Alexa
DOLAR 7,8141
EURO 9,35
ALTIN 449,831
BIST 1328,73
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 18°C
Parçalı Bulutlu

“Düşünen İnsan” Olmak Günümüzün ve Geleceğimizin Teminatıdır

“Kişinin kendi aklını kullanarak düşünmesi, başkasının kölesi değil, kendisinin efendisi olmasıdır.” Marcus Aurelius (MÖ. 121-180)

“Düşünen İnsan” Olmak Günümüzün ve Geleceğimizin Teminatıdır
01.04.2020 - 22:30
A+
A-

Tüm davranışların motoru düşünmedir. İnsan (kadın-erkek) potansiyel selim aklını işleterek düşünme yapabilen kişidir. Çağdaş davranışları yapabilmek için güncel düzeyde güncelleştirilmiş bir düşünmeye sahip olmak gerekir. Çağımız, geçmişte olduğundan daha çok, düşünmeye, araştırmaya, “bilge insan”, “bilge toplum” olmayı gerektiriyor.

* Çağdaş insan, sistematik mantıklı çağdaş düşünmeyle;

* Çağdaş düşünme ise, çağdaş düşünce ve bilgilerle gerçekleşir.[1]

Allah, insanı biyolojik ve psiko-ideolojik yapılarıyla yaratmıştır. Her iki yapısı için onu, iki beyin, iki akıl, iki zihin ve iki iradeyle[2] donatmıştır. Bunlardan biri olarak biyolojik yapının alt beyindeki fücura/şeytanlığa yetenekli aklı, zihni ve iradesi, aldığı duyu ve algı ile otomatik çalışmaktadır. Bu yönüyle kişinin fikir[3] üreten (düşünce değil) gücü, kendi iblisidir.[4] İşte bu gücün doğal-biyolojik, yani animal zihni, aklı ve iradesi vardır. Esas olan kişinin bu gücünü aktif değil, pasif kılması gerekiyor. Yaratan bu gücü her kişiye sınav aracı olarak vermiştir. Bu, kişinin yaşamında beş duyu ile aldığı duyu ve algıları olumlu yöne dönüştürmesi önündeki engelidir. Bu engel aşılırsa ancak diğer güç olan selim akıl devreye girer. Yani üst beyindeki insanlaşmaya, uygarlaşmaya, çağdaşlaşmaya, Allah’ın koruması altına girmeye (takva sahibi olmaya) uygun gücümüz olan akıl, zihin ve irade işletilmek üzere devreye girer. Bu gücümüz manuel olarak işletilmek durumundadır. Alt beyindeki gücümüz/iblis otomatik olarak çalışır; yönlendirmesini yaptıktan sonra zorlayıcılığı yoktur. İnsan, iblisinin şeytani yönlendirmesini davranış biçimi yapmazsa kısa süre içinde iblis devreden çıkar.

(a) Biyolojik Akıl

İnsandaki iki akıldan biri biyolojik-doğal animal akıldır. Buna İngilizce “brain”, Türkçe alt “beyin” denir. Bu akıl, tüm canlıların ve insanın bedeninde doğuştan bulunan doğal akıldır.

Delilik denen durum; bu beyinsel ya da biyolojik kimyasal akıl bozukluğudur.

Biyolojik akıl, aynı zamanda otomatik pratik akıldır. Çünkü görevini yapması için gerekli olan donanımla genetik olarak programlanmıştır. Bu akıl teorik düşünme yapamaz, düşünce, kuram, kurum ve kavramlar üretemez.

Bu akıl, varlığını sürdürme amacını gerçekleştirmek için (kin, nefret, öfke, fitne, fesat, düşmanlık vb.) duygularla duygusal çalışır; kurnazlık ve saldırganlık üretir.

Biyolojik akıl, ağrı, sancı, acıkmak, şehvet gibi biyolojik sorunları çözmekle ilgilenir. Biyolojik fikir üretme, bedenin biyolojik varlığını sürdürmek amaçlı vahşilik ve yabanilik üzerine kuruludur.  Vahşilik, kişioğlunun biyolojik ve Antropolojik olarak ilk doğal halidir. Vahşilik animalliktir,[5]  Kur’an’a (A’raf 7/179) göre hayvandan daha aşağı bir durumdur. Üst beyin donanımını kullanmayan kişinin davranış örneği Kur’an’da temsili olarak şöyle geçmektedir:

Ve bir zaman Rabbin, doğadaki güçlere /meleklere,

Şüphesiz Ben, yeryüzünde bir halîfe getiren Zatım demişti.

