Alexa
Medya Siyaset

Gelin Allah Diyelim

Gelin Allah Diyelim

Küçüklüğümün tatlı anılarında kalan, kalabalık toplum karşısında rahmetli babamın yanında Mevlit törenlerinde okuduğum ilahi böyle başlardı.

Öyle güzel okurdum ki Uşşak makamındaki bu düyek ilahiyi zamanın Turhal ilçesinin sesi güçlü ve liste başı hafızı ve mevlithanı olan rahmetli babam sesini iyice pes’e çekip benim zil gibi cırlak sesimi öne çıkarıverirdi.

Adım küçük hafıza çıkmıştı mütedeyyin Turhal halkının arasında.

Cem Karaca nın meşhur şarkısında “Yüzbinkere tövbe edip yine şarap içen” Turhal halkı yeri geldiğinde de dinine diyanetine son derece bağlı temiz saf insanlardan oluşmaktaydı.

Ramazan gelir tüm şehri Ramazanın bereketi ve huzuru sarar, Alevi vatandaşlarımıza hizmet veren 3 beş lokanta ve kahve dış camlarına perdeler çeker oraya girip çıkan insanlar oruçlu olanlara saygı içinde sessizce ve göze batmadan girer çıkarlardı.

Muharrem ayı geldiğinde de aynı saygı ve hoşgörü sünniler tarafından alevilere sergilenirdi.

Şeker fabrikasının kendi mensupları için tanzim edilen sinema salonunu saymazsak 2 kışlık 1 yazlık sinema salonu vardı Turhalın

Her hafta başı yeni gelen film önü ve arkasında kocaman film afişleri yapışmış panoları elbise gibi giymiş elinde bir teneke megafonla gezen çığırtkanlar tarafından tanıtım yapılırdı.

Bir gün sinema çığırtkanı elinde megafonla bağırarak sokağımızın başından göründü hemen koşup etrafını sardık “ Alo alo dikkat dikkat bu akşam Ali Sabri sinemasında Huzur Sokağı romanının yazarı Şule Yüksel hanımefendi hanımlarımıza bir konferans verecektir bütün Turhallı Hanımlarımızı ücretsiz bu konferansa bekliyoruz.”

O yaşlarda hamamda daha “ Hanım hanım babasını da getirseydin” azarını işitmediğim için annemle birlikte tüm mahalle hanımlarıyla birlikte gitmiştim o konferans denen şeye.

Gerçi umduğumu bulamayıp kısa sürede; sıkıldım hadi gidelim. Öfff, püfff lerim arasında Huzur Sokağının yazarını Huzur içinde dinlettirmemiştim anneme ama o günden sonra nasıl başladıysa tüm şehirde “ Başını Şule Yüksel gibi kapatmış” sözleriyle başlayan ŞULEBAŞ modasının ilk kıvılcımlarına şahit olmuştum.

Bu akımın  daha sonra hayatım boyunca duyacağım Türban tartışmalarının da kilometre başlangıç noktası olduğunu nereden bilebilirdim ki.

Eve döndüğümüzde konferansta konuşulanları duyan sıkı bir din adamı olan Babamın verdiği tepkiyi şu an daha iyi anlayabiliyorum Bunlar dini tabana dayanan yeni bir siyasi partiyi hayata geçirmenin ayak sesleri dini siyasete alet etmek son derece tehlikeli bir şey inşallah emellerine ulaşamazlar dediğini duydum.

Erbakan’ın milli Nizam Partisi ile başlayıp Milli selamet Partisi ne ulaşan siyasi hamlesinin bir parçasıydı bu o gün ellerine geçirdikleri türban silahıyla merkezdeki en güçlü Parti Adalet Partisi’ni nasıl zayıflatıklarını toplumu din tabanlı bölüp birbirine düşürmek suretiyle kimlere hizmet ettiklerini yıllar sonra görebildik.

Öyle ki; gün gelmiş o hoşgörü içinde yaşamaya alışkın Turhal halkı Alevi Sünni kavgalarında birbirlerinin canına kastetme noktasına gelmemiş miydi?

Aynı yıllarda Milli selamet partisi teşkilatlanması için  Turhala gelen ve  anahtar ambleminin aslında Arapça Allah yazısından ibaret olduğunu söyleyen kişilere babamın “ Peki madem bu anahtar amblemi Allah yazısından  ibaret o halde Allah  lafzını bir Müslüman nasıl yollara insanların ayakları altına atar” sorusunu sorduğunda hemen derdest edilip salondan atıldığını da çok dinledim babamdan.

O dönemde yeter ki Adalet Partisi zayıflasın diye yakalarındaki CHP rozetlerinin yakalarının arkasına takıp görünür yüzüne de MSP rozeti takan halk partilileri de  bu hareketin bugünlere gelmesindeki katkılarını da unutmamak lazım.

Lafı fazla uzatmadan sadede gelmek istiyorum işte o gün tohumları atılan İslam siyaseti Türkiye’de o günlerde yaşanan hoş görüyü, Birliği beraberliği ortadan kaldırıp 30 Ağustos günü Cuma hutbesinde Bu ülkenin kurucusu ulu önder Atatürk’ün adının dahi anılmadığı fetvalara bizleri getirmiş, camide bu yüzden tartışan kavga eden grupları bu sayede görmüş olduk.

Bunun neticesinde atadan, dededen, babadan sağlam bir din öğretisi ve ahlaki öğreti içerisinde yetişmiş beni bile Cuma namazına gitmekten imtina eder hale getirmiştir.

Ne güzel söylemiş Neyzen Tevfik tam da bu günleri yaşamış ve bu günlere yazmışçasına.

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz…

Muhsin Alnıaçık

Muhsin Alnıaçık

DYP Gençlik Kolları Kurucu Genel Başkan Yardımcısı,Ulaştırma Bakanlığı eski basın müşaviri,sivil havacılık uzmanı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