Alexa
DOLAR
8,1403
EURO
9,7109
ALTIN
453,24
BIST
1.376
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Çok Bulutlu
21°C
İzmir
21°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Gök Gürültülü
20°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
21°C
Cuma Parçalı Bulutlu
21°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
23°C

Doç.Dr. Zülfiye Acar Şentürk :“Kadınlar özgür olursa dünya yerine oturmuş olur”

Doç.Dr. Zülfiye Acar Şentürk :“Kadınlar özgür olursa dünya yerine oturmuş olur”

Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Doç.Dr. Zülfiye Acar Şentürk İlk Ses haber sitesinde yayınlanan söyleşide dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Sultan Gümüş ile gerçekleştirdiği söyleşide Zülfiye Acar Şentürk “Kadınlar özgür olursa dünya yerine oturmuş olur” ifadelerini kullandı.

İlk Ses gazetesinde yayınlanan söyleşi şöyle :

Öncelikle okurlarımıza kendinizi tanıtabilir misiniz?

Konyalıyım ama Söke’de doğdum. Bu bana nergis, sümbül ve fırından taze çıkmış sıcak ekmek kokusuyla dolu bir çocukluk geçirmemi sağladı. Bu yaşımda ne zaman bu kokuları duysam kalbim sızlar. Savaştepe Öğretmen Lisesi’nden mezunum. Bol gözyaşı, yokluk, özlem ve kendini var etme çabasıyla dolu altı yıl. Felsefe öğretmenliğini kazanıp gitmedim. 2 yıl bekleyip İletişim Fakültesi kazandım. 2 yıl zaman kaybı gibi gelse de buraya kadar olan zamanımın iyi geçmesi için gerekiyordu. 10 yıla yakın özel sektör deneyiminin ardından 15 yıldır üniversitedeyim. Şükrettiklerimin başında sağlığım, ferdi olmaktan gurur duyduğum ailem, eşim ve işim geliyor. Kitaplar hayatımın her yerinde. Fotoğraf çekmek inanılmaz heyecanlandırıyor. Konuşmak nefes almak kadar olmasa da çok kıymetli benim için. Bana ihtiyacı olduğunu düşündüğüm çocuklar, yaşlılar, ağaçlar ve hayvan dostlarımıza kıyamıyorum.

Bir eğitimci olarak sizin hayatınıza kimler dokundu?

Bana “iyi insan” nasıl olur duygusunu yaşatan ve tüm kız çocuklarına sevgi ve şefkat gösteren , bizler okuyalım diye inanılmaz mücadele eden rahmetli babama ne kadar teşekkür etsem az. Kız çocukları için “baba sevgisi” ne büyük bir servet bilseniz. “İyilikten iyi bir şey yok” anlayışını hayat felsefesi yapan anneme de güçlü kadın olma yolunu bize küçük yaşlarda gösterdiği için teşekkür etmeliyim. Evin en küçüğü olarak benden büyük abla ve ağabeylerime de sevgi, saygı ve iyilikle dolu oldukları için teşekkür etmek isterim. Bana yol gösterdiler, ışık oldular.  Eşime de babam gibi olduğu ve vicdan dolu kalbi için bu vesile ile bir de buradan teşekkür etmek isterim. İnsan doğup insan kalabilen ve hayatıma dokunan herkese sevgiler ..

Bir kadın emekçi olarak işinize duyduğunuz ilgiyi, merakı ve sevgiyi anlatabilir misiniz?

İşimi çok seviyorum. İşimi sevdiren aslında insanların hayatlarına dokunma isteği ile ilgili. Her dersime aynı heyecanla başlıyorum. Öğrencilerim benim için bir zenginlik. İlk tanıştığım her sınıfa ‘bu sınıftaki herkes önce iyi insan, bazıları uzun süreli öğrencim, arkadaşım olacak. Hepimiz pırlantayız, üzerimiz ümitsizlik ve karamsarlıktan toz bağlamış olabilir, birbirimizin değerini ortaya çıkaracağız’ derim. Dünyaya kaç kez gelsem yine bu işi yaparım. Bilgiler kitaplarda var, önemli olan o süreçte deneyim, iyilik, sevgi ve kendimize dair iyilikleri paylaşabilmek. Gençlere özellikle de genç kadınlara rol model olabilmek çok önemli. Sırf bu yüzden de çok seviyorum işimi.

BENİ ÖZGÜR VE GÜÇLÜ KILIYOR

Aynı sektörde görev aldığınız erkek eğitimciler ile aranızda bir ayrımcılık yapılıyor mu? Sadece maddiyat olarak değil, güç, düşünce olarak da ayrıştırılıyor musunuz?

