Alexa
Medya Siyaset

Elveda Mavi Gözlü,Güler Yüzlü Adam “VEDA”

Elveda Mavi Gözlü,Güler Yüzlü Adam “VEDA”

“Kısa Bir Hayata Sığdırılmış Uzun Bir Hikaye Onunki” başlığıyla dört bölüm halinde yayınladığımız  ölümüne kadar “Kalbi Atatürk Sevgisiyle Çarpan Bir Cumhuriyet Çocuğu”  Mustafa Koç ’un hayatından kesitlere yer verilen yaşam öyküsünün bugün son bölümü “Veda” kısmına geldik…

Elbette her veda gibi erkendi bu veda da…
Daha kazanılacak çok başarı, alınacak çok ödül, gerçekleştirilecek çok fazla hedef, sevgiyle zaman geçirilecek çok insan, çekilecek çok fotoğraf ve güzel bir gülüşle geçirilecek güzel günler vardı.
Mekanın cennet olsun “Mavi gözlü,güler yüzlü adam”
Seni hiç unutmayacağız.

KALBİ ATATÜRK SEVGİSİYLE ÇARPAN BİR CUMHURİYET ÇOCUĞU ” MUSTAFA KOÇ “

Mustafa Koç’u tanıyan herkes Atatürk’e olan sevgi ve hayranlığını bilirdi. Bu sevgi onu Londra’daki MadameTussauds Müzesi’nde gerçeğine hiç benzemeyen Mustafa Kemal’in balmumu heykelini yeniden yaptırmak için harekete geçirmiş ve Koç Topluluğu tarafından yaptırılan yeni heykel 10 Kasım 2005’te ziyarete açılmıştı. Mustafa V. Koç o gün yaptığı konuşmada: “Atamızı aklımızda ve kalbimizde taşıdığımız biçimde, yani gerçek hatlarıyla tanıtmak istedik. Gururluyum, heyecanlıyım. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, fiziken aramızda olmasa da, 20’nci yüzyılın liderleri arasında, peşinden kitleleri sürükleyebilecek karizmaya ve öngörüye sahip. İdealleri halen yaşayan, fikirleri ölümsüz bir başka lider yok. Atatürk Türkiye’sini çağdaş uygarlığın ilerisine taşımak, ülkemizi ve tarihimizi uluslararası platforma doğru tanıtmak için, üzerimize düşenleri yapmayı bir borç biliyoruz” diye konuşmuştu.

Atatürk’e bağlılığı herkes tarafından bilinen Mustafa V. Koç, Madame Tussauds Müzesi’nde yer alan balmumu Atatürk heykelini yeniden yaptırmıştı.

Köşe yazarı Yılmaz Özdil vefatından hemen sonra “İki Mustafa” isimli yazısında bu olayı anlattıktan sonra şöyle diyordu: “2003’te Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı olan Mustafa Koç’un, bu koltukta bizzat gerçekleştirdiği ilk sosyal sorumluluk projesi buydu. İlk imzasını Mustafa Kemal’le atmıştı. Ailesi ona mübarek bir isim verdi. O da isminin hakkını verdi.”

Koç Holding’in yönetiminin başında olduğu 13 yıllık dönemde sadece finansal sonuçları değiştirmekle kalmadı Mustafa V. Koç, aynı zamanda Topluluğun sanattan bilime, sağlıktan spora her alanda değer yaratmasına öncülük etti. Üstelik bunu sadece Topluluk ile kısıtlamadı. O, Türkiye’nin her köşesinde olduğu gibi dünyada da gerçekleştirdiği yatırımlarla her alanda hem toplumun kalkınmasına yardımcı oldu hem de ekonomide katma değer yarattı.

Tutkuyla Yaşamak

Mustafa Koç Türkiye’nin 90 yıllık Topluluğu’nun, geçmişi başarılarla dolu olan lideriydi… Aynı zamanda tüm iş insanlarının daha başarılı olmaları, yaşam memnuniyetini artırmaları ve evlerinde huzurlu olmaları için bir hobi edinmeleri gerektiğine inanıyordu. O da çocukluğundan gelen bir alışkanlıkla aynı anda pek çok alanla birden ilgileniyordu.

