Alexa
Medya Siyaset

Gitti İsmet Kader Kısmet

Gitti İsmet Kader Kısmet

Son günlerde ülkemiz Havalimanlarında yaşanan mülki amir krizleri aldı başını gidiyor. Valiler muktedire ve avanesine yaranmak için kanun da sınır da tanımıyor.

 

Yok yok günlerdir OR- Gİ havalimanında yaşanan VİP krizindeki Vali bey değil bu yazımda bahsedeceğim.

Bu defa ki kahramanımız  İzmir Adnan Menderes Havalimanı Mülki Amiri.

Havalimanı iç ve Dış hatlar terminali her ne kadar TAV tarafından işletilen bir mekan olsa da bir devlet dairesi.

Burada bir siyasi faaliyete müsaade etmek kanunlara aykırı.

Hem de secim yasaklarının başladığı bir günde.Hele hele bir önceki mahalli seçimde İzmir halkına güven vermediği için halkın teveccühüne layık bulunmayan ve seçimin mağlubu olan  bu mahalli seçimde de İstanbullun Akepeli belediye başkanı adayı Binali YILDIRIM’ın resimleriyle  akepeye stand açtırmak da neyin nesi merak konusu.

Bu eylem eğer Mülki Amirin emri ile gerçekleşmiş ise bir skandal.

Havalimanının asıl sahibi Devlet Hava Meydanları İşletmesi Başmüdürünce bu standa müsaade edilmesi durumu ayrı bir skandal.

İkisi de değil de bu müsaade Kiralama usulü ile terminal işletmeciliğini yürütmekte olan TAV Ege terminal İsletme A.Ş tarafından verilmişse ayrı bir skandal.

Eğer TAV yetkililerinin bu standın siyasi boyutunu görmezden gelip  bir ticari alan kiralaması olarak gördüğünü kabul edecek olursak bu durumda da bu stand alanının kendilerine tahsis edilen ticari bir alan olmadığı için gelir paylaşımına tabii olarak DHMİ genel müdürlüğünden onay alınması gerekir.

Bu durumda suçlu listesine DHMI genel müdürlüğünü de eklemek gerekir.

Eğer onay almadan TAV yetkilileri bu standı açtırmış ise bu da Kiralama Şartname ve sözleşme hükümlerinin ihlali anlamına gelir ki bu ciddi bir işletme kusurudur ve ağır cezaları gerektirir.

Her üç durumda da bu olayın tek müsebbibi suç sa suçlusu var,  Havalimanı Mülki İdare Amiri olan Sayın Vali yardımcısı.

Kamunun tüm imkanlarının seçim atmosferinde bir siyasi parti ve adayı uğruna seferber edilmesi, Devleti temsil görevini uhdesinde bulunduran ağır oturaklı insanların bu kadar militanca hareket etmeleri yadırganmayacak bir şey olmasa gerek.

Bu topyekün çabayla yürütülen kampanyanın karşısında olmanın suç, olanın da  teröristlikle suçlanıp çamur atılması da şaşılması gereken bir durum.

Bir ülkede başka siyasi partilerin kurulmasının yasak olmadığı, ancak devletin tek partiyle yönetildiği de facto durumlara tek parti yönetimi denir.

Demokratik toplumlarda sivil vesayet aslında örtük bir despotizmdir.

Despotizmin demokrasilerdeki adı parti devletidir.

Türkiye’nin 1940 lı yıllarda yaşadığı İnönü CHP si devrinden yıllar sonra Akepe ile  ikinci bir parti devleti devri başlamıştır.

Demokrat Partiyi doğuran “YETER SÖZ MİLLETİNDİR” sloganı ile  iktidarı eline geçiren Yüce Türk Milleti Son Başkanlık referandumu ile Egemenliğini tekrar muktedirin iki dudağı arasına teslim etmiştir.

Rahmetli İnönü’yü askeri dehası yönünden takdir eden biri olmama rağmen onun siyasi ayak oyunları ve entrikaları Türk siyasetine kazandıran kişi olması  sebebiyle de hep eleştiren olmuşumdur.

İnönü döneminin meşhur Valileri, Kaymakamları, Nahiye Müdürleri, Jandarması ve tahsildarları vardır mesela.

Her biri Cumhuriyet Halk Fırkasının il, ilce, belde başkanı olarak çalışmış.

Milli Şefin dudakları arasından ne çıktıysa emir telakki etmiş hatta kraldan çok kralcı kesilmiş halkı canından bezdirmiş ve bugün siyasi olarak halkın beyninden kazınması güç Halk partisi Fobisini yaratmıştır.

Mesela bir Nevzat TANDOĞAN vardır adı meydanlara verilmiş Vali. CHP Ankara İl başkanı, Ankara Belediye Başkanı ve Ankara Valisi olarak her üç  görevini de aynı anda başarıyla(!) yürütmüş.

Milli şef ne emrettiyse anında yerine getirmiş Reisin oğlu Ömer İnönü’nün yargılandığı cinayet davasının delillerini karartmış meşhur vali.

Seçimde oyunu aldığı Anadolu insanının halk tipi kılık kıyafetle, şalvar, çarıkla güneş batmadan başkent  Ankara’ya girişini yasaklamış bir vali.

Bir İstanbul Valisi vardır mesela bütün bu görevlerin üzerine Milli Şefin kardeşi Hasan Rıza Temelli namı diğer KAMBUR RIZA nın tüm hırsızlıkları ve yolsuzluklarını örtbas etmekle görevli hatta bu olayları dile getiren gazetecileri tutuklayan, kimisini kim vurduya götüren matbaaları yaktırıp gazete nüshalarını toplatan.

Demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçen Açık oy Gizli tasnifle anılan 1946 seçimlerinin kahramanı bu valiler ve kamu görevlileri ne yazık ki 1950 seçimlerinde Halkın ezici Tokadını İnönü iktidarı ve Halk Partisinin ensesine  inmesini engellemeye muktedir olamamıştır.

Tarih tekerrürden ibarettir.

Eyy HALK PARTİSİ  vurgusuyla halkın o günün İnönü CHP si fobisini depreştirip muhafazakar oyları devşirmeye çalışan muktedir de tıpkı eleştirdiği o günün tek adam rejimi ve Parti Devletinin yaptığını yapar olmuş Demokrasi, hukuk ve adaletten uzaklaşmıştır. Bilmelidir ki işte sırf bu yüzden halkın tokadının rüzgarı şimdiden ensesini serinletmektedir.

Muhsin Alnıaçık

Medya Siyaset

Medya Siyaset

Atatürk ve Cumhuriyetten yana taraf haber merkezi.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