Alexa
DOLAR 7,793
EURO 9,1481
ALTIN 472,874
BIST 1123,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 28°C
Az Bulutlu

Eğitimde Karanlığı Aşmak

Eğitimde Karanlığı Aşmak
29.05.2020 - 21:30
A+
A-

Türk eğitim sistemi bireyselleştirilmiş eğitim anlayışının oluşturduğu umutlar, kadercilik ve öte dünya vaatleri ile akıldan ve bilimden uzaklaştırılmakta, adım adım çağın gerisine çekilmekte; çocuk ve gençlerimiz geleceğin dünyasından koparılmaktadır.

İçinde bulunduğumuz küresel kapitalist düzeninde, ulus devletlerin bozulmaları eğitim sistemleri üzerinden yürütülmektedir. Ülkemiz eğitim sistemi de küresel ideolojilerin ve yerli kuklalarının kuşatmasıyla hızla gerici ve piyasacı bir yapıya doğru sürüklenmektedir.

Oysa Türk milleti tarihinin en karanlık döneminde -emperyalizmin esareti altında- ülkesini silahlı ordusuyla bağımsızlığa, irfan ordusuyla aydınlığı taşıyabilmiş büyük bir millettir.Nitekim birinci Maarif Kongresi Sakarya Meydan Savaşının top sesleri altında yapılmıştır.Kurtarıcı ve kurucu liderimiz Atatürk bir ulusun özgür ve bağımsızlık yolunda eğitimin rolünü,“Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.” ifadesiyle özetlemiştir.

Eğitim politikalarının oluşturulmasının iki işlevi vardır. Bunlar;(1) toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve toplumsal kalınmayı sağlayabilecek nitelik ve nicelikte insan yetiştirmek ve (2) bireyleri potansiyellerine uygun alanlara yönlendirmektir.

Yine eğitim politikalarının oluşturulmasında; dün, bugün ve yarını bütünleyebilmek, ulusal benlik ile yaşanılan çağın düzeyini yakalayabilmek Felsefe, Kültür ve Bilim alanlarından yararlanmayı gerektirir.

Eğitim Felsefesi “Nasıl bir insan yetiştirmeliyim?”sorusunun yanıtını arar.Eğitim Felsefesi, geçmişin izlerini taşıyan, bugünün gereksinimlerine cevap verebilen, geleceğe yönelik öngörüleri bünyesinde barındıran bir anlayışla oluşturulur.   Yani bu anlayış,geçmişten geleceğe bütün birikimlerin süzülmesini; iyi ve geliştirilebilir olanların korunmasını, köhnemiş ve işlevini yitirmiş olanların ayıklanmasını gerektirir.

Her millettin dili, dini, soyu, tarihi ve gönlü bir insanlardan oluşmasının getirdiği bir kültürü vardır. Yani millet olarak dününüzü bu güne, bu gününüzü geleceğe taşıyan ortak bir kimliğiniz vardır. Özetle kültür,milleti biz yapan değerlerimiz ve bizi güçlü kılan özelliklerimizdir. Eğitim politikalarını belirlerken onu dışarıda bırakmak bir milletin kendisini yok sayması anlamı taşır.

Bir de gerçek ve somut olana ihtiyaç vardır. Yani akıl ve bilime.  Bilim güncel ve reel olanı sürdürülebilir kılmayı amaçlar.  Böylece içinde bulunulan çağın erişi düzeyini işe katan anlayışların eğitim politikalarıyla bütünleştirilmesi sağlanmış olur.

Öyleyse eğitim politikaları ithal edilemez,eğitim politikaları inşa edilmelidir (1).

Tıpkı Cumhuriyetin sabah güneşi Köy Enstitüleri modelinde olduğu gibi. Köy Enstitüleri, ülkenin ihtiyaçları ile bireysel potansiyelleri uyumlaştıran ve özellikle eğitimden uzak kalmış köy çocuklarını önceleyen inşa edilmiş özgün bir eğitim modelidir. Ülkemizde KöyEnstitüleri benzeri kalkınma temelli özgün eğitim modelleri inşasına ihtiyaç vardır (2).

Eğitim sistemi demokratik anlayıştan, ekonomiye bütün alanların gelişmesini sağlayıcı nitelikte; fırsat eşitliğine dayalı, adil ve demokratik bir yapıda oluşturulmalıdır.Eşitliğin birazı olmadığı gibi, demokrasinin da, adaletin de birazı yoktur.Ne kadar para o kadar eğitim anlayışı sosyal devlet ilkesine aykırıdır. Eğitim evrensel bir haktır.   Öyle ise eğitimde en önemli ilke her bireyin eşitçe yararlanabileceği parasız bir eğitim sisteminin oluşturulmasıdır.Bu ilke eğitimde adil, demokratik, halkçı, bilimsel, nitelikli ve özgün bir sisteminin oluşturulmasının ön koşuludur (3).

