Alexa
DOLAR 7,6375
EURO 8,9694
ALTIN 464,82
BIST 1087,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 29°C
Parçalı Bulutlu

Ey “Loca Düşkünleri”,Bizi Bu Hale Siz Getirdiniz…

Ey “Loca Düşkünleri”,Bizi Bu Hale Siz Getirdiniz…
22.02.2018 - 19:20
A+
A-

NOT: Öncelikle yazıya başlamadan hemen bir not düşelim ki; bu bir “spor yazısı” değildir …Öyle gibi görünse de memleketin fikri ikliminin şekillenmesinin başlıca aktörü olan yazar/çizer/gazeteci üçgeninin getirildiği-dönüştürüldüğü acı ve pespaye durumu anlatmaktadır…

Bugün sizlere çok farklı bir konuda yazacak gibi gözüksek de aslında yazacağımız konu bu memlekette “zihniyet çürümüşlüğünün” nasıl her bir alana tezahür edişini göstermesi açısından önemli…

Malumunuz Şampiyonlar Ligi son 16 turu eşleşmesinde Beşiktaş, Alman temsilcisi Bayern Münich ile bit müsabakaya çıktı ve bu karşılaşmadan da 5-0 gibi talihsiz ve farklı bir mağlubiyet ile ayrıldı…

Tabii hem gazeteler hem televizyonların spor programlarının ana gündem maddesi de bu karşılaşma oldu. Gazetelerde trajik manşetler atıldı, detaylı analiz ve yorumlata yer verildi, keza televizyon kanallarının spor programlarının 1.gündem maddesi bu tartışma oldu.

İşte bu karşılaşmayı ana gündem maddesi olarak ekranlarına sunan bir program da NTV SPOR kanalında yayınlandı: KIRMIZI ÇİZGİ

Bu programın daimi konuğu olan Serdar Ali Çelikler, Beşiktaş’ın Dünya’nın en iyi takımlarından bir tanesi ile oynadığını ifade ederek “Beşiktaş’a gösterdiği muhteşem grup performansı için teşekkür etmeliyiz. En azından Robben’i falan Dünya güzüyle izleyelim bir daha” dedi değerlendirmesini yaparken rövanşta İstanbul’da oynanacak maçı kastederek…

Şimdi diyebilirsiniz ki “Arkadaş bunun terslik neresinde, üzerine yazı yazılacak tarafı neresinde?”… Haklısınız zaten buraya kadar hiçbir terslik yok konuşma da program da gayet normal seyrinde, keyifle sıcak bir sohbet havasında ilerlemekte…

Ancak Serdar Ali Çelikler ne zaman ki bu ifadelerinin ardını getirmeyi başlıyor iş orada “kopuyor”

Zira orada bir anda garip bir şekilde programın bir diğer daimi konuğu olan Mehmet Ayan araya giriyor ve Serdar Ali Çelikler için programın sunucusu Erbatur Ergenekon’a “Şimdi iddia yapalım maça gidemez” diyor

Serdar Ali Çelikler bizim zaten “anlamlandıramadığımız” bu çıkışı “safa yatarak” kendisi de anlamamış gibi yapıyor “Niye maç Çarşamba günü değil mi?” diye soruyor ama Mehmet Ayan üzerine gidiyor “Çarşamba günü ama sen gelemezsin” diyor Serdar Ali Çelikler’in cevabı daha da ilginç “Gelirim canım, sen ayarlarsın işte bir şey…”

Bizim bilmediğimiz ama anlaşılan o stüdyodakilerin “gayet iyi” bildiği ve “ayarlanabilir” birtakım şeyler ile ilgili konuşmayı şaşkınlık ile izlemeye devam ediyoruz…

Bu esnada Mehmet Ayan “Ne ayarlayacağım, basın kartın var git izle” dese de sonra iki tarafın da yüzündeki gülümsemeler daha belirginleşiyor ve bizlerin “bilmediği” ama o stüdyoda bulunanların anlaşılan gayet iyi bildiği bir konuda “mesaj ve imalar yolu ile” bir muhabbet başlıyor…

Ekran 3’e bölünmüş Serdar Ali Çelikler- Mehmet Ayan-Erbatur Ergenekon ekranda…

Programın moderatörü  Erbatur Ergenekon “Çok güzel Vodafone Park Arena’nın basın tribünü” deyince Serdar Ali Çelikler’in yüzünde “almaz/istemez” bir jest ve ifade beliriyor ve ağzından “Iıh” şeklinde bir şeyler dökülüyor…

Zaten şaşırmış durumdaki biz izleyici daha asıl büyük bombanın geride olduğunu ise bilmiyoruz tabii ki…

Bombayı Mehmet Ayan patlatıyor… “O “park”ı çıkartıyor başka mesaj veriyor…” sözleri ile Serdar Ali Çelikler’in Vodafon’a mesaj verdiğini alenen milyonlar önünde ifade ediyor, bu esnada Serdar Ali Çelikler gayet rahat kağıda bir şeyler çizmekte…

Ben Serdar Ali Çelikler’den “Bir dakika arkadaş, esprinin şakanın da dozu var.Sen ne demek istiyorsun?Bizim kimseye mesaj gönderecek durumumuz da kimseden gelecek özel davetlere de ihtiyacımız yok,haddini bil” tarzı bu mealde bir tepki bekliyoruz ama nerede…

İki saniyelik bir suskunluk oluyor stüdyoda ve suskunluğu bozan ise moderatör Erbatur Ergenekon oluyor… Kendisine “Hala alamadın mı mesajı?” der gibi bakan Mehmet Ayan’a “Ben anladım Vodafone Loca’ya gitmek istiyor” diyerek ağızdaki baklayı çıkarıyor, hani  Serdar Ali Çelikler’in “mesaj” olarak gönderip çıkaramadığı meşhur baklayı…