Mustafa Koç’un en büyük tutkuları arasında golf, binicilik, model planör, scuba, kayak, yelken, vahşi doğa fotoğrafçılığı yer alıyordu. Tüm hobilerini tutkuyla gerçekleştiriyordu. Afrika’da bir aslanın en güzel karesini yakalamaya çalışırken saatlerce pusuda beklediği de oluyordu, nadir görülen bir yaprak kurbağa balığının fotoğrafını çekmek için ölümle burun buruna geldiği de…

Söz konusu hobileri olduğunda yalnızca kalbinin sesini dinliyor, içindeki ses ona ne söylüyorsa onu yapıyordu.

“Yüksek düzeyde yaşam memnuniyeti ve evdeki huzur için her işadamının bir hobisi olmalı.”

Mustafa V. Koç

Güzel Bakmak ve Hayatı Güzellikleriyle Yaşamak

Mustafa Koç şüphesiz çok deneyimli bir iş adamı ve Türkiye’nin en büyük Topluluğu’nun, geçmişi başarılarla dolu olan lideriydi. Öte yandan tüm iş insanlarının daha verimli ve başarılı olmaları, yüksek yaşam memnuniyeti ve evdeki huzur için muhakkak bir hobi edinmeleri gerektiğine inanıyordu. Kendisi de yoğun iş temposuna rağmen; binicilik, golf, model planör, scuba, kayak, yelken, vahşi yaşam fotoğrafçılığı gibi birçok hobiyle ilgileniyordu.

Rahmi M. Koç, “Üç oğlumun üçü de birbirinden ayrıdır. Mustafa daha ziyade spora yatkındır ve her yaptığı sporu iyi yapar. Evi de kupa doludur” diyerek Mustafa V. Koç’un spora yatkınlığını ifade etmişti. Ancak Rahmi M. Koç’a göre tüm bu zevkleri arasında Mustafa V. Koç’un en büyük tutkularından biri golftü…

Onun golf hayatı 1970’li yıllarda babasıyla Maslak’taki İstanbul Golf Kulübü’ne girmesiyle başlamış, uzun bir ara verdikten sonra Antalya’daki golf hamlesiyle 1995’te bu kez hiç bırakmamak üzere yeniden bu spora dönmüştü. Golfü çok seven Mustafa V. Koç, Türkiye’de bu sporun yaygınlaşmasına ve gelişmesine de katkıda bulunmuştu. Hatta Türkiye’de pek çok kişiye ders veren İngiliz golfçü Tony Martin, Mustafa V. Koç’u iş adamları arasında en iyi golf oynayanlardan biri olarak tanımlamış ve rekabetçi olduğunu söylemişti.

Mustafa Koç golfe olan ilgisini iş hayatıyla da ilişkilendiriyordu: “Bir iş insanı için en önemli öncelik ahlaklı olmak ve etik davranabilmektir. Golfte de insana ve doğaya saygı, kuralların temeli. Diğer taraftan son derece stratejik bir oyun. Sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihin gücü istiyor. Ne zaman risk almalısın, ne zaman daha yavaş ve tutucu davranmalısın gibi kritik davranış biçimlerini geliştiriyor. Tam bir stratejik düşünce oyunu” diyordu. Türkiye’de düzenlenen hemen her turnuvaya katılan golf tutkunu Mustafa V. Koç, İstanbul Golf Kulübü’nün de başkanlığını yürütüyordu.

SUALTININ BÜYÜLÜ DÜNYASINDA

Mustafa Koç tıpkı Rahmi M. Koç gibi bir deniz tutkunuydu. Hürriyet gazetesi ekonomi yazarı Elif Ergu “Gökova Körfezi’nde teknesiyle gezerken denizdeki, karadaki çöpleri, pislikleri bizzat kendi toplardı” diyerek onun denize olan sevgisini anlatmıştı.

Koç; yelken sporu, dalgıçlık ve su altı fotoğrafçılığıyla da uğraşıyordu. Sadece Şarm El Şeyh Kızıldeniz’de 150’nin üzerinde dalış yaptı. Avustralya’da dünyanın en büyük mercan kayalıkları olarak bilinen Great BarrierReef’den, Galapagos adalarına uzanan bir dalış merakı vardı. Tropiklerde; Malezya, Endonezya ve Maldivler’de su altı fotoğrafları çekti.

Ayşegül Dinçkök vefatından sonra verdiği röportajda Mustafa V. Koç’la birlikte son yıllarda yurt içi ve yurt dışında yaptıkları dalışları anlatıyor ve şöyle diyordu: “Çok güzel bir kitap hazırlığı içindeydi. O yüzden dünyanın çeşitli bölgelerinde dalışlar yapıyordu. ‘Bir tek çekiç başlı köpek balıklarını çekmedim. Onun için mayıs-haziran ayında gideriz, sen de istediğin fotoğrafları çekersin’ demişti. Ben ona göre çok daha tecrübesiz bir dalgıçtım. Mustafa önündeki güzelliklere bakacağına dönüp ben doğru hareketler yapıyor muyum diye sürekli beni kontrol ederdi.”