Doğadaki güçler /melekler,

– ‘Orada bozgunculuk yapan, kan döken birisini mi yapacaksın?’ ” Bakara 2/30

Bu ayette, meleklerin sözünü ettiği beşer, henüz üst beynine potansiyel selim akıl, zihin ve iradenin donanım olarak verilmediği ya da onu kullanmayan kişiliktir. Yani alt beyin kötüye yönlendiren (emmare) nefsin, şeytani aklın, zihnin, iradenin egemen olduğu varlıktır. Esasen insanın yaratılış amacı kişinin bu negatif genetik donanımlı durumu değildir. Vahşilikten uzaklaşıp insanlaşmaya yönelmek üzere üst beyinde Yüce Allah tarafından oluşturulan selim akıl, zihin ve iradenin işletilerek kişinin insanlaşması/uygarlaşması esastır. Uygarlık, vahşilikten uzaklaşıp insan olmak değil midir?

Biyolojik aklın bilgi elde etme kaynağı; beş duyu organlarıyla elde edilen verilerdir.

Fikir üretme yöntemi; elde ettiği verilere karşı kimyasal otomatiklik ve refleksifliktir.

Bütün canlı bedenler gibi, selim aklın kontrolü yoksa insan da bedensel hormonların yönlendirmesiyle otomatik hormonal yani animal fikreder.[6] Beşeri sonuçlarını düşünmeksizin içgüdü ve dürtüleriyle davranır. Bu tür fikirli davranışın olumsuz sonuçları selim akıl devreye girmedikçe, yaşamın her aşamasında görülür.

İnsanlıkdışı görülen şiddet, dövüşmek, kabalık, çalmak, kandırmak gibi hayvani davranışların kaynağı bu alt beyin iblis-egemen gücün eseridir.

(b) Beşeri /Selim Akıl

Beşeri /selim aklın adı Grekçe “logos”, İngilizce “reason”, Latince “ratio, raison”, Fransızca “rasyon”, Türkçe “selim akıl, us”dur. Eğer gereği gibi işletilirse (kadın-erkek) her insanı, insan yapan işte bu selim akıldır. Bu akıl, Kur’an’da (Şems 91/8) takvaya olan yetenek olarak belirtilmiştir. Yüce Allah tarafından kullanılmak/geliştirilmek üzere kadın-erkek her insana verilmiştir. Bu aklın nasıl kullanılacağı, düşünme eyleminin ne şekilde yapılacağı Kur’an’da yüzlerce ayette anlatılmaktadır.[7]

Selim aklın işletilmesiyle insanlaşma ve uygarlaşmanın başlayacağı, yani “kan dökenbeşerin Âdemleşmesi Kur’an’da şöyle geçiyor:

Ve senin Rabbin, Âdem’e o isimlerin tümünü öğretti. Sonra hepsini doğadaki güçlere/meleklere sundu ve

Hadi, haber verin Bana şunların isimlerini, eğer doğru kimseler iseniz dedi.

Doğadaki güçler/melekler, dediler ki:

Sen her türlü noksanlıktan arınıksın! Senin, bize öğretmiş olduğunun dışında bizim için bilgi diye bir şey yoktur. Şüphesiz Sen, en iyi bilenin, en iyi yasa koyanın ta kendisisin.”

Senin Rabbin dedi ki:

Ey Âdem! Haber ver onlara, onların adlarını. Sonra da Âdem onlara, onların adlarını haber verince, senin Rabbin,

Dememiş miydim Ben size! Şüphesiz Ben, göklerin ve yerin görülmeyenini, duyulmayanını, sezilmeyenini, geçmişi, geleceği bilirim. Ve Ben, sizin açığa vurduklarınızı ve sakladıklarınızı bilirim dedi.” (Bakara 2/31-33)

Ayetlerde bilgilenmiş, selim aklını işleterek verileri anlamış/kavramış ve istendiğinde de onları öğrenime /kullanıma sunmuş olan beşer, Âdem olarak nitelendiriliyor. Burada selim aklın doğru bilgiyle işletilmesi, onlar üzerinden düşünülmesi, düşünce üretilmesi gereğine de işaret olunmaktadır.

İnsanın selim aklını işleterek bilgilenmiş Âdem olması gerekiyor. Tarihsel gelişim içinde Allah, din/inanç, ahret gibi konular dâhil doğru bilgilenme ilkesini ayette şöyle açıklıyor:

Rahman (yarattığı bütün canlılara dünyada çokça merhamet eden Allah), Kur’an’ı /öğrenip öğretmeyi öğretti, insanı oluşturdu, ona hayır ve şerri, iyiyi, kötüyü ayırmayı öğretti.” (Rahman 55/1-4)

Ra‘d 13/30’da müşriklerin Rahman’ı inkâr ettikleri,

Ra‘d/43’te de Allah’ın Elçisi Muhammed’i (a.s) elçi kabul etmedikleri bildirilmiş, elçi gönderilmesine Allah’ın tanıklığı söz konusu edilmiştir.

