Alexa
DOLAR 7,1577
EURO 8,4733
ALTIN 484,82
BIST 1037,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 33°C
Az Bulutlu

Haşaratlar

“…Bir halkın ve ülkenin başına gelebilecek en ciddi tehlike haşarat takımının bir yolunu bulup ülke de iktidarı ele geçirip halkı yönetmesidir.”

Bu makale, doğa bilimi veya zooloji üzerine yazılmamıştır. Siyasi bir makaledir. Doğa nasıl bir denge üzerine kurulmuşsa, ülkeler ve insanlarda bir denge üzerine kurulmuştur. Doğanın dengesini kuran güç mükemmel bir iş çıkartırken, dünyanın efendisi sayılan insanlar kendilerinden beklenen daha akıllıca bir düzen kuramamıştır. Bu başarısızlığın çok sebebi var, ama en önemlisi insan unsuru olduğu için buna insanlarla ilgili küçük bir örnek vermek istiyoruz.

Bilimin en büyük uğraş alanı doğadır. Su, toprak, canlılar, atmosfer, yerin altı ve üstü, Asırlardır, binlerce bilim adamı doğanın gizemini çözmeye çalışmaktadır. Ama henüz çözmekten çok uzaktır. Bu makale de bizim konumuz, örneklendirme ve mukayese etme amaçlı, doğa da yaşayan canlılar ve özellikle de insanlardır. Bilim adamlarının tahminine göre dünya da 8.7 milyon farklı canlı yaratık türü bulunmaktadır. Bunun 6.5 milyonu toprakta, 2.2 milyonu ise sularda yaşamaktadır. Bu 8.7 milyon canlı türünün sadece 1.3 milyon tanesi kayıt altına alınmıştır. Bu canlı türlerinin, 7.7 milyonu hayvan türleri, 298 bini bitki türleri ve 611 bini ise mantar ve küf türüdür. Kuran’ı Kerim, evren de 7 canlı türü yaşadığını belirtir. Bunlardan beşi (İnsanlar, hayvanlar, bitkiler, melekler ve cinlerdir.) biliniyor ama iki tanesi bilinmemektedir.

Doğa da ki canlıların veya canlı olmayan ama canlıların yaşamasını sağlayan elementlerin varlığı hayatidir. Bu canlı ve cansız varlıkların doğada ki dengeye mutlaka bir katkısı vardır. Örneğin, su kendini içmez, meyveler ve sebzeler kendilerini yemez ama başkalarına hayat verir vb. Arılar, her gün binlerce çiçeğe konar çiçeklerin döllenmesini, dolaysıyla yaşamasını sağlar, bal yapar, petekten mum yapılır, aydınlanma da kullanılır, delikleri tıkama da kullanılır ve doğaya ve insanlara daha çok sayıda fayda sağlar. Sincaplar, buldukları, kestane, ceviz, fındık ve palamut gibi yiyecekleri daha sonra yemek için toprak altına saklar, bir kısmını unutur yada bulamaz ve doğanın ağaçlanmasını ve meyve üretimini sağlar. Bu olumlu örnekleriçoğaltmak mümkündür.Bunların dışında, doğaya ve insanlara zarar veren canlı türleri de vardır ki, asıl sorun ve makalemize konu olan yaratıklar bunlardır.

