Alexa
Medya Siyaset

Ezberci, Sınavcı ve Piyasacı Eğitim

Ezberci, Sınavcı ve Piyasacı Eğitim

Eğitim biat kültürü ile susulan, tapınılan bir alan olmadığı gibi, sermayeye teslim edilecek bir alan da değildir. Eğitim her bireyin hakkı olan kamusal bir hizmet alanıdır.

Eğitimde söz sahibi olan ülkeler, dünya çapında bilim adamı, sanatçı, sporcu, müzisyen, girişimci, yazar, şair, teknokrat yetiştiren, yeni buluşlara imza atan, patent sayıları sürekli artan ve beyin göçü alan ülkelerdir. Bu saydıklarımız konusunda ülkemizin içinde bulunduğu durum bırakın dünya çapında olmayı, kendi bölgesinde bile her geçen gün gerilemektedir.

Ezberci eğitim zihnin hatırlama becerisini geliştirmek dışında bireye yarar sağlamaz. Çünkü zihinde saklanan bu bilgilerden yeni bir bilgi üretilmesi söz konusu değildir. Hatırlamaksa mevcut yapıda öğrencinin sınavları geçmesini sağlar. Özetle ezberci eğitimde öğrenciden yapılan sınavlarda bilgiyi en eksiksiz bir biçimde aktarması beklenir ve bunu yapabilenler başarılı kabul edilir.

Ezberci eğitimin kökleri nesnellik ve sorgulamanın olmadığı inançların yanıtlarına dayanmaktadır. Kutsal kitaplardaki bilginin yazılıp aktarılamaması sorunu, onların zihinlerde tutularak aktarılmasını sağlamıştır.Matbaanın bulunması sonrasında ise dinsel eğitim ezberci temeller üzerinde çoktan gelenekleşmiştir ve yöntemde bir ezber oluşmuştur artık!

Ezberci eğitimde yetişmiş bireyin sorgulama, eleştirme yeteneği yoktur. Yorumlama yapamaz, sorun çözemez ve planlama yapamaz. Dolaysıyla kurallara uyar, otoriteye boyun eğer.

Düşünün böyle bir insan ikna etmek, yönetmek ve bağımlı yapmak nasıl da kolaydır. İşte bu yüzden ezberci eğitimin geleneklerimize uygun olduğu söylenir ve ezberci eğitimde ısrar edilir.

AKP iktidarlarında 7 bakan değişti. Sistemde sürekli değişiklikler yapıldı.Ancak iki şey hiç değişmedi, hatta sürekli gelişti, ilerledi. Bunlar:  Ezberci eğitim ve piyasacı eğitimdi.

Ülkemiz eğitiminde özel okulların payı her geçen gün artırıldı. Nitekim Milli Eğitim Bakanı 2020 bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı sunumda özel okulların örgün eğitimdeki oranının % 19,20’ye ulaştığını açıkladı.Bu veri bize 2002-2003 eğitim öğretim yılında % 2 olan özel okul oranının 17 yılda 10 kata yakın arttığını göstermektedir.

İkinci önemli politikaimam hatiplerin sürekli artırılmasıydı.Milli Eğitim Bakanlığa istatistiklerine göre 2002-2003 eğitim öğretim yılında ülkemizde mevcut imam hatip lisesi sayısı 450 iken bu sayı 2018-2019 öğretim yılında bin 624’e yükseldi. Ülkemizdeki resmi lise sayısının 8 bin 914olduğu düşünülecek olursa, bu veri bize ülkemizdeki toplam resmi liselerin % 18.21”inin imam hatip lisesi olduğunu göstermektedir.

2012 yılında oluşturulan 4+4+4 sistemiyle ortaokul düzeyinde imam hatipleşmenin önü açıldı.O tarihten 2019’a; 3 bin 394 imam hatip ortaokulu açıldı. Ülkemizdeki toplam resmi ortaokul sayısı 16 bin 874’dır. Oranladığımızda ortaokulların % 21”inin imam hatip ortaokulu olduğu görülmektedir.

İstatistikler böyle. Sürekli artış gösteren bu iki alan izlenen eğitim politikalarının bir sonucudur.

Bu arada, eğitimde değiştirilen kararlara bir yenisi daha eklendi.Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı (YKS) tarihleri ikinci kez değiştirildi.Yaklaşık 2,5 milyon öğrencinin gireceği YKS sınavları 25-26 Temmuz tarihlerinden, 27-28 Haziran tarihlerine çekildi.

Değil bir ayın, bir günün bile hesabını planlayan YKS adayları ve onlarla kaygılanan velileri için bu karar şok etkisi niteliğindeydi.Çünkü onlar belirlenmiş takvime göre programlarını yapmışlardı ve bu değişiklik bütün programlarını alt üst etti.