Burada ise konu, müşriklerin itiraz noktası olan “Allah’ın Rahman oluşu” noktasından ele alınmakta; Allah, Rahman/çok merhametli olduğundan, “Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona beyanı öğretti” buyrulmaktadır.

Ayetlerde “Kur’an’ın öğretilmesi”, Allah’ın elçi göndermesinin bir kanıtı olarak gösterilmektedir ki insanlar ne zaman bir sorunla karşılaşsa Allah, rahmeti gereği elçi gönderir, kitap indirir, böylece toplumdaki sorunları halleder. Bu Allah’ın değişmez yasasıdır:

De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kim içindir?” De ki: “Allah içindir.” Allah, rahmeti Kendi zatı üzerine yazmıştır. Sizi kesinlikle, kendisinde asla şüphe olmayan kıyamet gününe toplayacaktır. Kendi kendilerini zarara sokan kimseler, işte onlar iman etmezler.” (En‘âm 6/12)

Ve ayetlerimize inanan kimseler sana geldikleri zaman hemen: Selâm olsun size! Rabbiniz rahmeti Kendi üzerine yazdı. Şüphesiz sizden her kim bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra arkasından tövbe eder ve düzeltirse; şüphesiz ki Allah, kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır, engin merhamet sahibidir” de!” (En‘âm 6/54)

Burada konu edilen insanın yaratılışı,

İnsanın ilk yaratılışı değil,

– Hayvansılıktan insanlığa terfi ettirilişidir.

Nitekim “Her hayvan, hayvan olarak doğar, insan ise insan olarak doğmaz, sonradan insanlaşır” denilmiştir. O nedenle bu ayete göre, Kur’an öğrenmeyen, öğrenip öğrenmeyenler, beyanı bilmeyenler, insan suretinde olsalar da insan sayılmazlar. Tarih de, vahiyden beslenmeyenlerin ne denli canavarlaştığına tanıktır. Burada konu edilen insanın yaratılışı, işte bu insanlaşma oluşumudur.

Ayette Allah’ın müdahalesinin üçüncü şekli, insana beyanı öğretmesidir ki bu, “hayır ve şer arasındaki farkın öğretilmesi” demektir. Yani insana iyinin, doğrunun, hayrın, şerrin ne olduğunun öğretilmesidir.

İnsanın doğal yetenekleri iyiyi-doğruyu, yararlıyı-zararlıyı tam tamına kavramaya yeterli değildir. Allah’ın bildirdiği üzere alt beyin iblis-egemen kişi fıtraten zalim, nankör, sevinç delisi, ümitsiz, cimri, bencil, güçsüz, aceleci, hırslı, sabırsız, tahammülsüz, kindar, öfkeli, şehvetperesttir. İnsanın bu olumsuz niteliklerinden kurtulması, selim aklını kullanarak Kur’an’daki ilâhî ilkeleri öğrenmesine bağlıdır. O nedenle Allah, toplumlara müdahale ederek iyiyi-doğruyu öğretecek kitap indirir, öğretmen gönderir. Ki işte bu, Muhammed’in (a.s) elçi oluşuna da Allah’ın tanıklığıdır.[8]

Bunlar, Allah’ın Rahman olmasının tecellisidir. Yani, Allah, insanlara çok acıdığı için kitap indirir, elçi gönderir.

Beşeri/selim akıl, bilgi, bilim, düşünce, Kur’an ile düşünme işlemi yapar. Diyalektik çatışmalı düşünmekle gelişir. Aklıselim sahibi düşüncesini dikte etmez, dayatmaz; muhatabını ikna etmeye çalışır. Orta ve ortak yol bulur. Başkalarını düşünür, yaklaşımı paylaşımcıdır; bencil, kibirli değildir.

Yüce Allah, doğru yolu göstermek, elçi göndermek, vahiy/Kur’an indirmek ve kadın-erkek her kişiye selim akıl vermekle ve yüzlerce ayetle aklıselim sahibi olmayı en yüce ibadet ve tek kurtuluş çaresi olduğunu belirtmekle gerçek amaç da açıklanmış olmaktadır:

O gün ne mal fayda verir ne de evlât. Ancak Allah’a kalbi selim/aklıselim ile gelenler (kurtulur)” (Şu’ara’ 26/88-89)

Düşünen insan” olmak Kur’ani, rahmani, insani, uygar ve çağdaş bir görevdir. Ülke “düşünen insanlar”la düzlüğe/refaha çıkar/çıkacaktır.

