Alexa
DOLAR 8,0867
EURO 9,5626
ALTIN 494,756
BIST 1144,45
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 25°C
Mevzi Sağanak

Bir Diplomatın Görüşleri | Şahin Mengü

Dış Politika

Bir Diplomatın Görüşleri | Şahin Mengü
10.10.2017 - 0:15
A+
A-

 

Dış Politika …

Hayatının 40 yılını hariciyeye vermiş bir dostum, Türk Dış Politikasındaki yanlışları, hataları anlatan bir mektup yollamış. Sütunumun el verdiği ölçüde özetleyerek siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim

“Cumhuriyet’in en temel dış politika ilkelerinden birisi komşuların iç işlerine karışılmaması ve Arap ülkeleri arasındaki ihtilaflarda taraf olunmaması idi.

Cumhuriyet’in dış politika uygulayıcıları, güney sınırlarımızdaki ülkelerin toprak bütünlüğünün korunmasına özel titizlik gösterdi. Zira, o ülkelerin toprak bütünlüklerinin bozulmasının nihayetinde Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehlikeye düşüreceği açıktı.

Bu ilke ve duyarlılıkları ilk olarak “bir koyup üç almak” hayaliyle, 1991’de ABD’nin peşinden giden Turgut Özal bozdu. Sonucunda, Türkiye’ye tehdit oluşturacak şekilde Irak fiilen bölündü.

ABD benzer oyunu 2011’den itibaren Suriye’de sahneye koydu. AKP iktidarı, “Osmanlıcılık” hayaliyle ABD’nin peşine takıldı.

CHP’ne düşen, Irak örneği de ortada iken, sağlamlığı denenmiş cumhuriyet ilkelerine sıkı sıkıya sahip çıkmak, Suriye’ye yabancı müdahalelere ısrarla karşı durmaktı.

Ne yazık ki, CHP, Kılıçdaroğlu yönetiminde 1920’lerde, 1930’larda kendi koyduğu ilkelere ihanet etti. ABD’nin bölgesel hedefleri ile uyumlu tutum izledi.

Şimdi CHP sözcüleri Suriye politikasının sürüklendiği vahim nokta karşısında yeri geldikçe “biz uyarmıştık” diyorlar.

Gerçek şu ki, “dostlar alış-verişte görsün” misali etkisiz ve çelişkili laf ebeliği dışında bir faaliyetleri olmadı. Yaşamsal sorunlara yol açacağı başından belli olan bu politikaları ülke gündeminin en üst sıralarına taşımadılar. Halkta bir farkındalık yaratmadılar.

Başbakan Erdoğan’ın “NATO’nun Libya’da ne işi var” demesinden bir gün sonra, Kılıçdaroğlu, 1 Mart 2011’de yaptığı açıklamada şunları söyledi:

‘NATO’nun Libya’da ne işi var’ diye bir cümleyi ben kurmam..Hiçbir ülkeye dışarıdan müdahaleyi ilke olarak doğru bulmayız…..Ama uluslararası camianın duyarlılıklarıyla, olayların çıktığı ülkedeki halkın talepleri örtüşürse yeni gelişmeleri beklemek doğaldır. İnsanların öldürülmesine 21. yüzyılda insanlar seyirci kalmazlar, baskıcı rejimler olmamalıdır

İnanması imkansız, ama, Kılıçdaroğlu’na göre, emperyalistlerin “duyarlılıklarıyla” Libya halkının talepleri örtüşmüştü, yani, Libya halkı dış müdahale istiyordu. Kılıçdaroğlu, Libya’ya uluslararası müdahalenin, Suriye’nin iç işlerine karışılmasının öncüsü olacağını göremedi veya görmek istemedi. Libya’nın dağıtılmasına yeşil ışık yaktı.

Bu anlayıştaki birisinin, emperyalizme karşı dünyanın ilk mücadelesini başarıyla vermiş olan Mustafa Kemal’in koltuğunda oturuyor olması hüzün verici idi.

Nitekim, Suriye olaylarının daha başlarında, Kasım 2011’de, CHP Genel Başkan Yardımcısı partisi adına AKP’nin elini çok rahatlatan ve bölgesel projeleri olan emperyalist ülkelerin de muhakkak hoşuna giden çok kritik bir açıklama yaptı.

Genel Başkan Yard., o açıklamasında, Esad’ın gitmesi hedeftir ve CHP de bu hedefe katılmaktadır” dedi. Hükümetin Suriye’deki muhalefete sahip çıkmasına ve muhaliflerin ülkemizde toplantı yapmalarına izin vermesine de yeşil ışık yaktı. (CHP sözcüsü hükümete, Suriye’nin iç işlerine karışmaması tavsiyesinde de bulundu. Ancak, önceki söylediklerinden sonra bunun bir anlamı yoktu)

Genel Başkan Yardımcısının, Türkiye’de toplanmalarına izin verilen “muhalefet”in Esad’ı silahla devirmeyi amaçlayan ve yabancılardan oluşan “muhalefet” olduğunu, silahsız yurt içi muhalefet ile Esad’ın o sıralarda esasen bir diyalog içinde bulunduğunu bilmemesi mümkün değildi.

Nitekim, ülkemizde toplantılar düzenlemelerine izin verilen “muhalefet” içinden İŞİD ve benzeri terör örgütleri üredi.

Hal böyle iken, Kılıçdaroğlu sonraki yıllarda, hükümeti, “radikal unsurları silahlandırıp Suriye’ye göndermekle” suçladı. Önce “muhaliflerin” Türkiye’de toplanmasına yeşil ışık yakıp sonra da bunu elleştirerek derin bir çelişki sergiledi.

 

Şahin Mengü

Şahin Mengü

Siyasetçi, avukat. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Serbest avukatlık, Türkiye Barolar Birliği Genel Sekreterliği ve Türk Eğitim Derneği Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. 23. Dönem CHP Manisa milletvekili.
Şahin Mengü Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.