Alexa
Medya Siyaset

Elde var sıfır

Elde var sıfır

Kararsız, düşünüyor, gitmeyebilir, gitmez derken, gidiverdi!
Şöyle düşünelim.
Partili Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olsaydı; ABD Başkanı Trump saygıdan, diplomatik dilden uzak, aşağılayıcı, hakaret dolu mektubu Sayın Kılıçdaroğlu’na gönderseydi;
Sayın Kılıçdaroğlu’da, aynı Sayın Erdoğan’ın yaptığı gibi alttan alıp, sessiz kalsaydı;
Başta Sayın Erdoğan olmak üzere AKP’nin önde gelen sözcüler ile yandaş yazar-çizer takımı ayağa kalkıp, hop oturup, hop kalmazlar mıydı?
Şan, şeref, onur sözünü kullanmazlar mıydı?
“Mal varlığını” siyasi malzeme yapmazlar mıydı?
Savcıları, göreve çağırmazlar mıydı?
Komisyonlar kurdurup, araştırmalar yaptırmazlar mıydı?
Malum gazeteler, o gazetelerin yazarları Sayın Kılıçdaroğlu’nu yerden yere vurmaz mıydı?
Kamuoyunu ayağa kaldırmazlar mıydı?
Hem de nasıl?
Sayın Kılıçdaroğlu sokağa çıkamaz hale getirilir, anasından emdiği süt burnundan getirilirdi.
Ya da;
Sayın Kılıçdaroğlu, o aşağılayıcı mektuptan sonra, Trump’un davetine gitseydi;
Trump’la “dost”, “arkadaş”, “kanka” olduğunu söyleseydi;
Mektup konusuna değinmeseydi;
Birlikte poz verseydi;
Yer’i, yerinden oynatırlar, Sayın Kılıçdaroğlu’nu, siyaseten bitirirlerdi.
***
Trump, Barış Pınarı Harekatı’nın, durduğu yerde durmasını isteseydi;
Suriye’de bir Kürt devletini kuracağını, o devletin başına getireceği zatı, Beyaz Ev’e davet edeceğini; YPG’yi, terör örgütü değil, kurtuluş ordusu gördüklerini söyleseydi;
Petrol kuyularını kuracağı devletle denetleyeceğini; FETÖ’nün başını teslim etmeyeceğini; S 400 meselesinde ısrarlı olduklarını tekrarlasaydı;
Kılıçdaroğlu’nu, ABD’li senatörlerin sorgulamasına sunsaydı;
ABD’nin bölgeki jandarması olmamızı dileseydi;
Sayın Kılıçdaroğlu sadece dinleseydi.
Ya da;
“Sayın Kılıçdaroğlu, Beyaz Ev”de başka, evine dönerken başka konuşsaydı;
Dış siyaseti, iç siyasete kurban etseydi;
İktidarın sözcüleri, ortalığı toza, dumana boğmazlar mıydı?
***
İktidar’ın sözcülerini, destekçilerini insafa davet ediyorum.
Namuslu ve vicdanlı olmalarını diliyorum.
Başarısızlığı, başarı gibi göstermeyin.
Amerikan gezisi “fiyaskoyla” sonuçlanmıştır.
İstediklerimizin hiçbiri gerçekleşmemiştir.
Barış Pınarı Harekatı durdurulmuştur.
“Özür” dilemesi gereken kişi özür dilememiştir.
FETÖ ele başı teslim edilmemiştir.
Suriye’nin toprak bütünlüğü kabul görmemiştir.
YPG, Amerika’nın koruması ve kollaması altına alınmıştır.
Kırmızı Bültenle aradığımız terörist, Trump’un “dost’u” olmuştur.
Halk bankası meselesi karara bağlanmamış, mal varlığı gibi “aşağılayıcı” konular konuşulmamıştır.
Ben, Sayın Erdoğan’ın alışık olduğum konuşma tarzını Amerika’da da yapacağına inanmıştım.
Trump’un yüzüne, “ne biliyorsan açıkla, açıklamazsan namerttir” sözünü söylemesini bekliyordum.

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