Alexa
Medya Siyaset

Göçmen Atatürk

Göçmen Atatürk

“Bir insanın anavatanı çocukluğudur” der Filozof Epictetus. Bu sözü ilk kez değerli Doğan Cüceloğlu’nun hikâyesinden öğrenmiştim.

Okuduğumda içimi bir sevinç kaplamış ve bu sevincimi hemen dostlarımla paylaşmıştım. Bu söz, o hikâyede her ne kadar bir insanın mutlu olabilmesinin, onun çocukluğunu doya doya yaşamasına bağlı olduğunu anlatsa da bana biraz da sılahasretini çağrıştırır.Bu hasret de insanlar yaş aldıkça artmakta ve çocukluğunun tatları, sokakları, dereleri tepeleri, ezgileri burnunda tütmeye başlamaktadır.

Bana göre anavatan annemin tarhanası, otlu saç böreğidir mesela. Yine konu komşunun şiveli konuşması, köyümün kıraç Yıkık yaylası, temiz akan deresi, ağaçların serin gölgesi, mesela kuşluk vakti radyodan duyduğum Ali Ekber Çiçek, Özay Gönlüm gibi ozanların sesidir.

Atatürk ’ümüzün de anavatanı çocukluğuydu kuşkusuz. Fakat kendi hayatını Türk milletinin hayatına feda etmiş olan o büyük insanın, anavatan hasretine dair pek hatıraya rastlayamayız. Ancak yaşanmışlıklardan onu anlamaya çalışabiliriz. İşte bu yaşanmışlıklardan bir kesit:

Yer, Yalova Köşkü. Zaman, 1937’nin yaz aylarından bir gün.Atatürk hastadır ve artık bunun farkındadır. Yanında Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya, Hariciye Vekili Doktor Tevfik Rüştü Aras ve Başvekil Celal Bayar vardır, o da Atatürk’e bir şeyler anlatmaktadır. Köşk tamir edilmekte ve bir işçi çalışmaktadır. Bu işçi çalışırken bir yandan da bir Rumeli türküsü olan “Alişimin kaşları kara” türküsünü söylemektedir. Bunu duyan Atatürk, bir an eliyle Celal Bayar’a dur işareti yaparak konuşmasını durdurur ve elini çenesine koyarak türküyü sonuna kadar dinler. İşte bu Rumeli ezgisi, herhalde onu çocukluğuna anavatanına götürmüştü.Ardından o işçiyi çağırır. Orta yaşlı bir adamdır işçi. Atatürk ona nereli olduğu, ne zaman Türkiye’ye geldiği, bu türküyü nereden öğrendiği gibi sorular sorar. İşçi Dramalı’dır ve bu türküleri çocukken söylediğini aktarır. Atatürk bu türküleri başka kimlerin söylediğini sorar. İşçi de annesinin söylediğini, onun hayatta olduğunu ve bu türküden başka “Köşküm var deryaya karşı” gibi türküleri de bildiğini söyler. Kim bilir Atatürk, o ezgi ve göçmen işçiyle sohbetanında çocukluğuyla,anavatanıyla mı hasret gidermiştir? İşçiyi gönderdikten sonra Celal Bayar’a döner ve “memleket hasreti”der. Bir anda onun bu memleket hasreti vicdanında Yüz Elliliklerin memleket hasretiyle buluşur: “Ne oldu yüz elliliklerin affı” diyerek Şükrü Kaya’ya bakar. Şükrü Kaya susar. Bunun üzerine Celal Bayar’a dönerek:“iki seneyi aşkın mütemadiyen savsaklıyorlar. En kısa bir zamanda, bu sayfayı kapatacaksınız”der ve devam eder. “Bakın!Memleketinden geldiği türküyü söylüyor, ceza verilmişse kâfidir, yeter çekilmiştir. Gelsinler vatanlarına!”[1]Hâlbuki Atatürk’ün cezası hiç bitmeyecektir.

