Alexa
Medya Siyaset

Fareli Köyün Kavalcısı

Fareli Köyün Kavalcısı

Kirlenmiş çirkin siyasetin, demokrasiyi, aydınlığı, cumhuriyeti, tüm çağdaş değerlerimizi bu kadar teslim aldığı bir seçim süreci görülmedi. Üstelik içine asıl  tükenmişliğe vesile olan aptallığı koyarsak, işte  o zaman bu karanlıktan aydınlığa çıkmak o kadar kolay olmayacak.

Aziz Nesin yıllar önce ( 1993 ) te, ” Bizim yüzde yetmişimiz aptal, ben belki hayatta olmayabilirim, ama bana öyle geliyor ki gelecekte bu ülkeyi yönetmeye aday bir zihniyet  ülkenin tamamını aptallaştıracak” demişti.

Ama kendini akil sananlar bu sözlere hemen tepki göstermişlerdi.  Bugüne baktığımızda gerçekten de Aziz  Nesin bunu söyledi ama az söylemiş, hepimiz aptallaştırılmadık mı? Seçim meydanlarındaki resmi gördükçe kimin ne söylediği, ya da ne demek istediğini anlamak mümkün değil, az kalmış olan tüm değerlerimiz bir bir yok ediliyor.

Çok sayıda ülke gördüm sanat çalışmalarım nedeniyle gittiğim, oralarda tanık olduğum seçimlerde bir gerçek vardı, acaba bu ülkede gerçekten bir seçim var mı diye kendi kendime sordum. Sokaklar da ne bir parti bayrağı, ne de partisinin yapmak istediklerini anlatan, avazı çıktığı kadar bağıran, olmadık  yapamayacağı sözler veren, halkının gözlerinin içine baka baka yalan söyleyen, buna kendini bile inandıran,  siyasi saygınlığın dışına  çıkıp küfreden, hakaret edip korku salan bir parti  temsilcisi ya da liderini görmedim.

Özellikle parti başkanları Tv programlarında bir araya gelerek projelerini anlatırlar ve soruları yanıtlarlar. Batı demokrasilerinde yapılan şey işte budur, Dünyanın hiç bir yerinde ben görmedim kendi ülkemde yaşananları, zira benim ülkemde demokrasi var mı?

Çıkın bir Tv kanalına bir araya gelip yapmak istediklerinizi projelerinizi halka anlatın en güzeli bu olmalı. Demokrasiden dem vuranların bundan korkmaları neden? Bugün dünyanın en derin tarihine sahip bir ülke (TÜRKİYE) .

Ama Uluslararası alanda saygınlığı yok edilen bir başka ülke var mı? .

Tarihi bir seçim yaşayacak Türkiye, dün arkasından olmadık hakaretler ettiği, bir siyasi lidere yakışmayan sözler eden parti başkanı, bugün o liderle aynı masaya oturup el sıkışıyor, bu siyasetin yazılımında nasıl bir başlıkla anlatılmalı acaba?

Siyasi çıkarların ve kişisel kazanımların dışında bir anlamı yok bunların. Dünya siyasetine ve kendi ülkemdeki siyasetin resmine baktığımda,  cevabını sormaya bile korktuğum soruların zaten cevabını alamayacağımı biliyorum. Siyasetin tükendiği bir ülke Türkiye, siyasetin Atatürk’ü onun bıraktığı tüm çağdaş değerleri yok ettiği bir ülke Türkiye, yanlış siyasetin yarattığı mutsuz  ve korku içinde yaşayan bir toplum haline getirildiği bir ülke Türkiye. İnsan hak ve özgürlüklerinin unutulduğu bir Türkiye. Peki bunun sorumluları kimler? Hala cahil neye inandığının ve sorgulamaktan korkan bir millet,  gerçekleri bilmeden kendi inandığı celladına aşık olmuşsa, o ne derse inanacak koyun gibi dinleyecek bakacak alkışlayacak başka adı yok bunun.

Bugün yemin edip tarafsız kalarak sadece dürüst doğru yalansız toplum ve ülke yararına bir siyaset yapacağını söyleyenler, ne yazık ki verdikleri sözleri  çoktan unuttular.

KİRLENMİŞ SİYASET…

Körü körüne  sadece dinleyen bakan ama görmeyen anlamayan bir toplum olmak, fareli köyde masal bu ya adı hikayenin, tüm fareler köyü teslim almış tıpkı bugün her yalana inananlar gibi.

Fareleri sürekli doyurursanız size dokunmaz zarar vermez, sesleri çıkmaz konuşamaz istedikleri sadece yemek yemek uyumak başka hiç bir şey umurlarında  değil.

Peki her tarafını sarmış farelerden bu koca köyü kim kurtaracak dersiniz? Eline bir kaval alarak çalmasını iyi bilen bir çoban, ama ben sizin çobanızım diyerek arkamdan gelin pembe bir dünya bizi bekliyor diyenlerin değil.

Sonrasında sürü misali nereye sürüklendiklerinin farkına vardıklarında,  uçurumun kenarından son kez bir çiçeği koparmak isteseler de buna zamanları olmayacak. Daha doğrusu yarın hepimiz bu sürünün içinde sürüklenip gideceğiz belli mi olur. Hala pembe dünyadan söz edenlere o dünya nerede kaldı dediğimiz zaman, bunun sadece her zamanki gibi bir yalan bomboş hayal olduğunu anladığımızda nerede duracağız belli değil. Demokrasinin çağdaş dolaysız özde anlamda yansıtılmadığı bir sistem anlayışı yok olmanın adıdır.