Sözünü ettiğimiz yaratıklar, doğanın dengesinde önemli bir rolü olmayan ve dünyanın efendisi insanlara en çok zarar veren ”Haşaratlardır.”Bunların sayısı şaşırtıcı derece de çoktur. Doğada ki her dört hayvandan üçü haşarattır. Bunlar; Kene, bit pire, akrep, ağaç kurdu, çıyan, kara Fatma, karasinek ve diğerleridir. Bu haşaratlar, insanların ve diğer hayvan türlerinin kanını emer ve karşılığında hiçbir fayda sağlamaz. Doğada, canlılar veya hayvanlar aleminde bu haşeratların benzerleri insanlar aleminde de bulunur. İnsanlardan geçinir ve üstelik insanlara zarar verir. Bu insan haşaratlar, eğitimsiz, cahil, tembel, asalak, kötü niyetli ve bağnazlık gibi özellikleri vardır. Hiçbir alanda üretimleri yoktur. Sanmayın ki bunlar sadece ülkemizde vardır. Hayır bunlardan dünyanın her tarafın da vardır. Ama bazı ülkelerde az bazı ülkeler de fazladır. Fazla olan ülkeler de yoksulluk, adaletsizlik, terör, kargaşa, geri kalmışlık gibi sorunlar yaşanır. Almanya-Afganistan, ABD-Hindistan, İsveç-Türkiye gibi ülkeleri mukayese ederseniz haşeratlarla ilgili bir sonuca varırsınız. Almanya veya İsveç gibi ülkeler de daha az olduğu için bu kötü sonuçlar ortaya çıkmaz.Olağan üstü şartlar olmadığı müddetçe haşeratlarla mücadele etmek ve onların zararlarını önlemek veya en aza indirmek mümkündür. Ancak, en tehlikeli durum haşeratların organize olması ve top yekûn saldırmasıdır. Bu doğa da olabileceği gibi ülkelerde de olabilir. Bir halkın ve ülkenin başına gelebilecek en ciddi tehlike haşarat takımının bir yolunu bulup ülke de iktidarı ele geçirip halkı yönetmesidir.

Günümüzde medya halk üzerinde çok etkili ve halkı yönlendirme gücüne sahip olduğunu görüyoruz. Özellikle bu medya gücü eğitimsiz insanlar üzerinde çok etkilidir. Onları istedikleri siyasi parti sempatizanı veya istedikleri yollara kanalize edebilirler.Türkiye de halkın %5’i okuma yazma bilmiyor. %7 okuma yazmayı okula gitmeden öğrenmiştir. İlkokul mezunu %28. İlköğretim mezunu %21. Lise mezunu %23 ve üniversite mezunu %11’dir. Yüksek Lisans ve doktora mezunlarının oranı çok düşüktür. Avrupa Birliği ülkelerinde üniversite mezunu oranı %40’dır. Bu oran Nordik ülkelerinde %50’yi aşmaktadır. Dünya ekonomik formunun yayınladığı eğitim kalitesi raporun da Türkiye 137 ülke arasın da 99. Sıradadır. Katar, İran ve Pakistan gibi ülkelerin gerisinde kalmıştır. Kamboçya, Tanzanya, Etiyopya gibi ülkelerle aynı kategoridedir. Eğitim düşük olursa zekâ seviyesi (IQ) de düşük olmaktadır. Alman Bild gazetesi yaptığı bir araştırmada, Dünyanın en zeki ülkesi olarak 103 puan ile Finlandiya’nın olduğunu, ikinci olarak 102 puan ile İngiltere ve Hollanda’nın geldiğini, dünya da en düşük IQ (Zeka Seviyesi) seviyesi ise 59 puan ile Ekvator Gine’si olduğunu yazmıştır.Türkiye 88 puan ile gerilerde kalmıştır.20-34 puan arası Zeka engelli, 35-49 arası aptal, 50-69 arası geri zeka, 70-79 arası sınırda zeka, 80-89 arası donuk zeka, 90-109 arası normal zeka, 110-119 arasıparlak zeka, 120-129 arası üstün zeka, 130-150 arası dahi.