Bu durumu sektör bazlı değil de kurum bazlı değerlendirebilirim. Hatta amire kadar iner bu değerlendirme. İlk çalıştığım kurumdaki ikinci amirim bu konuda olumsuz bir örnek. Kadın olmaktan öte bekar kadın olmak sorun olabilir. Bekar kadın saldırılacak bir alan olarak görülüyor. Evli kadınları eşleri savunup, koruyabilir algısı var maalesef. Ben şimdi de kendimi savunabilirim, eşimi böyle konumlandırmak hem kendime hem de ona saygısızlık olur. Tüm olumsuz durum ve düşünceler bekar kadınlara yükleniyor. Şimdi çalıştığım kurumda kadın olarak kendimi değerli hissediyorum. Bir ilçede meslek yüksekokulu müdürüyüm. Diğer dört ilçenin müdürleri de kadın. Bu bizi güçlü kılıyor. ‘Kadınların dünyayı güzel hale getireceğine’ inanan bir rektörle çalışmak kendi adıma beni daha özgür ve güçlü kılıyor. Kadın ve erkek olarak güçlü bireyler olmak kendimize, kendi cinsimize ve başkalarına saygılı olmayı da birlikte getiriyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun ‘Şiddetten Ölen Kadınlar İçin Dijital Anıt’ verilerine göre 2021’in ilk 65 gününde 67 kadın katledildi. Bir önceki yıllarda yaşanan şiddet olayları ise malumunuz. Ülke, kocaman bir kadın mezarlığı adeta. Bir eğitimci olarak bu sorunun önüne nasıl geçilebileceğini düşünüyorsunuz?

Bu haberleri duyup gördükçe mideme kramplar giriyor. Çok üzülüyorum. Öncelikle kadınların erkek üzerinden kimlik ve değer bulmasının önüne geçilmeli. Kadın babasının kızı, erkeğin anası, kocasının karısı olduğu sürece bu durum değişmeyecek. Erkek soyun devamı, erkek güç, erkek namuslu gibi kodların da değişmesi gerekiyor. Bunun için tüm ülkenin toptan eğitimden geçmesi şart. Topluma rol model olanların, siyasetçilerin erkek egemen üslubu bırakması çok önemli. Medya çıktılarının da çok etkisi var. Dizilerdeki kadın temsilleri içler acısı. Herkes memnun gibi durumdan. Erkeğin kadını aldığı, kadının evlenirken ailesinin kendisi için altın değeri biçtiği, evliliğin kurtuluş olarak görüldüğü anlayışın değişmesi de lazım. Erkekler hayatın merkezine konulmaya aileden başlıyor. Ortalık paşalardan geçilmiyor. Anneler erkek çocuklarına ‘kızlar sana kurban olsun’ , ‘benim paşama kız mı yok?’ dedikçe, babalar küfür ve erkek olmaya anlam yükledikçe şiddet bitmez. Şiddete eğilimi olan ve uygulayan erkekler, bu durumun hayatlarının her alanında devam edeceğini sanıyor. Önüne gelene küfredip, kendisine kurbanlar arıyor. Bir de kadınlara birinin karısı olunca hemcinslerini aşağılamamaları, erkek çocuk doğurunca kız analarını yok saymamaları gerektiği öğretilmeli. Bu kimlik durumu erkeklere inanılmaz bir güç veriyor.

DÜNYA DİNGİN VE HUZURLU BİR HAL ALIR

‘Kadın ruhu konusunda otuz yılı aşkın çalışmalarıma karşın, yanıtlamayı başaramadığım bir soru var. Kadın ne ister?’ diyor. Sigmund Freud. Sizce kadın gerçekte ne ister?

Kadın ne ister sorusunun cevabı çok spesifik. Kadının yetiştirilme tarzı, yaşadığı coğrafya, kendi kişisel özellikleri, deneyimleri ve bu hayatta neler yapmak istediğiyle paralel. Her kadının isteği kendini nasıl yorumladığı ve konumlandırdığı ile ilgili. Bir de kadının kimden ne istediği de önemli. Kendisinden, ailesinden, partnerinden istedikleri de farklı. Kimi kadın mücevher ister kimisi içten bir tebessüm. Kimi kadın çalışarak saygınlık kazanmak ister kimisi de evlendiği kişinin soyadı ve ünvanıyla. Freud’un cevap bulamaması çok normal demek. Kaç tane kadın ve ruh, beyin, kalp varsa o kadar da istek vardır. Ben ne isterim dersek, ismimin geçtiği yerde yüzlerde tebessüm oluşturacak iyi işler yapmak isterim.

Sahiden, kadınlar özgür olursa dünya yerinden oynayacak mı?

Kadınlar özgür olursa dünya yerinden oynamaz. Aksine daha da oturmuş olur. Eksiklikler tamamlanır. Dünya dingin ve huzurlu bir hal alır. Kadınların korkuları azalır, iç huzuru artar, kadınlar huzurlu ve korkusuz olunca dünya da iyi hale gelir. Gece arkasına bakmadan yürüyen, evinin her odası sevgi dolu olan, profesyonel yaşantısında işiyle anılıp saygı gören, meta olarak düşünülmeyen mutlu kadınlar, dünyayı sakin ve ılımlı bir yer haline getirir. Öte yandan, kadın erkek tartışmaları uzadıkça ve çözüm bulunamadıkça konu anlamsız hale geliyor. Şiddet artıyor. Bu kadar çok şiddet haberi görmek tıpkı savaş haberleri gibi diğerlerini seyirci haline getirip konuyu sıradanlaştırıyor. ‘Yine mi kadın şiddeti?’ diyoruz. Sosyal medyada o gün herkes şiddet karşıtı paylaşımlar yapıp faillere lanet okuyor. Ertesi gün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Şiddet mağduru kadınların ebeveynleri, çocukları ne durumda bilmiyoruz. Arkalarında sosyal medya paylaşımları ve travma yaşayan yakınlar bırakıp gidiyorlar. Her gün eksiliyor kadınlar. Eksilmediğimiz, varlığımızla değer kattığımız, ruhumuzun rengarenk halini dünyaya bahar çiçekleri gibi yansıttığımız günlerin yakın olması dileğimle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.