Parlamenter sistem çok sesliliktir, her türlü düşünce anlayışının yansıtıldığı paylaşıldığı yerdir, tek bir düşüncenin otoriter bir yönetim anlayışının elinde kalmak tükenen bir demokrasi değil mi? Sadece tek bir otoriter gücün elinde kalan sistem cumhuriyetin, demokrasinin, hak  hukuk adalet anlayışının, özgürlüklerin. toplumsal paylaşımda duracağı yer bellidir. Siyasetin saygınlığı ve onu topluma yansıtmaya çalışanların inandırıcılıktan uzak söylemlerine baktıkca aynı şarkının adını unutmadığımızı görmemiz mümkün. Özellikle eğitim seviyesinin düşük olduğu toplumlarda, sisteme hakim anlayış tarafından  sonucun belli olduğunu görmek kaygı veriyor insana. Siyasetçiler tarafından buna kandırılmak demek daha doğru olacak sanırım, her seferinde verilen sözlerin yapılmadığı, ama bir sonraki seçimde aynı sözlerle toplumun karşısına çıkmak, ”bu sefer yapacağım demek”  kirlenmiş siyasetin adı değil mi?

”Yapacağım işler yarım kaldı, bir defa daha sizden bana fırsat tanımanızı istiyorum tamamlamak için” demek, yılların içinde gizlenmiş yalan değil mi? siyaset adamı halkına yalan söylemez, ama baktığımızda doğru söyleyen inandıran biri yada birileri var mı?

EKONOMİK FELAKET…

Paranın tükendiği kalmadığı bomboş bir hazine, şimdi ardı ardına yaşanan seçimler, teröre harcanan inanılmaz para, korkunç bir dış iç borç ve ödenmesi gereken faiz. Seçimler sonrası ortaya çıkacak bir tablo da,  iktidarın kaybetmesi halinde yeniden yapılması düşünülen seçim senaryoları, yaklaşan yerel seçimler, ve  sürekli açıklanan muhalefetin de ısrarla bahsettiği sınırsız harcamalar.

Ben ekonomist değilim, ama ülke yararına, toplumun huzuru ve mutluluğu refahı yararına yapılan her güzel bir şeyi elbette alkışların. Ama hala kendi ülkemde 30 milyon insanımın açlık ve yoksulluk sınırında yaşadığını düşündükce, şatolara hanlara saraylara harcanan para canımı acıtır.

Seçimlerden sonra ekonomik dengelerin  ardı ardına bozulduğu ama yapılanma için ne bedellerin ödeneceğini sanırım bu yoksul halk yaşayacak.

Edebiyata, kültür ve sanata  harcanan ne kadar merak ediyorum. Bir ülkede akıl ve bilim yok edilmişse o millet daima mutsuz ve korku içindedir, çağdaş değerlerin hapsedilmesi demek bunun adıdır.

Okumayan araştırmayan kitabı elinde bir yük olarak gören bir toplum yaratıldı, şimdi KIRAATHANE kültüründen söz edenler, merak ediyorum bugüne kadar bunca yıl acaba kaç kütüphane açtılar?

Bir Japonun yılda 30 kitap okuduğunu düşündüğümde, kendi ülkemde  eğitimin her dönem baskı altında tutulduğu, ve eğitimsiz okumayan bir toplum yaratmanın mükafatını görenlere ne sormalı acaba?

Bugün sadece Almanya da 60 bin den fazla kütüphane var, her bir Alman sürekli her yerde sadece okuyor evet okuyor, ama benim ülkemde hala internet nedir bilmeyen var, yaşadıkları dünyanın ne olduğunu, ve en önemlisi de kendisini yönetenleri gerçekleri görerek sorgulama cesaretini bulamayanlar var.

Okumadıkları için gerçeklerin nasıl yaşandığını nereden bilsinler, fareli köyde  kitap gazete eğitim yok, sadece inanç saygınlığının siyasetin içinde kullanıldığı toplumsal yaralanma var, Bu yara bu gidişle asla kapanmayacak insanın canını yakanda bu bana göre. Ama ben hala umutluyum, öyle bir çoban çıkacak ki, eline kavalını alacak ve koca köyü esir alan fareleri peşine katarak aynı şarkıyı söyleyecek.

Artık yeter buraya kadar, bundan sonra benim yazdığım şarkıyı gelin birlikte söyleyelim, bakın o zaman her şey daha güzel olacak. Türkiye cumhuriyeti daima aydınlık kalacak, Atatürk ve onun devrimlerine küfredilmeyecek, kimse sözleri düşünceleri için hapsedilmeyecek, insanlar korkarak yaşamayacak, insan hak ve özgürlükleri daima saygı görecek, Batı’da saygınlığımız daha da önemli hale gelecek itibarımız artacak, kimseyle kavgalı olmayacağız. Tarihin öneminde bir Türkiye, çağdaş cumhuriyetin değerleriyle yaşayacak. İnanıyorum ki Türkiye yaşayacağı tarihi seçimi huzur içinde atlatacak ve akıl galip gelecek.

Prof. Dr. Levent Seçer

Prof.Dr.Levent Seçer

Prof.Dr.Levent Seçer

Levent Seçer (d. 1948), doktor, yazar, şair ve müzisyendir. Adana'da dünyaya geldi. Babası dönemin ünlü müzik adamları Münir Nurettin Selçuk, Hafız Burhan, Neyzen Tevfik, Malatyalı Hasan, Udi Mustafa, Baki Çallıoğlu gibi ünlü bestekarlarla birlikte çalışmış, udi Ömer idi.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