Alexa
Medya Siyaset

Ezberci Bilgeler

Ezberci Bilgeler

Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemenin delilik olduğu söylenir.

Öyle mi gerçekten?

Peki, farklı şeyleri söyleyip yapanlar için deli, aynı şeyleri söyleyip yapanlar için akıllı, uslu, saygılı nitelenenlerine ne demeli? Yani karışık iş doğrusu bu akıllılık, delilik meselesi!

Peki, delilik olarak nitelenen aynı şeylerin tekrarlanması bir ezber mi?

Bu sorunun yanıtını satırlara bırakmak istiyorum. Ancak tarihi çok eskilere dayanan ezber konusu insanı tüketen,potansiyelini yok eden ve onu edilgenliğe iten bir gerçekliktir.

Ezberle eğitilmiş insan emir kuludur. Fikirleri yoktur, aynı bakar, aynı görür, bir ömür aynı şeylere yapar ve yaşadığını sanır.

Bir de ezberci bilgeler vardır. Onları bilge yapan, güçleridir, makamlarıdır, paralarıdır.  Onlar her şeyin doğrusunu bilir ve yaparlar. Dalkavukları çok severler ve kendilerini göklere çıkaran bu dalkavuklarını vakti geldiğinde ödüllendirmesini de bilirler.

Ezberci bilgeler budamayı çok severler. İnandıklarını sopayla, ateşle, taşla ve ölümlerle korurlar. Çünkü kendileri gibi düşünmeyen ve davranmayanlar düşmandırlar.

Elbette ezberci bilgelerin de efendileri vardır ve efendilerine koşulsuz taparlar.

Bu arada her şeyin en iyisini isterler. Biriktirmeyi çok ama çok severler!

Çözümsüzlüğü çözüm olarak dayatırlar ve o çözümsüzlükte ısrar ederler.

Sonra ne mi olur?

Duvara toslarlar!

Peki ya sonra? Hiç olur mu öyle şey? Onlar asla yanılmaz, yanlış yapmazlar.Onları yanıltan başkalarıdır.Gereği yapılır. Yapılanlar bir başkasına mal edilir ve kenara çekilinir.

Oysa içinde bulunduğumuz dünyada yaratıcı bilgelere ihtiyacımız vardır!

Yaratıcı bilgelikle,akıl ve bilimin aydınlık yolunda ilerleyebilen insanlardan söz ediyorum. İnandıklarını taşla, sopayla, ateşle, ölümle değil, bilgiyle koruyup, geliştirebilen, bilgiyi üretip yeni bilgilere ulaşabilen insanlardan söz ediyorum.

Yorgun ve hastalık derecesine varmış beyinlerin tekrarlarından değil, toplum önderi olabilen ve toplumu dönüştürebilen ve emeği bilgi ile üretebilen beyinlerden söz ediyorum.

Sadece kendi hayatını düzene sokup iyileştirmeye çalışanlardan değil, hayatın bütününü görebilen ve bütünü iyileştirmeye çalışanlardan söz ediyorum.

Anlamadığı bir dilde ibadet edenlerden değil,  endüstri 5.0 erişi düzeyindeki dünyayı görebilen ve o dünyaya uyarlanabilenlerden söz ediyorum.

Belki de; dünyayı yönetenler ezberci bilgeler mi, yaratıcı bilgeler mi? sorusunu yanıtlayarak işe başlamak gerekiyor ve devamında bu döngü en çok kimin ya da kimlerin işine yarıyor? Sorusunu yanıtlamak gerekiyor.

Yüzyıllar öncesinde insanın içinde bulunduğu derin yalnızlığı gören ve gerçeği sorgulamak isteyen Sokrates’in hayatına baldıran zehri ile son verilmişti. Oysaki Sokrates kendisini bir at sineği, Atina’yı da bir at olarak nitelendirmişti. Çünkü o, atın uyuşukluğunu gidermek için bir uyarıcıya ihtiyaç olduğunu düşünüyordu.

Çok şey değişmemiş gibi gözüküyor, ne dersiniz?

Peki, dünya ülkelerini yaratıcı bilgeler hiç yönetmedi mi?Bu noktada Türk milletinin altın sayfalarından birine dönmek istiyorum.

Milli mücadele bittiğinde, ülke uzun yıllar süren savaşlarla, yanmış yıkılmış, yorgun düşmüştü. Kurucu kadro aynı karanlığı tekrar yaşamamak için modern ve güçlü bir ülke kurmak arzusundaydı. Ancak, bunun için para yoktu, sanayi yoktu ve önderlik ettikleri halkın morali yoktu.Tek bir şeyleri vardı milli mücadelede olduğu gibi bitip tükenmeyen inançları…

Nihayetinde beklenen gün gelmişti. 29 Ekim 1923’te Anadolu’nun ortasında bir çoban ateşi yakıldı.Bu ateş büyüyerek bütün halkı kucakladı.Sonrasında eğitimde, sağlıkta, imarda, tarımda ve sosyal hayatta yapılan devrimlerle modern ‘Türkiye Cumhuriyeti’ kuruldu.

Bu gün bir milletin az zamanda neler yapabileceğini görmek isteyenler dönüp tarihimizin bu altın sayfasına baksınlar!

Bakabilirler mi? sanmıyorum çünkü ezberci bilgeler ezberlerini bozamazlar. Bu altın sayfayı kendilerini daha iyi gösterebilmek için ancak asılız bilgilerle karartmaya çalışırlar…

Yeniden Kuvayı Milliye ruhuna ve o ruhu halkımıza anlatacak toplum önderlerine ihtiyacımız var. Biz bunu emperyalizme karşı yapmıştık ve inanın yeniden yapabiliriz.

Sağlık ve mutlulukla kalın…

ETİKETLER:
Hatice Topçu

Hatice Topçu

Rize’de doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans Eğitimini İşletme alanında, Yüksek Lisans eğitimini Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim işkolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. Şubat 2019 tarihinde kamudaki görevinden emekli oldu. Yazın hayatına çeşitli dergi ve antolojilerde yayımlanan şiirleri ile başladı. 2004 yılında “TODAİE Hazırlık Kılavuzu” adlı Orta Doğu Amme Enstitüsü Sınavlarına Hazırlık Kılavuzu yayımlandı. İlk şiir kitabı;“Karanlığın Elleri”2008 yılında, ikinci şiir kitabı; “Yasak Elma” 2016’da yayımlandı. Eğitimci, Şair ve Yazar’ın okul öncesi eğitim çocuklarına yönelik hazırladığı “Can Okulda Dizisi” olarak altı adet hikâye kitabı (Okul Heyecanı, Okulda İlk Gün, Can ve Cansu, Görüyor Öğreniyoruz, Balonlarla Dans ve Can Partiyle) 2017 yılında yayımlandı. “Çağları Delen Önder Atatürk” dizisinin ilk kitabı olan “Altın Saçlı Çocuk” romanının birinci baskısı Ocak 2019 yılında, ikinci baskısı Ağustos 2019 ve üçüncü baskısı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Serinin İkinci romanı “Hayallere İlk Adım” romanının birinci baskısı Ağustos 2019 yılında, ikinci baskısı Kasım 2019 yılında yayınlanmıştır. ‘Kül Rengi Dünya” romanı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Ayrıca yazarın, Eğitim Bilimleri alanında bilimsel makaleleri bulunmaktadır ve çeşitli gazetelerde makale yazmayı sürdürmektedir. İki çocuk annesidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