Mustafa Koç’la birlikte birçok dalış gerçekleştiren bir başka isim de Cem Boyner’di. O da ilginç bir anısını şöyle anlatmıştı: “Mustafa’nın eli, kolu, üstü, başı hep yara bere içindeydi. Kendini hiç sakınmazdı. Bir kere yaptığımız bir dalışta 25 metrede yaprak kurbağa balığı adı verilen, iskorpite benzeyen, çok nadir görülen minicik bir balık gördüm. İşaret ettim geldi baktı, video çekmek zorunda ama hem çok dipteyiz hem de akıntılar var. Kamerasını sabit tutmak zorunda. Destek almak için bir eliyle mercana tutundu fakat bir müren bu sırada Mustafa’nın parmağını kaptı. O derinlikte kan kırmızı çıkmıyor yeşil çıkıyor. Başladı elinden yeşil kanlar süzülmeye. Cebimde kullanmadığım bir dalış eldiveniyle Mustafa’nın parmağını bağladım. Köpek balığı gelebilir diye de ‘gidelim’ dedim. ‘Yok yok’ dedi bu sefer kamerayı sol eline alıp sağ eliyle bir mercana tutundu, yine müthiş canı acıdı. Bu kez de sağ elinin parmağını bir müren kapmıştı. Eldivenin diğer tekiyle de o parmağını bağladım. Çıkalım tadını kaçırmayalım diye de işaret ettim çünkü artık tehlikeli olmaya başlamıştı. İnat etti çıkmadı 3-4 dakika o balığı kaydetti ve sonra çıktık. Kararlı, inatçı ve davasını sonuna kadar götüren bir adamdı. Sudan çıkınca ‘neden inat ettin’ diye sordum. ‘Bu kırk yılda bir ele geçecek bir fırsattı. Ben bunu nasıl bırakırım’ dedi. O an sanki dünyanın en önemli işi oydu. Ayran gönüllü bir adam değildi. Ne iş yapıyorsa dibine kadar o işi yapardı. Bu hayır işinde de böyleydi, yatırım yapacağı zaman da. Bir konuya girer, tamamen ona odaklanır ve her neyse hallederdi.”

Tedavi ettirip, doğal yaşamına dönmesini sağladığı Badem adlı fokla..

Bir deniz sevdalısı olan Mustafa  Koç’un deniz canlılarının korunmasıyla ilgili de bir hassasiyeti vardı. Aydın Didim’de 9 yıl önce yaralı bulunan Akdeniz fokunun tedavi masraflarını üstlenmiş ve evlat edinerek adını “Badem” koymuştu. Badem’le oynadığı, birlikte yüzdüğü keyifli anlar hafızalarda çok hoş anılar bırakmıştı. Muğla Gökova’da foklar için yaptırdığı rehabilitasyon merkezinde Badem’den sonra 2010 yılında iki yavru fokun daha tedavi edilerek doğal hayata dönmesini sağlayan Mustafa V. Koç, nesli tükenmekte olan Akdeniz foklarına verdiği destekle dünyanın takdirini kazandı. Eşi ve kızları bu foklara Tina ve Dilara isimlerini vermişti.

DENİZLERDEN GÖKYÜZÜNE

Mustafa V. Koç, model uçak hobisini kızı Esra Koç’a da sevdirmiş, birlikte uluslararası şampiyonalara katılarak Türkiye’ye gümüş madalya getirmişti.

Mustafa  Koç deniz altına olduğu kadar gökyüzüne de gönül vermişti. Çocukluğundan bu yana uçak uçurmaya çok meraklıydı ve bu ilerde de en büyük hobilerinden biri olmuştu. Çocukken modellere pervane takıp lastikle gerdirerek uçurmaya çalışırdı. Bu merakı 1981 yılında Amerika’da üniversitede okurken daha da pekişmişti. Orada uzaktan kumandalı planörle tanışmıştı. Bu hobisini kızı Esra Koç’a da aşılamış, birlikte uluslararası şampiyonalara katılmışlardı. Bir süre sonra model uçak hobisi bir hobinin de ötesine geçmiş, Türk Milli Takımı ile 2004 yılında Kanada’da yapılan F3j model dünya şampiyonasına katılarak Türkiye’ye gümüş madalya getirmişti. Mustafa V. Koç bu tutkusunu; “Tam bir meditasyon, zihni dinlendiren bir tutku. Aynı zamanda insanın kendisini çok iyi test edebileceği bir alan. Strateji, kafa çalıştırma, hırsına ve egona yenik düşmemen için kendini kontrol etme gibi unsurlar var” diyerek anlatmıştı.

