Alexa
Medya Siyaset

Erken Ermeni Gündemi

Erken Ermeni Gündemi

Yazı başlığımızın erken sıfatı ile başlama nedeni; bu konunun her yıl 24 Nisan yaklaşınca gündeme gelmesi idi.

En son söyleyeceğimi; dikkatleri çekmek amacı ile en baştan HAYKIRARAK söylüyorum.

EEE….Y! SAYIN ERDOĞAN; ÜNİVERSİTE REKTÖRLERİNİ GÖREVE ÇAĞIRINIZ LÜTFEN.

Bu saldırganların hakkından başka türlü gelinemeyecek.

Her yıl ABD Temsilciler Meclisi kapılarında Soykırım tanımını kullanacaklar mı diye nöbete yattığımız, Lobi şirketlerine milyonlarca dolar ödediğimiz günler bu yıl çok erken geldi.

Haklı olarak hep iktidardaki hükümetleri eleştiriyoruz, şu meseleye bir türlü çözüm bulamıyorlar diye.

Yüzlerce seçkin tarihçimiz, binlerce makale ve kitap yazdı, Osmanlı SOYKIRIM YAPMADI diye. Aldırış eden yok. Bir taraftan dost olduğumuz Ukrayna gibi ülkeler dâhil, adını bile çoğumuzun, ilk kez duyduğu Uruguay, Paraguay, Panama gibi ülke parlamentoları Osmanlı Ermenilere 1915 yılında Soykırım uygulamıştır kararları alıyorlar.

Eee…..yy! diye başlayan bizimkilerin tiratlarını duymak isteyen yok ki.

Osmanlının Washington Büyükelçisi Rüstem Paşanın; Başkan Wilson tarafından istenmeyen adam ilan edilme nedenini biliyor musunuz?

Yüz yıl önce yine ABD de; bu günkü gibi; Osmanlı Ermenileri kesiyor yalanlarıinletiyordu ortalığı. ABD basının da Osmanlıyı suçlayıcı manşet ve yorumlarından geçilmiyordu. Rüstem Paşa dayanamayıp bu yalanlaraisyan ederek,gazetelere bir röportaj verdi. ABD hükümetinin bu yalanlara izin vermemesi gerektiğini savundu.

Vay semisin Amerikan hükümetini küçük düşüren. Ya başkan Wilson’dan özür dileyeceksin veya Amerikayı terk edeceksin. Tabii Paşa ikinci yolu seçti.

Tarihçilerimiz daha ne yapsınlar? Yazıyorlar, belge açıklıyorlar, Doğu Perinçek’in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden çıkarttığı SOYKIRIM YOKTUR anlamına gelen kararı bile; yukarıda saydığımız Dünya Kamuoyu nu tatmin etmiyor, daha ne yapmalı deyip pes mi edeceğiz.

Birçok araştırmacı ve tarihçimiz Soykırım yalanını çürütmek için hala kanıt üretme çabası içindeler. Nafile! Doğruları arayan muhataplar yok ki. Bizi mahkûm etmek isteyen devletler ve onların kandırdığı kendi halkları var. Bıkmadan bunlara karşı savaşacağız. Ama bu güne kadar uygulanan yöntemlerle değil.

Öncelikle Dünya halklarına karşı sevgi dilini ve yöntemini devreye koymalıyız bundan böyle.

Örnek olarak bir daha; her derdimize çare üretmiş olan Atatürk’ümüz ve onun; Türk Ulusunu, dünya uluslarına nasıl tanıttığını anımsayalım.

Osmanlı döneminde Türk Milleti Etrak-ı Bi İdrak( algısız Türkler ) idi. Sarı ırktan dı ve nereden geldiği bilinmeyen, devlet yönetme, medeniyet yaratma yeteneğine sahip olmayan bir kavim idi.

Atatürk bizim bugün yaptığımız gibi karşımızdakilere bağırıp çağırmakla, idrak sız Türkalgısından kurtulamayacağını biliyordu. Akıl ve Bilim yolundan giderek Türk Halkını dünya halklarına tanıtması gerekiyordu.

Önce Türk Tarih ve Türk Dil Kurumlarını kurarak işe başladı. Bu kurumlar defalarca kurultaylar düzenlediler. Türkiye ve dünya çapında ün salmış bilim insanlarını bu kurultaylar da ağırlayarak, katkılarını sağladı.

Bu kurultaylarda Türk ve Dünya Tarihçileri ile Arkeologları, Paleog’larını devreye sokarak Türk Halkı’nın tıpkı Fransızlar, İngilizler v.b. gibi Brakisefal kafa yapısına sahip, beyaz Irak’a mensup olup, Orta Asya’dan Anadolu’ya çeşitli medeniyetler kurduğunu, yabancı bilim insanlarının da katkıları ile kanıtladı. Bu tezleri desteklemek için Dünya’nın en büyük Antropoloji anketini gerçekleştirdi. Bu tezleri destekleyen makale ve konuşmalar yayınlattı.

Sonuçta iddiasını Türk ve Dünya Bilim İnsanları inanarak kabul etti önce.

