Alexa
Medya Siyaset

Geçmişten Gelen Türk Fobisi ve Suriye

Geçmişten Gelen Türk Fobisi ve Suriye

Doğu Sorunu, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1768-1774’de yapılan Türk-Rus savaşında yenilgiye uğrayarak gerilemesi üzerine ortaya çıktı.

Rusların kazanımları sonrası  büyük güçler devreye girerek Osmanlı toprakları üzerinde çıkar mücadelesine başladılar. Rusya başta olmak üzere diğer devletler Osmanlı’nın yakın zamanda çökeceği ve ortadan kalkacağı düşüncesi içinde idiler. 1815 de yapılan Viyana kongresinde ilk defa Doğu sorunu tanımlaması yapıldı. Rusya büyük hayali olan sıcak denizlere inme fırsatını yakalamış ve Osmanlının çöküşünü hazırda bekliyordu. Buna karşılık Rus yayılmacılığını önlemek isteyen Avusturya ve İngiltere imparatorlukları ise Osmanlının dağılmasından değil birliğinden yana idi. 1832’de Yunanlıların bağımsızlıklarını kazanması üzerine Doğu sorunu yeniden alevlendi. Rusların Osmanlı filosuna saldırması üzerine 1853-1856’da Osmanlı-Rus savaşı çıktı. Savaş ağırlıklı olarak Kırım’da cereyan etti. Çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Savaşa 1.200.000 asker katılmış ve yaklaşık 400.000 asker hayatını kaybetti. Ayrıca savaş nedeniyle ortaya çıkan salgın hastalıklardan da çok kişi öldü (*).

Batı için; Doğu sorunun özü, en az 600 yıl süreyle Türklerin Yakın Doğuda sahip olduğu hakimiyeti ve etkinliği kırmak üzere kullanılan bir terim olmuştur. Doğu Sorunu, üç dönemden oluşmaktadır. 1071-1683 dönemini içine alan birinci dönem ve 1923 yılına kadar Avrupalı devletlerin Türkleri Avrupa ve Anadolu’dan çıkarmayı amaçladıkları ikinci dönem ve 1923’den günümüze kadar süren, sürmekte olan dönemdir.(**) Hedef Türkiye’yi parçalamak Ermeni, Kürt devletlerini kurmak, Yunanlıların eski topraklarına kavuşturulmasıdır.

XIX. yüzyılda batılı devletlerce ortaya atılan Doğu Sorunu  bir anlamda Osmanlı Devletinin tasfiyesi olup, sorunun merkezinde Osmanlı İmparatorluğunun sahip olduğu topraklar ve Osmanlı Devleti yer aldı. XIX yüzyıl sonu XX. yüzyıl başları Osmanlı İmparatorluğunun sahip olduğu Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu toprakları elden çıktı. Ortadoğu’da İngilizlere uşaklık yapan Araplar Türkleri arkadan hançerlediler, askerlerimizi öldürdüler. Allah’ın hikmeti işe: O günden bu güne Arap ülkeleri huzur bulmuyor. Toprak kaybı ile birlikte Türk ve Müslümanlara zulüm ve ölümün birlikte uygulanması sonucu adı geçen bölgelerden Anadolu coğrafyasına akınlar halinde göçlere neden oldu.

Doğu sorunu Osmanlı Devleti ile onun yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Batılı devletlerle olan ve devam eden bir sorundur. Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan Lozan Anlaşması sonucu gerçekleştirilen nüfus mübadelesi de Doğu sorunun bir parçasıdır. Sadece batılı devletler değil Rusya’da Doğu sorunun bir parçası olup sınırları içinde yaşamakta olan Türk ve Müslüman halkları katletmiş, sürmüş, göçe zorlamıştır. Türk ve Müslüman halkları bölmüş, etnik farklılıklar yaratmış, kültürlerine müdahale etmiş kültürel ve sosyal farklılıkları ortadan kaldırarak asimilasyon gerçekleştirmiştir. Günümüzde yaşanan Kıbrıs, Ege Adaları, Hava sahası, Kürt ayrılıkçıları, Doğu Akdeniz, Suriye ve Ortadoğu’da Türkiye’nin yaşamakta olduğu sıkıntıların başında Doğu sorunu yatmaktadır.

Tarihini okumayan, bilmeyen ve okuduğunu anlamayanların etkin konumda olmalarının sonucu günümüzde Türkiye’nin Ortadoğu’da ve Kürtlerle yaşadığı sıkıntıların temelinde Doğu Sorunu yatmaktadır. Neden ve sonuç ilişkilerine baktığımızda tek çıkar yol Türkiye, Suriye, İran, Irak çözümün tek adresidir. Bu ülkelerin hepsinde Kürt terörü, İŞİD terörü yaşanmakta ve tahlikesi bulunmaktadır. Buda ancak bu dört devletin  birlikte hareket etmeleri ile mümkün olduğu artık herkesçe kabul edilmektedir. Aklıselim dış politika belirleyiciler kendilerini yeni bir yol ve misyon seçmek zorundadır. Son olaylar Türkiye’nin dünyada sevilmediğini ve istenmediğini göstermektedir. Müslüman ülkelerin hepsi Türkiye’nin tamamen karşısında ve yapılan harekatta Türkiye’yi işgalci olarak nitelendirmektedirler. BOP, GOP hayallerini ve halifeliğe soyunma ihtiraslarını bir kenara bırakıp Türkiye bu bataklıktan nasıl çıkar, Türk halkı huzura kavuşur diye kafa yormalı ve odaklanmalıdır. Kahraman ordumuzu Suriye’de olması dış siyasetin başarısızlığından kaynaklanmakta, muzaffer ordumuza bu yönde görev düşmektir. Askerlik meslek değil, vatandır, vatan sevgisidir, vatanı korumak, kollamaktır. Asla ve asla bu görevden kaçmak değildir !

Önümüzde Yunanistan ile kıta sahanlığı, doğal gaz arama ve adalar, fır hattı sorunları her an patlamaya hazır durumdadır. Suriye sorunun şu an ucu açıktır. Dünya devletleri ile ilişkiler felçtir. İç barış, ekonomi dibe vurmuş durumdadır. Terk kurtuluşumuz ‘’Dünyada ve Yurdumuzda barışı sağlamaktır’’ Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet iki binli yıllara başını derde sokmadan ulaşmıştır. Bundan hala ders çıkarmayanlar artık şapkalarını önlerine koysunlar. Ne devlet, ne saltanat ve de millet toz duman olacaktır. Kötümser değiliz ama fazlada umutlu değiliz. Ne varsa Müslümanı, Gayrimüsliminin Türkiye  çatısı altında birlik ve beraberlik içinde olmasında var. 1071’den bu tarafa Türk yurdu olan Anadolu bundan sonrada Türk yurdu olacaktır. Engebeler, uçurumlar, basiretsizler olsa da Türk halkının mayası sağlamdır. Devletin ne olduğunu, özgürlüğün ne olduğunu çok iyi bilir. Ordumuzun arkasında ve destekçisidir, olmaya da devam edecektir.

Allah Ordumuzu muzaffer eylesin, Şehitlerimiz nur içinde yatsın. Gazilerimiz şifa bulsun.

* MARRİOTT, Emma. Bir Nefeste Dünya Tarihi. Çev. Egemen Yılgör. Maya Kitap.İstanbul 2017

**YÖNLÜ, Kübra Yücel. Batı Eksenli Dünya Düzeni ve Türkiye’ye gelen Dış Göç Dinamiği Göç Sosyolojisi. Doğu Kitabevi. İstanbul 2018.

Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