“BANA ASLANIM DİYENİN KALBİNİ KIRARIM”

Tüm bu hobileri ile uğraşmaya devam ederken, 2006 yılında Caroline Koç Mustafa V. Koç’a bir Afrika seyahati önermişti. Mustafa V. Koç bu gezi için “Afrika’ya gitmeye pek de hevesli değildim. Hatta ne işimiz var oralarda demiştim. Ama uçsuz bucaksız Masai Mara’dan tuhaf bir şekilde etkilendim ve her yıl üçer defa gitmeye başladım” diye bahsetmişti. Bu seyahat ona yepyeni bir hobi kazandıracaktı. 30 yıl amatör olarak ilgilendiği fotoğrafçılık, bu seyahat sonrası vahşi yaşam fotoğrafları çekme tutkusuna dönüşecek ve ardından 2010 yılında Afrika’da çektiği fotoğrafların yer aldığı “Karşılaşmalar” adlı ilk profesyonel sergisini açacaktı. Doğada zaman geçirmek, yerlilerle sohbet etmek, bir leoparı doğru açıyla çekmek için saatlerce beklemek ve kim olduğunun bilinmemesi Mustafa V. Koç’u vahşi yaşam fotoğrafçılığına bağlayan sebeplerdendi. Sergi için 4 yıl boyunca en az 3 bin kare fotoğraf çekmiş ve bunların içinden kırkını seçerken bir hayli zorlanmıştı. Bu ilk sergisi Afrika’nın uçsuz bucaksız topraklarını tüm çıplaklığıyla yansıtıyor; büyük av hayvanları ve geniş sürüler, engin ovalar, her biri nevi şahsına münhasır insanlar, uyum içindeki çizgiler, renkler ve dokular yer alıyordu.

Sergi için çektiği fotoğraflarda uzun süre vahşi hayvanların yaşamlarını yakından izleme fırsatı bulmuş ve erkek aslanın tüm gün yatıp, bütün işleri dişi aslanların yaptığını görünce  “Artık bana aslanım diyenin kalbini kırarım” diye espri yapmıştı.

Mustafa V. Koç hobilerin iş adamlarının iş yaşamına olumlu katkısı olacağını düşünürken, kendi iş yaşamında kazandığı yetilerin de bu hobisine katkı sağladığını fark etmişti. İş hayatında elde ettiği disiplin, başarılı zamanlama ve sabır gibi özelliklerin vahşi yaşamda en iyi fotoğrafı çekmek için beklerken son derece işine yaradığını ifade etmişti.

HARİKA BİR EŞ, HARİKA BİR BABA

O aynı zamanda sevgi dolu bir eş ve çocuklarına çok düşkün bir babaydı. Tüm yoğunluğuna rağmen ailesiyle tatil fırsatları yaratmaya gayret eder, hobilerini kızlarına da aşılayarak hem spor sevgilerini geliştirmeye, hem de onlarla birlikte vakit geçirmeye çalışırdı.

Mustafa V. Koç, eşine ve ailesine olan sevgisini her fırsatta dile getirir. Onlarla vakit geçirmekten büyük bir keyif aldığını söylerdi.

Esra Koç babasını anlatırken “Bence babamın en büyük özelliği kocaman bir kalbi olması. Her zaman herkesi mutlu etmeye çalışır. En takdir ettiğim yönü de bu kadar yoğun olmasına rağmen hobilerine vakit ayırabilmesi” diyordu.

Mustafa V. Koç eşi Caroline Koç, annesi Çiğdem Simavi, kızları Esra ve Aylin ile birlikte…

Aylin Koç da babasını “Anlayışlı, kimseyi yargılamayan, eleştirmeyen bir insan” olarak tanımlamıştı. “Hiç pes etmez, yorulmasına rağmen hep devam eder, elinden gelen her şeyi yapar, herkesi düşünür” diyordu.

