Alexa
Medya Siyaset

“Hakim” Var Hakim Var…

“Hakim” Var Hakim Var…

Yıllar önceydi.

“Çevreciler”, Kemerköy’deki Termik Santrali’nin bacasına filitre takılmasın hususunda ısrarlıydı.

Kamuoyunu aydınlatmak için eylem yapmıştı.

Jandarma, eylemcileri mahkemeye sevketmişti.

Sorgulanan ”sanıklardan” dinlemiştim.

Mealen yazıyorum:

Hakim, “kızım neler oldu anlat bakalım” demiş.

Çevreci genç, termik santrallerin çevreye saldığı gazın, insan sağlığa verdiği zararlardan girmiş, doğanın dengesinin bozulacağından çıkmış.

Hakim, katibe “yaz” demiş; “Ören’e yüzmeye gidiyordum. Termik Santralin önünde ki kalabalığı gördüm, merak ettim ve kalabalığa karıştım. Jandarma beni alıp buraya getirdi.

Sanığın olayla alakası bulunmadığı tespit edildiğinden salıverilmesine…”

***

Hukuk Başlangıcı dersimizden öğrenmiştim:

Hakim, önce yasada yazılana bakar, sonra yasanın içeriğine nüfus eder, vicdanına danışır ve kararını verir.

Hakim; kararını verirken, eş, dost, hısım, akraba dinlemez, mevki, makam onu bağlamaz.

Hakimi; yasa, yasanın içeriği ve vicdanı bağlar.

Çevreci genci yargılayan hakim, istese onu tutuklar ve cezalandırırdı.

Ancak bu tutum vicdanı yaralar ve o hakim de, vicdanı yaralayan hakim olarak anılırdı.

***

Yasayı uygulayan, yasanın içeriğine uyan, vicdanını dinleyen hakimleri selamlıyorum…

Ancak YSK’nın 7 Yüksek Yargıcını ayrı tutuyorum.

Onların, kanunun yasağına, yasanın içeriğine bakmadıklarına, vicdanlarıyla ters düştüklerine inanıyorum.

7 Yüksek Hakim’in, siyasi erkin “hoşuna” giden kararı, hiç konuşmadan imzalamış olmalarını manidar buluyorum.

İktidarın “hışmından” korkmuş olabilirler, meslektaşlarının başına gelenlerin kendi başlarına da gelebileceğini düşünebilirler, koltuk sevdasına da düşebilirler.

Hukuk fakültesini bitirmekle “hukukçu” olunmuyor ki…

Yasa’nın yasağını, kanunun içeriğini “takmayan” hakimler de var…

“Vicdanı” sızlamayan hakimler de oluyormuş.

***

Seçmen kütüklerini yayınlayan YSK.

Sandık Kurullarındaki görevlileri atayan YSK.

Islak imzalı tutanakları teslim alan YSK.

Sonuçları açıklayan YSK.

Mazbatayı veren de, alan da YSK.

Peki suçlu kim?

Seçmen mi?

Yoksa, yanlışı düzeltmeyen, hatayı görmeyen YSK mı?

Evet, ceza kesilecekse, hesap sorulacaksa, o da YSK’dır.

YSK, göz göre göre hak ihlali yapmıştır.

7 Yüksek Yargıca soruyorum?

Muhtar seçilmiş “tamam” diyorsun.

İlçe Meclis Üyeleri seçilmiş “tamam” diyorsun.

İlçe Belediye Başkanı seçilmiş “tamam” diyorsun.

Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiş, “olmaz” diyorsun.

Niye ki?

Seçim sandığı aynı, seçim kütüğü aynı, sandık başkanı aynı, sandık görevlileri aynı.

“Hile” varsa, muhtarlıkta da, meclis üyeliklerinde de, ilçe başkanlarında da olmuştur.

“Üçünde yok, Büyükşehir’de var” deyip kestirip atamazsın.

Aklımla, “alay” edemezsin.

***

YSK’nın 7 üyesini istifaya davet ediyorum.

Çünkü onlar yansız değil, yanlı davrandılar.

Tarafsız değil, taraf oldular.

Adalet terazisinin ayarını bozdular, kılıcını körelttiler.

Hak yediler, yasayı çiğnediler, vicdanı kirlettiler.

Hukuk’a leke sürdüler.

ETİKETLER:
Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