Yeni kararın adayları mağdur etmeyeceği ise;başlamış bir sınav sürecinde ilave değişikliklerin öğrencilerin lehine olduğu –sınav süresinin uzatılması, barajın düşürülmesi, öğrencilerin ikinci dönem konularından sorumlu tutulmayacağı- şeklinde açıklandı.  Ancak bu değişiklikler sınav tarihinin bir ay öne çekilmesinin adaylar ve veliler üzerindeki olumsuzluğunu giderme konusunda kamuoyunu tatmin etmedi.

Peki, milyonlarca öğrenci için hayati önemde olan sınavın iç turizmi canlandırmak amaçlı öne alınması da sermayeye hizmet edilmesi anlayışının bir sonucu değil midir?

Öyle görünüyor ki Korenavirüsü önlemek amaçlı ülkemizde alınan kararlar piyasa koşullarının arkasında kalmaktadır.Bunun göstergesi AVM’lerin açılması, tatil bölgelerinin seyahat yasaklarının öncelikli kaldırılması ve benzeri kararlardır.

Bizdeki Korenavirüs ülke koşullarını dikkate alır türden. Hafta sonu ve resmi tatillerinde o da tatil yapıyor. Umarım bu akıllı virüs tatil bölgelerinde de tatil yapar. Aksi mesai yapacak olursa tatilcilerin hali nice olur. Henüz bilmiyoruz ama önümüzde bir de dini bayram var. Eğer bu bayramda sokağa çıkma yasağı ilan edilmezse yine işimiz Korenavirüs’ ün insafına kalacak demektir…

Eğitim sistemimize dönecek olursak, ne yazık ki mevcut durum bize geleceğin bu günden daha iyi gelmeyeceğini göstermektedir. Çünkü ezberlenmiş bilgilerle, istenileni tekrarlayan ve sınavlarda doğru seçeneği bulmaya odaklı birey yetiştiren toplumlar; çağını yakalamış, bilimsel ve laik eğitimden ödün vermeyen toplumların payandası olmaya mahkûmdur.

Bu ezberci, dinci ve piyasacı eğitim sisteminde yoksul ailelerin payına,çocuklarını imam-hatip okullarına ya da “ara eleman” yetiştiren meslek okullarına göndermek düşmüştür. Bir şekilde parasını denklendiren aileler ise piyasacı sistemin kucağına itilmiştir.

Bulunduğumuz yer geçmişini doğru bir biçimde anlamayanların, bu gününü güncelleyememesi ve geleceğini de öngörememesidir.

Geleceği öngöremeyenlere büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü ise şöyledir:“Gerçek kurtuluş ancak cehaletin ortadan kaldırılasıyla olur. Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir, yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir.”

Türk eğitim sistemi kasıtlı olarak geri bırakılmış ve ülke yoksullaştırılmıştır.Bunun sonucu olarak da Türk halkı demokratik, laik ve ilkeli bir siyasi iradeyi öngörememektedir.

Yapılması gerekenleri bir başka yazıda paylaşmak dileğiyle, sağlıkla kalın…

ETİKETLER:
Hatice Topçu

Hatice Topçu

Rize’de doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans Eğitimini İşletme alanında, Yüksek Lisans eğitimini Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim işkolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. Şubat 2019 tarihinde kamudaki görevinden emekli oldu. Yazın hayatına çeşitli dergi ve antolojilerde yayımlanan şiirleri ile başladı. 2004 yılında “TODAİE Hazırlık Kılavuzu” adlı Orta Doğu Amme Enstitüsü Sınavlarına Hazırlık Kılavuzu yayımlandı. İlk şiir kitabı;“Karanlığın Elleri”2008 yılında, ikinci şiir kitabı; “Yasak Elma” 2016’da yayımlandı. Eğitimci, Şair ve Yazar’ın okul öncesi eğitim çocuklarına yönelik hazırladığı “Can Okulda Dizisi” olarak altı adet hikâye kitabı (Okul Heyecanı, Okulda İlk Gün, Can ve Cansu, Görüyor Öğreniyoruz, Balonlarla Dans ve Can Partiyle) 2017 yılında yayımlandı. “Çağları Delen Önder Atatürk” dizisinin ilk kitabı olan “Altın Saçlı Çocuk” romanının birinci baskısı Ocak 2019 yılında, ikinci baskısı Ağustos 2019 ve üçüncü baskısı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Serinin İkinci romanı “Hayallere İlk Adım” romanının birinci baskısı Ağustos 2019 yılında, ikinci baskısı Kasım 2019 yılında yayınlanmıştır. ‘Kül Rengi Dünya” romanı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Ayrıca yazarın, Eğitim Bilimleri alanında bilimsel makaleleri bulunmaktadır ve çeşitli gazetelerde makale yazmayı sürdürmektedir. İki çocuk annesidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