Mustafa V. Koç’un keyif aldığı anlardan biri de yeğenleri Leyla ve Kerim Koç ile geçirdiği zamanlardı…

Eşi Caroline Koç ise onu anlatırken; “Çok mütevazı bir tarafı var. Herkesi dinler, herkese gereken vakti ayırır. İskeleye binerken gördüğü balıkçıdan tutun sokakta gördüğü bir çocuğa kadar herkese değeri verir. Eşimin bu özelliklerinin kızlarıma geçmesini çok arzu ederim” demişti.

DÜNYANIN “EN VARLIKLI” İNSANI

“Dünyanın en zengin insanı olabilirsiniz, ama bu dünyanın en varlıklı insanı olduğunuz anlamına gelmez. Mustafa V. Koç varlıklı bir insandı.”

Yılmaz Özdil, vefatından sonra Mustafa V. Koç’u anlatan yazısında böyle diyordu. En büyük varlığı da dostlarına, ülkesine ve hayata yaptığı katkıydı. Sanat, bilim ve insani tüm meselelerle ilgili bireysel bir sorumluluk duyuyor ve elinin uzanabildiği her yere destek olmaya gayret gösteriyordu.

Mustafa Koç, dedesi Vehbi Koç’un hayırseverliğini kastederek, “Bu işler bizim de genlerimize işlemiş.” derdi. Gerçekten de hayatı boyunca, sanattan bilime, spordan sağlığa ve akla gelebilecek her türlü sosyal konuda, topluma yararlı projeleri hayata geçirmek için üstün bir çaba gösterdi ve onun için asıl ödül dokunduğu, katkı sağladığı hayatlardı.

 Veda

Herkes için hüzünlüydü Mustafa V. Koç’u uğurlamak. Cenazesinde her yaştan, her kesimden binlerce insan, tek yürek halinde bir aradaydı.

Çünkü kaybedilen sadece bir lider ve iş insanı değil aynı zamanda yüreği sevgiyle çarpan, çalışanlarına ‘elveda mavi gözlü, güleryüzlü patron’ dedirten, hayırseverliğiyle kalpleri ısıtan bir değerdi. Yokluğu her gün daha fazla hissedilecek; dualarla, sevgiyle ve büyük bir özlemle anılacak olan Mustafa Koç’tu…

“Anı yakalamak, hayatın anlardan ibaret olduğunu gösteriyor. Ne olacağımızı bilmiyoruz, bu yüzden de her anımız çok kıymetli.”

Mustafa V. Koç

 

Her Veda Erkendir!

56 yıllık yaşamına birçok başarıyı, mutluluğu sığdıran, sevenlerinin hatırında her zaman mutlu anlar bırakan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç, ne yazık ki 21 Ocak 2016 sabahı geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Mustafa Koç ilk olarak kaldırıldığı Beykoz Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde, ardından da Amerikan Hastanesi’nde yapılan müdahalelere rağmen hayata gözlerini yumdu. Mustafa V. Koç’un vefatı sadece ailesini, sevenlerini ve Koç Topluluğu’nu değil, tüm Türkiye’yi hüzne boğdu.

Onun bu ani gidişi, hayatına dokunduğu insanları da hiç beklenmedik bir şekilde bir araya getirdi. Daha önce hiç duyulmayan hikayeler bir anda gün yüzüne çıktı. Bir anlamda ondan geriye kalan sadece anılar değil, değişen yaşamlar, unutulmayacak dokunuşlar, içine herkesi ve her şeyi sığdırabilen kocaman ve sevgi dolu bir yürek oldu.

KOÇ HOLDİNG’DE TÖREN  DÜZENLENDİ

Cenaze merasiminin gerçekleştirildiği  24 Ocak Pazar günü, Koç Holding’in Nakkaştepe’deki binası bu kez hüzünlü bir kalabalığı ağırladı. Nakkaştepe Konferans Salonu’nda toplanan herkes, her sabah gülümseyen yüzüyle binanın kapısından içeri giren Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa V. Koç’u sonsuzluğa uğurlamak için bir araya geldi bu defa. Saat 09.00’da başlayan törende Merhum Mustafa V. Koç’un naaşı başında dualar okundu. Duanın ardından Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu bir konuşma gerçekleştirdi.

ÇALIŞMA ARKADAŞLARI ONU YALNIZ BIRAKMADI

Koç Holding’de yaklaşık yarım saat süren tören sonrasında Mustafa V. Koç’un naaşı beyaz bir cenaze aracıyla Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tatbikat Camisi’ne doğru yola çıkarıldı. Pek çok kişi cenaze aracının arkasında camiye kadar yürüyerek Mustafa V. Koç’u yalnız bırakmadı.

