Alexa
Medya Siyaset

Gönüllü Hemşire: “ Mevhibe İnönü ”

Gönüllü Hemşire: “ Mevhibe İnönü ”

Hasta ve yaralı bakımına yönelik, kadınlardaki şefkat hisleriyle başladığı kabul edilen hemşirelik, bilinçli, planlı ve bilimsel bir eğitime dayandırılarak modern hemşireliğe dönüşmüştür.

Bu dönüşüm sürecinde savaş şartlarında doğmuş olan gönüllü hemşirelik, örgün eğitim mezunu hemşireliğe geçişte önemli bir adım olmuştur. Hemşireliğin gelişimini Avrupa’da takip eden Besim Ömer Paşa’nın girişimleriyle 1911’de başlatılan gönüllü hemşirelik kursları, ilerleyen savaş yıllarında devam etmiş ve bu kurslarda yetişen hemşire sayısı üç yüzü bulmuştur. Kursu bitiren bu hemşireler Balkan, Birinci Dünya ve İstiklal Savaş’ında çeşitli cephelerde açılan Hilal-i Ahmer hastanelerinde ve askeri hastanelerde hizmet etmişlerdir.[1]

İkinci Dünya Savaşının başlangıcı olan, Almanya’nın Polonya’ya saldırdığı 1 Eylül 1939’da, Türkiye henüz savaştan çıkalı 17 yıl olmuş, yetim çocukların bir kısmı belki büyümemiş, şehit analarının acısı dinmemiş, gazilerin bir kısmının yaraları belki sarılamamıştır. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, devlet yetkilileri, askerler ve doktorlar savaşın acılarını yıllarca tecrübe etmiş kişilerdir. Kim bilir kaç canın yitip gittiğine tanık, geride kalanlarının acısına ortak olmuşlardır. Amaç bu ülkeye bir daha savaş yüzü göstermemektedir. Ancak Almanya’nın saldırı tehlikesine paralel İngiltere’nin Türkiye’yi kendi saflarında savaşa sürükleme baskı ve tehdidine karşı temkinli bir dış politika savaşı verilmiş, aynı zamanda gerçek bir savaşa girilecekmiş gibi hazırlık yapılarak seferberlik ilan edilmeden, sıkıyönetim uygulanmış, ordu sefer kadrosuna yükseltilmiş, asker sayısı bir milyonun üzerine çıkartılmış, ordu sağlık hizmetleri de buna göre topyekûn hazırlanmıştır. Ordunun sağlığını koruyup desteklemek için yasal düzenlemeler yapılmış, olası savaş durumunda ordunun ihtiyaç duyduğu hemşireler, gönüllü hemşirelik kurslarıyla yetiştirilmiştir.

Gönüllü hemşirelik kursları öncelikle askeri hastanelerde açılmış ardından Kızılay ve Yardımsevenler Cemiyetinin destekleriyle devam etmiştir. Kızılay’ın Numune Hastanesi ve Kızılay Hastabakıcı Hemşire Okulunda açtığı kurslara 20-45 yaş arası kadınlar kabul edilmiştir. 1939 yılında başlayan bu kurslar iki buçuk ay süreyle dört devrede verilmiştir. 1940’da Ankara’da Cebeci Asker Hastanesi’nde, İstanbul’da Gülhane, Gümüşsuyu, Haydarpaşa askeri hastanelerinde, Haseki Numune ve Etfal hastanelerinde açılan bu kurslar 1941’de Yardımsevenler Cemiyetinin de koordinesiyle devam etmiştir.

Yardımsevenler Cemiyeti, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün eşi Mevhibe İnönü ’nün başkanlığında, sargı bezi ve harp paketi hazırlama, ilaç ampullerinin doldurulması, askerlere çorap, fanila, nevresim, pijama dikilmesi ve gönüllü hemşirelik kurslarıyla ordu sağlık hizmetlerini destekleyici faaliyetler gerçekleştirmiştir. Cemiyet, gönüllü hemşirelik kursları kapsamında yerel idareler ve askeri tabiplerle toplantılar düzenlemiş,bu kursların planlanmasında aktif rol almış, bu toplantılarda alınan kararlar neticesinde hastanelerde kursların açılması ve bu kursların halka duyurulup kayıtların yapılmasıyla ilgilenmiştir. Mevhibe İnönü , bizzat sargı bezi ve harp paketi hazırlayarak ve gönüllü hemşirelik kurslarına katılarak Türk kadınına örnek olmuştur.Mayıs 1941’de yayımladığı beyanname ile Türk kadınını ordu sağlık hizmetlerine destek olmak için göreve çağırmıştır:

“Türk Kadını: Türk vatanının, her Türk ferdinden gündelik işleri dışında, büyük hizmetler beklediği günlerdeyiz. Böyle günler kadın erkek, bütün Türk milletine şuur ve hamle veren günlerdir. Türk kadını her büyük günde, erkeğinin yanındadır ve erkeğine eştir. Bu ezeli hasleti yeniden meydana koymak fırsatı gelip çatmıştır. Yardımsevenler Cemiyeti sizlere Milli Müdafaa hizmetlerinde gönüllü hastabakıcı olmak, asker hastanelerin muhtelif servislerinde vazife almak, Ordunun ihtiyaçları olan malzemeyi hazırlamak ve dikmek için Ankara’daki ilk tecrübeleri ile muvaffakiyetli imkânlar hazırlamış ve rehber olmuş bulunmaktadır. Her şehirde buna benzer imkânlar vardır. Bütün Türk kadınlarını, cemiyet hayatına yararlı, milli müdafaa hizmetlerine hazır olmağa davet ediyorum.”

İstanbul ve Ankara dışında Isparta, Samsun ve Bursa askeri hastanelerinde ve yine Yardımsevenler Cemiyeti’nin koordine ettiği İzmir ve Bursa’da, sıkıyönetim ilan edilen Kırklareli Halkevi’nde de gönüllü hemşirelik kursu açılmıştır. Bu kurslara yüksek tahsilliler tercih edilirken kursiyer kadınların en az okuma yazma bilmesi istenmiş genellikle devlet yetkilileri ve komutan eşleri, Müslüman ve Müslüman olmayan kadınlar hatta yabancı kadınlar da bu kurslara iştirak etmişlerdir. Hastanede çalışan hastabakıcı kadınlar da bu kurslara katılıp sınava girerek birinci ve ikinci sınıf hemşire ünvanı alma şansına sahip olmuşlardır.

Tarihi bir geçmişe sahip olan gönüllü hemşirelik kurslarında ülke savunmasında görev alacak kadınlara temel hasta bakım bilgileri verilmiştir. Teorik ve uygulama eğitimleri aynı dönemde verildiği gibi önce teorik sonra uygulama şeklinde iki safha olarak da verilmiştir. Dersler, gönüllü olarak doktorlar, Kızılay ve Ordu Hastabakıcı Hemşire Okulu hocaları tarafından verilmiş, ders veren hocaların yazdığı ders kitapları, Yardımsevenler Cemiyetinin katkısıyla yayımlanmıştır. Kurs sonunda yapılan sınavda başarılı olanlara diplomaları verilmiştir.

Özetle, Türkiye, uygulanan dış politika sayesinde yetmiş iki milyon insanın hayatını kaybettiği bu savaşa girmemiş ve bu sayede Türk toplumu hayatta kalabilmiş, yetiştirilen hemşireler savaş yaralılarına ve hastalara yardım etmek zorunda kalmamıştır. Ancak bu süreç hemşirelik için kazanım sağlamıştır. Çünkü savaş tehdidi ile Kızılay, Yardımsevenler Cemiyeti, asker ve sivil hastaneler, politikacı ve devlet erkânının eşlerinin öncülüğünde açılan gönüllü hemşirelik kursları ile hemşirelik hizmetlerinin farkındalığının artması sağlanmıştır.Bu sürecin sonunda TBMM bünyesinde ilk defa hemşireliğe maddi ve manevi değer verilmesi gerektiği yüksek sesle dile getirilmiş, hemşireliğin sorunları tartışılmaya başlanmış ve yeni hemşirelik okulları açılması planlanmıştır. Cumhurbaşkanının eşi Mevhibe İnönü’nün de bu kurslara katılarak örnek olması, hemşireliğin toplumda saygınlığının artmasına katkı sağlamıştır.[2]

[1]             Tepekaya, M., Kaplan, L. (2003). Hilâl-İahmer Hanımlar Merkezi’nin Kuruluşu ve Faaliyetleri (1877-1923). Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (10), 147-202.

[2]             SEYHUN, Gülhan. II. Dünya Savaşında Türkiye’de Gönüllü Hemşirelik Kursları. Kadın Araştırmaları Dergisi, 16: 7-30.

Dr.Gülhan Seyhun

Dr.Gülhan Seyhun

1968, Burdur doğumlu. 1986’da GATA Sağlık Meslek Lisesinden, 1990’da GATA Hemşirelik Yüksek Okulundan, teğmen olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çeşitli hastane ve birliklerde görev yaptıktan sonra 2014 yılında albay rütbesiyle emekli oldu. Mikrobiyoloji ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanlarında iki yüksek lisans, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde doktora derecesi aldı. Toplumsal sorunların büyük ölçüde çocuk eğitimiyle çözülebileceğine inanan Dr. Gülhan Seyhun, en büyük problemin çocuklara kötü örnek olan yetişkinlerde olduğu inancında. Atatürk, Cumhuriyet ve vatan sevdalısı olarak yaşayan Gülhan Seyhun, askeri paraşütçü, tek yıldız dalgıç, kayakçı ve dansa tutkun bir akademisyendir. Evli ve iki çocuk sahibidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