Alexa
DOLAR 6,7037
EURO 7,5022
ALTIN 372,834
BIST 108097,27
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 24°C
Gök Gürültülü

Eylül

8 yaşındaki Eylül ‘e akrabalarının komşusu genç bir adam tecavüz edip öldürdü. Şimdilik suçunu itiraf etmedi. Deliller ileri düzeyde açığa çıktıkça belki itiraf etme noktasına gelir. Bu konuda 2 önemli konuya işaret etmek istiyorum;

Birincisi, zanlının geçtiğimiz yıl iki sokak köpeğine tecavüz edip, telle boğarak öldürdüğü söyleniyor. Yakın zamanda bir köpek yavrusunun ayaklarının kesilmesinden sonra yaşanan infialin ardından uyardık. Ve dedik ki, hayvanlara zarar verenlerin tümü insanlara da zarar vermez. Ancak insanlara yönelik şiddet eylemleri gösteren insanların ciddi bir bölümünün şiddet uygulamaya küçük hayvanlardan başladıkları bilinmektedir. Şiddet hangi canlıya uygulandığına bakılmaksızın şiddettir. Öğrenilen bir şeydir ve suçtur. Cezalandırılmalıdır.

Eğer, geçen yıl zanlı tutuklansa, ceza verilseydi, Eylül bugün yaşıyor olacaktı…

İkincisi Eylül öldürüldükten sonra sosyal medyada her zaman olduğu gibi idam tartışmaları da başladı. Bu konudaki fikrim belli. İdamdan yana değilim. Öyle sanıldığı gibi bir insan hakları meselesi falan olduğunu düşünmüyorum. Bu koşullarda bu açıdan bakmak çok saçma hatta romantic bir aymazlık. Başka bir şey söylüyorum. Diyorum ki, idamın ceza ve suç kavramlarını dünyevileştirememiş toplumlarda yaratacağı akıbeti, suistimali tahmin edebiliyorum. Kaldı ki, zaman zaman suç tam olarak ispatlanamadığında da geri dönüşü olmayan bir duruma yol açacağını öngörmek zor olmasa gerek. Yani sözün özü, yasa koyucuya ve uygulayıcıya güvenmiyorum. Bu koşullarda yazık ki, idam tartışmaları evlatlarımızın minik bedenleri, ailelerinin acıları üzerinden yapılıyor. Ne kadar anlaşılabilirim bilemiyorum, yine de olması gerekeni söylemekle yükümlüyüz bizler.

Şunu tekrar söylemek istiyorum, idam, uhrevi toplumların cezai sorumluluk almaktan kaçma biçimidir. Vicdanlarımızı yaralayan suçları işleyenleri öbür dünyaya bir an önce göndererek, cezayı da oraya taşımış oluyorsunuz. İdam cezası, geçtiğimiz yüzyılın sonunda, ister beğenin ister beğenmeyin, Amerika dışında, gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamında uygulamadan kalkmıştır. Oysa bu tür suçlara af uygulanmadığında, bu tür suçlara iyi hal gibi saçma bir cezai indirime gidilmediğinde, ceza ve ceza çekilen alanlar kurumsallaştırıldığında ancak bu çağın toplumu olabilir ve sorunlara gerçekçi bakabiliriz.

Ha bir de en önemlisi bütün bunlardan bağımsız(hiç de bağımsız değil de) iyi insan yetiştirmeyi başarmak zorundayız. O çok övündüğünüz manevi değerlerin bunu neden sağlayamadığını oturup bu ülkeyi yönetenlerin adamakıllı düşünmesi lazım. Düşünmeyecekler de ben yine de söylemiş olayım…

YORUMLAR
  1. Fatih dedi ki:

    Tamam idam olmasın lakin böyle kanı bozuklarin ömrünün sonuna kadar boğazı sağlığı için ödenek ayrılması da insana bayağı bi koyar hani