Koç Ailesi cami avlusunda oluşturulan çadırda taziyeleri kabul ederken, iş dünyasından sanat dünyasına kadar pek çok kişi ve binlerce vatandaş da taziyede bulunmak için kuyruk oluşturdu. Mustafa V. Koç’un musalla taşına getirilen naaşının başında yerel kıyafetleriyle Ankaralı Seğmenler nöbet tuttu.

Cenaze törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eşi Emine Erdoğan ile birlikte Koç Ailesi’ne başsağlığı diledi. Cenaze törenine ayrıca Başbakan Ahmet Davutoğlu ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra bakanlar, milletvekilleri, iş, sanat, spor dünyasının temsilcileri, Koç Topluluğu çalışanları ve bayileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Mustafa Koç’u son yolcuğuna uğurlamak için bir araya gelen binlerce kişi aşırı soğuğa rağmen cami avlusunda ve caminin dışında cenaze namazında saf tuttu. Cenaze namazının kılınmasının ardından Mustafa V. Koç’un naaşı defin için Zincirlikuyu’daki Aile Mezarlığı’na götürüldü. Mustafa V. Koç’un naaşı toprağa verilirken Kur’an-ı Kerim okundu. Naaşın toprağa verilmesinin ardından Divan Oteli’nde dua okutuldu.

ELVEDA MAVİ GÖZLÜ, GÜLER YÜZLÜ PATRON

Ardında kaybının büyük bir acı yarattığı Ailesi’ni, onunla çalışma şansı yakalayanların “Elveda mavi gözlü, güler yüzlü patron” pankartlarını, cenazesine Türkiye’nin ve dünyanın dört bir tarafından akın akın gelen insanların döktüğü gözyaşını, sevgi ve iyilik dilekleriyle herkesin yüreğinde hoş bir seda bıraktı Mustafa V. Koç…

Yazar Ayşe Kulin onun ardından yazdığı duygusal yazıda şöyle diyordu: “Gidişi de yaşamı gibi değerli ve anlamlı oldu. Hepimize bir mesaj, bir ders verdi giderken. İyi ve merhametli insan olmanın, ünlü, zengin güçlü ya da karizmatik olmaktan çok daha etkin, çok daha birleştirici, kavrayıcı olduğunu; en büyük sinerjiyi, kişinin iyi bir insan olduğu için sevilmesinin ürettiğini, öğretti bize. Yoksa hayatlarında Mustafa’nın yüzünü dahi görmemiş binlerce vatandaş, cenazesinde kar altında saatlerce saf tutmaz, başsağlığı kuyruğu Divan Oteli’nden ta Harbiye’ye ulaşmazdı.”

Ayşe Kulin’in de söylediği gibi Mustafa V. Koç’un vefatının ardından gerek hastanede gerekse cenaze töreninde bir araya gelen birbirini tanımayan insanlar onunla ilgili paylaşımlarını, anılarını anlattı. Ancak her ne olursa olsun Mustafa V. Koç tıpkı yaşamında olduğu gibi vefatında da etrafındaki herkesi sevginin, hoşgörünün, iyiliğin ve güzelliğin çevresinde birleştirdi.

Vefatıyla sadece ailesi, Koç Topluluğu çalışanları ve yakın çevresini değil tüm Türkiye’yi hüzne boğan Mustafa V. Koç geride; hayatına dokunduğu insanların anılarını, yaşanmışlıkları, kocaman ve sevgi dolu yüreğiyle güzel gülümsemesini bıraktı.

Elbette her veda gibi erkendi bu veda da… Daha kazanılacak çok başarı, alınacak çok ödül, gerçekleştirilecek çok fazla hedef, sevgiyle zaman geçirilecek çok insan, çekilecek çok fotoğraf ve güzel bir gülüşle geçirilecek güzel günler vardı. Bu yüzden de herkesin dilinden “Seni Unutmayacağız, Unutturmayacağız” cümleleri döküldü.

-SON-

Murat Selamoğlu

Murat Selamoğlu

Ülkesi ile ilgili sorunlara kafa yoran ve bununla ilgili çözüm yolları arayan Türklüğüne aşık iş adamı. Medya Siyaset genel yayın yönetmeni. Gazeteci yamağı.Köşe yazarı.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Türkiye ve Atatürk sevdalısı büyük insan ve rakipsiz iş adamı Mustafa KOÇ’a adanmış MUHTEŞEM görüntülerle süslü HARİKA ÜSTÜ bir VEDA yazısı. Tebrikler sayın SELAM.

BİR YORUM YAZ