Ancak bununla yetinmedi. Üretilen bu fikirlerin Reklam’ı ve pazarlanması gerekiyordu.Bunun için Belleten isimli bir dergiyi yayına soktu. Bu dergiyi her üç ayda bir Türkçe, İngilizce, Fransızca, İtalyanca bastırıp yayınlattı.

Kurultaylarda sunulan bütün tezler bu dergilerde yayınlanıp tüm dünya ya gönderildi. Bu dergilerde Modern Türk Devleti ve Ulusu tanıtılıyordu. Böylece batıdaki barbar Türk algısı tersine çevriliyordu.

Atatürk ün yolunu bugün de izlemeliyiz.

Bu yolu izleyecek kurumların en başında seksen bir ilimize yayılmış bulunan vakıf ve resmi üniversitelerimiz gelmektedir.

Bünyelerinde bindokuzyüz otuzlarla kıyaslanmayacak sayıda bilim insanları mevcuttur.

Üniversite yönetimleri bu insanları harekete geçirmeli. Her yıl her üniversite Uluslararası ölçeklerde birden fazla bilgilendirici kurultaylar, paneller düzenlemeli.

Kanada’da Toronto Üniversitesi’nin öğrenciler arasında SOYKIRIM’I EN BAŞARILI ANLATAN KOMPOZİSYON YARIŞMASI düzenlediğini;birinci ’ye 3 bin, ikinci ’ye 2 bin, Üçüncü’ye Bin beş yüz USD ödül verdiğini biliyor musunuz?

Ermeni Diasporası yüz yıldan beri böyle çalışarak kandırdı Dünya’yı.

Bu paneller de diğer tarihi konularla birlikte dünya da çeşitli coğrafyalarda uygulanan İnsan Hakları ile birlikte Soykırımlar masaya yatırılmalı.

Ama masa ’da bugüne kadar yapıldığı gibi önce Ermeniler başladı, hayır önce Türkler başladı, onlar şu kadar Türk öldürdü, bunlar şu kadar Ermeni öldürdü tartışmaları yapılmamalı.

Başta Ermeniler olmak üzere Dünya halklarına öldürerek intikam almanın değil dostlukların önemi ve fazileti anlatılmalı. O uğursuz günlerde ölenlerin insan oldukları, her nasıl olursa olsun intikam almanın ölenleri geri getirmeyeceği, tam tersine yeni düşmanlıklar yaratacağı sevgi dili kullanılarak anlatılmalı.

Günümüzde; Irak’ta, Suriye’de, Afganistan, Pakistan, Filistin İsrail, de, Karabağ’da v.b. öldürülenler/cinayetler yirmi birinci yüz yıl insanına yakışıyor mu diye sorulmalı.

Ve en nihayet diaspora ’ya değil ama Ermeni halkına; gel kardeşim sen tazminat mı istiyorsun, gerçekçi ol. Bunun yolu yabancı ülke parlamentolarından değil, iki halkın kardeşliğinden ve dayanışmasından geçiyor, kardeşlik ilişkisi her iki tarafa daha çok kazandıracaktır denmeli.

Bu toplantılara çok sayıda yabancı tarihçi ve bilim insanları davet edilmeli,onlara bol miktarda kaynak sağlanmalı ve onların konu ile ilgili, insancıl tebliğler sunmaları sağlanmalı.

Bu tebliğler ve konuşmalar Belleten örneğinde olduğu gibi dört dilde bastırılıp aynı ülkelerin bilim çevrelerine ve dünya halklarına gönderilmeli.

Sözün özü; dünya bir bilgi ve sevgi bombardımanına tutulmalı ve bu bombardıman ErmeniDiasporasının yaptığı gibi yüz yıllık bir eylem takvimini başlatmalı.

Bu uygulamalar; Eeeey..!Diye efelenerek sevgi dili kullanılarak yapılmalı.

Çünkü bizim canımızı acıtan yalanları Amerika, Fransa, İngiltere halkları değil o ülkelerin yöneticileri üretiyor ve kendi halklarını da kandırıyorlar.

Sayın Cumhurbaşkanım Eeeey ….! Üniversite Rektörleri diyerek göreve çağırınız ilgilileri. Maalesef başka türlü harekete geçmeyecek çok değerli Üniversitelerimiz.

Osman Arıkan

Osman Arıkan

1940 Bursa Orhaneli doğumluyum.İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden ve İstanbul üniversitesi İsletme fakültesi işletme iktisadı enstitüsünden mezun oldum.Özel sektörde yöneticilik yaptıktan sonra kendim bir şirket kurarak ticaret hayatına devam ettim. 1976-12 Eylül 1980 arası CHP il yönetim kurulu üyesi ve eğitim komisyonu başkanlığı yaptım. 1992 seçimlerinde SHP Bursa üçüncü sıradan ön seçimle milletvekili adayı oldum.Fakat Bursa da SHP milletvekili çıkaramadığı için seçilemedim. Halen Sade bir CHP üyesiyim.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