Sedat Şenermen

Kaynakça:

[1] Prof.Dr. Niyazi KAHVECİ, Çağdaş Düşünme Üzerine Dersler, İstanbul, 2020, Doğu Kitabevi, s.16.

[2] Sedat ŞENERMEN, Akıllı Olmak, İstanbul, 2014, MİLLİ İRADE NEDİR? (Kitabı içinde), Elmadağı Yayınları, s.117-121.

[3] Her ikisi de “F-k-r” kökünden olduğu halde ‘fikretmek’ ile ‘tefekkür etmek’ birbirlerinden çok farklıdır. Fikretmek, alt beyin iblis-egemendir. Tefekkür etmek çözüm üretmek üzere mantıklı düşünmekle düşünce üretmek işlemidir.

[4] Bkz. Sedat ŞENERMEN, ŞEYTAN İÇİMİZDEKİ… DIŞIMIZDAKİ bireysel… küresel, İstanbul, 2019, Ulak Yayıncılık.

[5] N.KAHVECİ, a.g.e,, s.37; 42; 43.

[6] N.KAHVECİ, a.g.e,, s.41.

[7] Sedat ŞENERMEN, Aklın Kaynağı İSLAM’DA BEYİN, İstanbul, 2014, Nergiz Yayınları.

[8] Hakkı YILMAZ, Tebyînü’l-Kur’an /İşte Kur’an, 2015, c.8, s. 131-132.

 

ETİKETLER:
Sedat Şenermen

Sedat Şenermen

İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdiği 1970’den günümüze “Kur’an Araştırmaları” yapıyor. Bu çalışmalarıyla “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak” yöntemini Kur’an’dan oluşturdu. Bu yöntemle; Kur’an’ı İlahi Mantığı Ve Kendi Bütünlüğü İçinde; Kavram bütünlüğü + Konu bütünlüğü + Sistem bütünlüğünde anlayıp anlatan konuşmalar yapıyor, makaleler ve kitaplar yayınlıyor. Hâlen “Konulu Sistematik Kur’an Sözlüğü” çerçevesinde kitap çalışmalarını sürdürüyor. Eserleri: 1) GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN İSLAM /KUR’AN KÜLTÜRÜ (1 ve 2. Baskı, 2013), TOGAN Yayınları. 2) Akıl ve Bilim Işığında DİNLER VE DÜNYA EGEMENLİĞİ (Haziran 2013), TOGAN Yayınları. 3) Bilim ve Kur’an Dilinde KALP /AKIL (Mart 2014), TOGAN Yayınları. 4) MİLLİ İRADE NEDİR? (21 Yazar ile birlikte), İstanbul, 2014, ELMADAĞI Yayınları. 5) ATATÜRK, İSLAM ve LAİKLİK (Cumhuriyet Dönemi Din Öğretimi ve Eğitimi), İstanbul, 2015, ELMADAĞI Yayınları. 6) AKLIN KAYNAĞI İSLAM’DA BEYİN (SADR), Bilim ve Kur’an Dilinde, 2014, İstanbul, NERGİZ Yayınları. 7) İSLAM’DA ADALET (Adl, Kıst, Mizan, Hakk, Vasat), Temmuz 2015, NERGİZ Yayınları. 8) “Tarihsel Olaylarla AKIL TUTULMASI KİTLENME”, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 9) ATATÜRK, İSLÂM VE LAİKLİK, HALİFELİĞİN KALDIRILMASI, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 10) ATATÜRK VE TÜRK KADINI, İstanbul, 2018, NERGİZ Yayınları. 11) ŞEYTAN İÇİMİZDEKİ… DIŞIMIZDAKİ bireysel… küresel, İstanbul, 2019, Ulak Yayınları. 12) “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak”, (Editör: Abdullah YILDIZ), Kur’an’ın Hayata Müdahalesi (Kitabı içinde: s. 31-38), İstanbul, 2004, Umran Yayınları. - MİLLİ İRADE BİLDİRİSİ imzacıları kapsamında Ekim 2013 tarihinden beri MİB çalışmalarına ”Milli İrade Birliği” sitesine yazıları ve konuşmalarıyla katılmıştır. - 1968-1969 yıllarında İSLAM MEDENİYETİ adlı aylık dergiyi yayınlamak. - Diyanet İşleri Başkanlığı’nca 15 günde bir yayınlanan DİYANET GAZETESİ’Nİ 1970’de kuruluşunu gerçekleştirerek, aynı zamanda aylık DİYANET DERGİSİ’NİN de bir süre yayınını sürdürmüştür. - Aylık UMRAN Dergisi’nde 1998, 1999 yıllarında “Kur’an Kavramlarını Kur’anca” ele alan makaleleri yayınlanmıştır.
Sedat Şenermen Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.