Genç nüfusa sahip bir ülkeyiz. Bu bizim insan kaynağı üstünlüğümüzdür. Ancak bu üstünlüğün, özgün ve nitelikli bir eğitimle gerçek bir güce dönüştürülmesi mümkündür.Öyleyse üniversiteye giden gençlerimize nitelikli bir eğitim, üniversiteye giremeyenlere de meslek kazandırmak görevimizdir (4).

Ülkemizin en büyük sorunlarından biri mesleksizlik ve işsizliktir.40 binin üzerinde meslek tanımının olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ülkemizde halen geçerli olan “Ne iş olursa yaparım!” anlayışıyla yol alabilmek, geleceğin mesleklerine uygun yapılanmak mümkün değildir. Eğitimde içinde bulunduğumuz karanlığı aşmak ve gelişmiş ülkelerle aramızda oluşan farkı kapatmak için geleceğin mesleklerini de içine alacak şekilde meslek tanımlarının yapılması ve sistemin buna uygun yapılandırılması gerekmektedir (5).

Eğitim müfredatımızın katma değer yaratacak alanlarla zenginleştirilmesi; çocuk ve gençlerimizin problem çözme, yaratıcılık, strateji oluşturma, iletişim, öğrenmeyi öğrenme,  bilgi yönetimi,dijital becerilerle donatılması gerekmektedir.Bu bağlamda yüzyılımızın erişi düzeyi ve ülke kaynaklarına uygun;Matematik, ekonomi, teknoloji, yazılım, Sanat, Spor Tarım ve hayvancılık ve benzeri liselerin sisteme dahil edilmeli,hiçbir işe yaramayan, eskimiş liseler ve/veya alan ve dalların sistemden çıkarılmalıdır (6).

Eğitim sistemimizin kanayan yaralarından biri de eğitimde yöneticilerin yandaş ve ideoloji esaslarına uygun seçilmesi ve atanmasıdır.Bunun doğal sonucu olarak atanan yandaş yöneticiler göze girmeyi, sadakat göstermeyi öncelemekte,bu durum da yönetimin kalitesini her geçen gün daha da düşürmektedir.Dolayısıyla yönetici seçimi ve ataması süreçlerinde ehliyet ve liyakat ilkeleri hayata geçirilmek zorundadır (7).

Eğitim uzun soluklu bir yarıştır. Yaptığınız her hata uzun yıllar sonra bir tokat gibi suratınıza çarpar ve yaşadığınız dünyayla bağınızı koparır. Eğitim geçmişin tutucu anlayışlarına özenerek biçimlendirilemez. Eğitim içinde bulunulan tarihsel süreci okuyabilmeyi ve onu geleceğe uyarlayabilmeyi gerektirir.Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine erişmek, hatta üzerine çıkmak ancak demokratik, laik, çağdaş bir eğitim sistemiyle mümkündür.Bu büyük vizyona ulaşabilmek için çocuklarımızı ve gençlerimizi nitelikli eğitimle buluşturmak zorundayız. Bu bizim tarihsel görevimizdir (8).

Bu makale ülkemizde eğitim politikalarının oluşturulması süreci ve eğitimin temel yapısal sorunlarının çözümüne yönelik bir giriş makalesi niteliğindedir.Bu bağlamda makalede özet olarak değinilen konular ile eğitimin diğer bileşenlerinin ayrıntılı değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir başka makalede buluşmak dileğiyle, sağlıkla kalın…

ETİKETLER:
Hatice Topçu

Hatice Topçu

Rize’de doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans Eğitimini İşletme alanında, Yüksek Lisans eğitimini Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim işkolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. Şubat 2019 tarihinde kamudaki görevinden emekli oldu. Yazın hayatına çeşitli dergi ve antolojilerde yayımlanan şiirleri ile başladı. 2004 yılında “TODAİE Hazırlık Kılavuzu” adlı Orta Doğu Amme Enstitüsü Sınavlarına Hazırlık Kılavuzu yayımlandı. İlk şiir kitabı;“Karanlığın Elleri”2008 yılında, ikinci şiir kitabı; “Yasak Elma” 2016’da yayımlandı. Eğitimci, Şair ve Yazar’ın okul öncesi eğitim çocuklarına yönelik hazırladığı “Can Okulda Dizisi” olarak altı adet hikâye kitabı (Okul Heyecanı, Okulda İlk Gün, Can ve Cansu, Görüyor Öğreniyoruz, Balonlarla Dans ve Can Partiyle) 2017 yılında yayımlandı. “Çağları Delen Önder Atatürk” dizisinin ilk kitabı olan “Altın Saçlı Çocuk” romanının birinci baskısı Ocak 2019 yılında, ikinci baskısı Ağustos 2019 ve üçüncü baskısı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Serinin İkinci romanı “Hayallere İlk Adım” romanının birinci baskısı Ağustos 2019 yılında, ikinci baskısı Kasım 2019 yılında yayınlanmıştır. ‘Kül Rengi Dünya” romanı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Ayrıca yazarın, Eğitim Bilimleri alanında bilimsel makaleleri bulunmaktadır ve çeşitli gazetelerde makale yazmayı sürdürmektedir. İki çocuk annesidir.
Hatice Topçu Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.