Medya Siyaset

Eylül

Eylül

8 yaşındaki Eylül ‘e akrabalarının komşusu genç bir adam tecavüz edip öldürdü. Şimdilik suçunu itiraf etmedi. Deliller ileri düzeyde açığa çıktıkça belki itiraf etme noktasına gelir. Bu konuda 2 önemli konuya işaret etmek istiyorum;

Birincisi, zanlının geçtiğimiz yıl iki sokak köpeğine tecavüz edip, telle boğarak öldürdüğü söyleniyor. Yakın zamanda bir köpek yavrusunun ayaklarının kesilmesinden sonra yaşanan infialin ardından uyardık. Ve dedik ki, hayvanlara zarar verenlerin tümü insanlara da zarar vermez. Ancak insanlara yönelik şiddet eylemleri gösteren insanların ciddi bir bölümünün şiddet uygulamaya küçük hayvanlardan başladıkları bilinmektedir. Şiddet hangi canlıya uygulandığına bakılmaksızın şiddettir. Öğrenilen bir şeydir ve suçtur. Cezalandırılmalıdır.

Eğer, geçen yıl zanlı tutuklansa, ceza verilseydi, Eylül bugün yaşıyor olacaktı…

İkincisi Eylül öldürüldükten sonra sosyal medyada her zaman olduğu gibi idam tartışmaları da başladı. Bu konudaki fikrim belli. İdamdan yana değilim. Öyle sanıldığı gibi bir insan hakları meselesi falan olduğunu düşünmüyorum. Bu koşullarda bu açıdan bakmak çok saçma hatta romantic bir aymazlık. Başka bir şey söylüyorum. Diyorum ki, idamın ceza ve suç kavramlarını dünyevileştirememiş toplumlarda yaratacağı akıbeti, suistimali tahmin edebiliyorum. Kaldı ki, zaman zaman suç tam olarak ispatlanamadığında da geri dönüşü olmayan bir duruma yol açacağını öngörmek zor olmasa gerek. Yani sözün özü, yasa koyucuya ve uygulayıcıya güvenmiyorum. Bu koşullarda yazık ki, idam tartışmaları evlatlarımızın minik bedenleri, ailelerinin acıları üzerinden yapılıyor. Ne kadar anlaşılabilirim bilemiyorum, yine de olması gerekeni söylemekle yükümlüyüz bizler.

Şunu tekrar söylemek istiyorum, idam, uhrevi toplumların cezai sorumluluk almaktan kaçma biçimidir. Vicdanlarımızı yaralayan suçları işleyenleri öbür dünyaya bir an önce göndererek, cezayı da oraya taşımış oluyorsunuz. İdam cezası, geçtiğimiz yüzyılın sonunda, ister beğenin ister beğenmeyin, Amerika dışında, gelişmiş ülkelerin neredeyse tamamında uygulamadan kalkmıştır. Oysa bu tür suçlara af uygulanmadığında, bu tür suçlara iyi hal gibi saçma bir cezai indirime gidilmediğinde, ceza ve ceza çekilen alanlar kurumsallaştırıldığında ancak bu çağın toplumu olabilir ve sorunlara gerçekçi bakabiliriz.

Ha bir de en önemlisi bütün bunlardan bağımsız(hiç de bağımsız değil de) iyi insan yetiştirmeyi başarmak zorundayız. O çok övündüğünüz manevi değerlerin bunu neden sağlayamadığını oturup bu ülkeyi yönetenlerin adamakıllı düşünmesi lazım. Düşünmeyecekler de ben yine de söylemiş olayım…

Prof.Dr.Şengül Hablemitoğlu

Prof.Dr.Şengül Hablemitoğlu

1986 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Aile ve Tüketici Bilimleri Anabilim Dalında 1989 yılında yüksek lisansını, 1996 yılında doktorasını tamamladı. Türkiye Bilimler Akademisi Sosyal Bilimlerde Doktora Sonrası Yurtdışı Araştırma Bursu ile 1997 yılında gittiği ABD'de Purdue Üniversitesi Kadın Çalışmaları Programı'nda misafir öğretim üyesi olarak araştırmalar yaptı. 1998 yılında Üniversite Doçenti unvanını aldı ve 2005 yılında Profesör oldu, çeşitli idari görevlerde bulundu. Mayıs 2008 yılında Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü'nün kuruluşunda görev aldı ve Bölüm Başkanlığı'na atandı. Kasım 2008-Şubat 2015 arasında Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde Dekanlık görevini üstlendi, son yıllarda aile ve yas danışmanlığı yapmaya başladı. Bu kapsamda çeşitli özel, kamu kurum ve kuruluşları tarafından düzenlenen aile danışmanlığı eğitim programlarını düzenleyerek eğitmenlik yapmaktadır. Halen bağımsız bir kuruluş olan Hablemitoğlu Hablemitoğlu Ankara Enstitüsü'nde bireysel ve kurumsal gelişim odaklı modüler eğitim programları, workshoplar düzenlemekte, aile danışmanlığı eğitimleri ve yas danışmanlığı seminerleri vermektedir. Ayrıca Lefke Avrupa Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde bölüm başkanı olarak görev yapmaktadır. Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu (IASSW)'na üyedir. Çok sayıda üniversitenin Kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezlerinde danışma kurulu üyesidir. Çeşitli ulusal ve uluslararası panel, kongre ve sempozyumlara katılmış, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda konferans vermiş, çalışma ziyaretleri yapmış ve bugüne kadar 8 kitabı yayınlamıştır. Kanije ve Uyvar'ın annesidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Fatih dedi ki:

    Tamam idam olmasın lakin böyle kanı bozuklarin ömrünün sonuna kadar boğazı sağlığı için ödenek ayrılması da insana bayağı bi koyar hani

BİR YORUM YAZ