimizde yaratmak zorunda kaldığımız sıcak savaş.Libya’da başlattığımız savaştaABD, Rusya, Mısır, Suudi Arabistan, İsrail, Yunanistan, gibi ülkelerle ile çatışıyoruz.

Yukarıda saydığımız sorunları sıfır dost ile çözeceğiz öylemi?

Düşman demeyelim ama bazıları ile kırk yıllık müttefik olduğumuz karşımızdaki bu ülkeler, bize neden düşman gibi davranıyorlar?

İnanıyoruz ki bu davranışlarının nedeni büyük ölçüde tarihin derinliklerinde yatıyor. Bunu bir tarafa yazalım.

Bu insanların; “Türklerin bastığı yerde ot bitmezmiş algısı ile büyüdüklerini “, ek olarak bir İslam Ülkesi olduğumuzu da unutmamalıyız.

Ama bu günkü yalnızlığımızı sadece tarihin derinliklerinde aramaya devam edersek hiçbir sorunumuzu çözemeyeceğimizi unutmadan, bu olumsuz algıyı her zaman olmasa de bazen bizim de körüklediğimiz gerçeğini göz ardı etmemeliyiz.

İnanıyoruz ki onlardaki bu olumsuz algıyı; ilişkilerimizde dikkatli ve yapıcı olup, aynı zamanda tam vaktinde davranışlar gösterirsek tersine çevirebiliriz, hatta birçok kez çevirdik diye düşünüyorum.

Aslında bizi içlerine almayı düşünmeyen AB ile müzakereler sürdürülürken; Ecevit’in başbakan, İsmail Cem’in Dış İşleri Bakanı olduğu dönemde, karşımızdakilere Kıbrıs şartını koymuştuk. Bu şart mealen şöyle idi: “ bizimle AB müzakeresi yapacaksanız, müzakere masasına Kıbrıs konusunu getirmeyeceksiniz. Aksi durumda o masada biz oturmayız. “

Bu şartı çiğneyen AB yetkililerine şartımızı anımsatan Ecevit hükümeti blöf yapmadığını kanıtladı ve Tony Blair’in de içinde bulunduğu AB heyeti, gece yarısından sonracümbür-cemaatözel uçak kaldırıp Ankara’ya gelerek geri adım atmak zorunda kalmışlardı anımsarsanız.

Bu olay basiretli devlet ve dış politika yönetimine güzel bir örnektir.

Halen okumakta olduğum başarılı, emekli diplomatlarımızdan Onur Öymen’in BASKILARA DİRENİRKEN isimli kitabından alıntıladığım bazı yaşanmışlıkları bilgilerinize sunmak istiyorum.

( Oysa Türk – Yunan ilişkilerinin yakın geçmişinde farklı durumlar yaşanmıştı. Yunanistan’ın savaş yıllarında başbakanlığını yapan Elefterios Venizelos 1930 yılında Ankara’ya yaptığı ziyaret sırasında Atatürk’ün liderliğindeki Türkiye’nin barışçı politikalarından çok etkilenmiş, hatta Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermişti. İkinci Dünya Savaşından önce Avrupa Birliği’nin temellerini atmaya çalışan, bu amaçla Avrupa ülkelerinin liderleriyle görüşmeler yapan Avusturya asıllı Kont Richard von Coudenhove-Kalergi Yunanistan Başbakanı Venizelos’a da teklifte bulunmuş ve Yunanistan’ın da kurulacak Avrupa Birliği’ne katılmasını önermişti. Kalering anılarında yazdığına göre Venizelos “ Bir şartla katılırız: Türkiye bizden önce katılacak. Türkiye’de Atatürk’le yaptığım görüşmelerden çok etkilendim. Böyle bir lidere sahip olan Türkiye mutlaka kurulacak Avrupa Birliğinde yerini almalıdır demişti.

Yunanistan’ın 1 Ocak 1981 de AB ye üye olduktan sonra yaptığı ilk icraat IV. Mali protokol çerçevesinde Topluluğun Türkiye’ye taahhüt ettiği 600 milyon avronun verilmesini engellemek oldu. Sayfa: 185 )

Neredeee….n- nereye değil mi?

Onlarda ve bizde eksik olan ne? Bir Atatürk ve bir Venizelos’tan başka?

Venizelos’u bu noktaya kadar çeken Atatürk Ege adalarını Lozan’a rağmen Yunanlara vermeyi mi vat etmişti diyesi geliyor insanın.

Kurucularımız Atatürk ve İnönü; Antakya’yı ana yurda kattılar, Boğazlar sözleşmesindeki isteklerini yedi düvele kabul ettirdiler. Bunları yaparken bir tek tabanca patlatmadılar, DİPLOMASİYİ ve TSK nın caydırıcı gücünü kullandılar, diyelim ve Şeyh Edebali’yi bir kez daha rahmetle analım.

“ Ey oğul; Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârlarında savrulur gidersin. “

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.