Atatürk olmasaydı kendi anavatanları da vatan sınırları dışında kalacak olan bazı vicdansızlar, onu en zayıf zannettikleri noktadan vurmak istemişlerdi. Ona karşı öyle bir zamanda öyle bir önerge vermişlerdi ki düşman kurşunu bile belki bu kadar acıtmazdı. 2 Aralık 1922’de Erzurum, Mersin ve Canik milletvekilleri seçim yasasıyla ilgili verdikleri önergede TBMM’ye üye seçilebilmek için Türkiye’nin o günkü sınırları içinde oturan halktan olma, seçim bölgesi içinde oturma veya göçmen ise en az beş yıl oturma şartı getirilmesini istemekteydiler. Amaçları Atatürk’ü meclis dışı bırakmaktır.

Her yönüyle “asil” kelimesinin anlam bulduğu Atatürk, o anda içinde bulunduğu duygu ve düşünceleri öyle sözcüklerle ifade etmiştir ki: “…Ben anlamak istiyorum; bu efendiler seçim bölgelerindeki halkın duygu ve düşüncelerini ciddi olarak yansıtmakta mıdırlar? Yine bu efendilere karşı söylüyorum; Milletvekili olarak elbette kapsamlı bir sıfat taşıyorlar. Dolayısıyla millet bu efendilerle aynı fikirde midir? Efendiler beni vatandaşlık haklarımdan yoksun bırakmak yetkisi bu efendilere nereden verilmiştir?! Bu kürsüden resmen, yüksek heyetinize ve bu efendilerin seçim bölgeleri halkına ve bütün millete soruyorum ve yanıt istiyorum!”[2]Atatürk’ün bu sözleri Erzurum, Mersin, Canik ve tüm Türkiye’de Türk milletinin vicdanıyla buluşup bu önerge sahiplerine gereken cevap verilmiştir.Meclise bu önerge sahibi milletvekillerinin kendi seçmenlerinden ve tüm seçim bölgelerinden bu düşüncede olanları kınama ve Atatürk’e sevgi ve güven telgrafları yağmıştır.

Atatürk’ün en büyük gücü, özgürlük tutkusu ardından Türk milletinin vicdanına olan güvenidir. O yüzden devlet yönetimine meyledenlerin milletin düşünce ve vicdan özgürlüğüne saygı gösterip milletin vicdanına kulak vermesi elzemdir.

Göçmenlerle ilgili sarf edilen “ezik” ifadesi bu millettin vicdanında yer bulmamıştır.

Dr. Gülhan SEYHUN

[1]http://www.trtarsiv.com/izle/121997/ataturk-ten-anilar-10-bolum (Erişim Tarihi: 19 Haziran 2018).

[2] Emre Kongar, Emre Kongar Seçkisiyle Atatürk Nutuk, İstanbul, Remzi Kitabevi, 2018, s. 189.

Dr.Gülhan Seyhun

Dr.Gülhan Seyhun

1968, Burdur doğumlu. 1986’da GATA Sağlık Meslek Lisesinden, 1990’da GATA Hemşirelik Yüksek Okulundan, teğmen olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çeşitli hastane ve birliklerde görev yaptıktan sonra 2014 yılında albay rütbesiyle emekli oldu. Mikrobiyoloji ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanlarında iki yüksek lisans, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde doktora derecesi aldı. Toplumsal sorunların büyük ölçüde çocuk eğitimiyle çözülebileceğine inanan Dr. Gülhan Seyhun, en büyük problemin çocuklara kötü örnek olan yetişkinlerde olduğu inancında. Atatürk, Cumhuriyet ve vatan sevdalısı olarak yaşayan Gülhan Seyhun, askeri paraşütçü, tek yıldız dalgıç, kayakçı ve dansa tutkun bir akademisyendir. Evli ve iki çocuk sahibidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Dahi insan, ebedi başkomutan, ulu kurtarıcı ve büyük kurucu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün insana ve vatana, ulusa ve sanata, şarkıya ve türküye sonsuz ve sınırsız, özel ve özlü, üstün ve özgün sevgisini ve saygısını gösteren ve çok derinden etkileyen ve duygulandıran harika bir belgesel yazı. Öpülesi güzel eline, diline, kalbine ve kalemine sağlık çok değerli ve sevgili komutan albay SEYHUN.

BİR YORUM YAZ