Biz hala bir umut Serdar Ali Çelikler’den bir tepki bekliyoruz zira o esnada konuşmuyor. Ama ağzını açtığında ettiği kelam Türk basının düştüğü/düşürüldüğü durumun rezaletini ortaya koyuyor…

Serdar Ali Çelikler, gayet rahat, gayet relax, gayet normal bir olaymış gibi “Locadan davet alırım diye düşünüyorum” diyor gülerek… Mehmet Ayan ise “Çok zor…” diyor…

Serdar Ali Çelikler “Yürüme olayı bende yok o yüzden diyor” … Üçlü bakıyorlar ki iş biraz daha uzarsa başka bir boyut kazanacak “geyik moduna geçişle” durumu toparlayıp kapatıyorlar…

Bu yaşananlar yaklaşık 1,5 dakika içerisine sığıyor ama o 1,5 dakika Türk basının içerisine düştüğü rezaleti bize en çarpıcı biçimde anlatıyor…

Gazetecilik başka mesleklere benzemez…

Sen bu meslekte hediye alamazsın, ticari bağlantı kuramazsın,kaynağın ile maddi-alış verişlere giremezsin, “özel davet”-tatil-gezi tekliflerini kabul edemezsin…

Ey Serdar Ali Çelikler şimdi sana buradan soruyorum:

O maçı keyifle ve kendini “özel/imtiyazlı/VIP hissederek” ve pek tabii egon tatmin olarak izleyeceğin loca –ki ne locaymış bu kadar pespayeliği milyonlar önünde yaptırtıyor insana-  için seni Vodafone bugün davet ederse belli ki koşarak gideceksin…

Peki, aynı Vodafone  sen yarın Beşiktaş aleyhine belgesiyle dört başı mamur bir haberi yayınlamak üzereyken, Beşiktaş Başkanı Fikret Orman üzerinden yahut başka kanallar ile sana “Bu haberi yazma” dediğinde ne yapacaksın? Yazabilecek misin o haberi?

Ya da aynı Vodafone sana yarın birgün,sponsor olduğu bir kulüp yahut ilişkisinin iyi olduğu bir menajer için spekülatif bir haber yapmanı istediğinde “Yok hayır ne münasebet ben yapamam böyle bir haberi” diyebilecek misin?

Yazarsan yahut yazmazsan Vodafone’un istediği o haberleri, milyonların gözü önünde nerdeyse “Bana loca daveti gönderin” diye bangır bangır yayın yapıp programını buna alet ettiğin o lüks locayı bir daha ömrü hayatında görebilecek misin?

Yoksa istenilen haberi yapmayacak, ya da “istenilen gibi bir haber yapacak” ve “daha fazla sayıda locada maç izleme karşılığında” kalemini mi susturacaksın?

Bu konu bu kadar ince ve bir o kadar ağır bir “etik” ve “temel meslek ahlakı” konusudur Çelikler, tabii o değerleri özümsemiş “loca bağımlısı” olmayan gerçek gazeteciler için…

Gazeteciliği localarda değil, mürekkep kokusunu ciğerlerinde hissederek,mürettiphanelerinden yetişerek gelen,ustalarından “Kalemini kır ama asla satma” diye feyz almış olanlar da bu konunun öyle “Geyik muhabbeti” dahi yapılamayacak bir konu olduğunu iyi bilirler… Kaldı ki sen hiç ama hiç geyik muhabbet yapmıyordun ve gayet ciddiydin.

Zaten Mehmet Ayan’a söylediğin “Sen ayarlarsın bir şeyler” sözleri, bu “ayarlama işlerinin gayet sıklıkla yapıldığını” sizlerin de bu işlere gayet alışık olduğunuzu gösteriyor.

Derhal bu konuya açıklık getir, bu sözlerini kamuoyunu  ama önce biz meslektaşlarını tatmin edecek biçimde açıkla yahut tekzip et Serdar Ali ÇELİKLER…

İşte sevgili okuyucular bu tip adamlar bugünün “YENİ TÜRKİYE’SİNİN” yeni medyasının spor yazarı, program yorumcusu oluyor…

Ama tabii suç onlarda değil…Bu tip adamlara gazete sütunlarını,kanal ekranlarını teslim edip bu tip adamların buralardan elde ettiği gazetecilik etiği ilişkiler karşılığı çıkarlara da reyting/tiraj/iktidar-sermaye-güç odağı ilişki dengesindeki rolleri sebebi ile ses çıkarmayan patronlarda…

Sadece bu değil emin olun… Artık “hediye” adı altında alınan rüşvetlerin, yurtdışı “tatillere” götürülen ve kumar paralarına kadar cebine konulan gazetecilerin (!),iş takipçiliği titri “Temsilci” titrinin önüne geçmiş Ankara Temsilcilerinin hülasa kendisini bozuk düzenin, güçlüden yana olanın her daim kazandığı ahlaksız dişlilerine teslim etmiş, bir “zihniyet çürümesinin” ve gazetecilik mesleğinde yaşanan bozulmanın, itibar kaybının sebebinin 1,5 dakika içerisinde nasıl da yüzümüze çarpılabileceğinin izdüşümüdür Serdar Ali Çelikler örneği ve bu nedenle önemlidir…

Kendisi bu konu hakkında tatmin edici bir açıklama yapmadığı müddetçe de konunun takipçisi olacağımızı buradan siz değerli okuyucularımıza iletmeyi ayrıca kendimize bir borç telakki ediyoruz…

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.