Eğitim Sen sendikası, Milli eğitimin 2020 yılı bütçesini analiz ederek, Eğitim bütçesin de, 2002 yılında eğitim yatırımı %17.18 iken 2020 yılında bu oran %4.65’e düşmüştür, bu oranın parasal karşılığı 5 milyar 830 milyon TL’dir. Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi ise 11 milyar 520 milyon TL’dir. Diyanetin 2020 yılı bütçesi TBMM bütçesinin yaklaşık on katı, Enerji bakanlığının yaklaşık üç katı ve dışişleri bakanlığı bütçesinin yaklaşık iki buçuk katı ve daha birçok bakanlığın bütçesinden fazladır. Diyanet bu kadar parayı nereye harcayacak? 1400 yıldan beri, abdest aynı şartlarda bozuluyor, 1400 yıldan beri İslam’ın şartı 5, imanın şartı 6 ve Kuran 1400 yıldan beri hiç değişmedi. Neyi okutuyor bunlar. Normal zekaya sahip birisi ibadet için gereken dini bilgiyi bir ayda öğrenebilir. Bir milletin eğitimi dün ve bugün için planlanmaz.Eğitim, geleceğin şartları, bilgileri, ihtiyaçları ve meslekleri dikkate alınarak gençler için planlanır ve buna göre eğitilir.Türk gençlerini geleceğe hazırlamamak Türk halkının geri kalmasına neden olmaktadır. Müslümanlık öğretiyoruz maskesiyle Türk halkını çağın gerisinde bırakmak Müslümanlık değildir. ABD’e yapılan bilimsel bir çalışma da, Amerikan devletini iyi yönetmek için, devletin önemli ve hassas noktaları için 4 bin çok iyi eğitilmiş insana ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye de binlerce iyi yetişmiş insan vardır. Sorun, haşeratların iyi yetişmiş Türkleri siyasetten ve yönetimden uzaklaştırmasıdır. Türk halkı eskiden, kendisinden daha akıllı, daha becerikli ve daha eğitimli insanları seçerdi şimdi kendine benzeyeni seçiyor. Bu çok ciddi ve kötü bir değişimdir.

Yazımızı, ikinci dünya savaşının önemli figürlerinden Alman propaganda bakanı Goebbeles den bir örnekle bitirelim. Gobbeles 1943 yılında savaşın ortasın da spor salonuna binlerce Hitler yanlısı Almanı topluyor ve soruyor: Acımasız, yıkıcı ve top yekûn bir savaş istiyor musunuz? Binlerce kişi hep bir ağızdan, Evet, evet, evet diye bağırıyor. Bildiğiniz gibi, 2.Dünya savaşın da 70 milyon kişi hayatını kaybetti. Hayatta iki türlü aptallık vardır, birincisi, aptallar tarafından yapılan orijinal aptallık, ikincisi ise zeki insanlar tarafından sipariş üzerine kurgulanan aptallıktır. Kalkınmış ülkelerin bürok-rasisi, geri kalmış ülkelerde Salak-rasi veya Aptal-rasi şekline dönüştüğünü görüyoruz. Bu kötü bürokrasiye haşaratlar tarafından seçilmiş üçüncü sınıf politikacıları da ilave ettiğinizde, elinizde geri kalmış ve adaletsiz bir ülke olur. Bugün dünya da yaklaşık 8 milyar insan yaşamaktadır, yapılan bilimsel çalışmalar da şimdiye kadar 107 milyar insanın yaşadığı ve öldüğü hesaplanmıştır. Dinler de yer alan kutsal kişileri çıktığımız da, bu ölüler arasın da bugün saygıyla hatırladığımız insanların tamamına yakını, eğitimli, sanatkar veya başarılı yöneticilerdir.Zalimler, aptallar ve hırsızlar değildir.

Prof. Dr. Haydar Çakmak

Prof.Dr.Haydar Çakmak

Prof.Dr.Haydar Çakmak

EĞİTİM: Lisans eğitimi: Fransa’nın Dijon kentinde, Bourgogne Üniversitesi’nde (Faculte De SciencesHumaines. Bölümü: SciencesSociales - Sosyal Bilimler Bölümü ), İyi derece ile mezun, 1985 Yüksek Lisans: Fransa’nın Besançon kentinde Franche-Compte Üniversitesi’nde (Faculte De SciencesHumaines-Beşeri Bilimler Fakültesi), Çok iyi derece ile mezun, 1987 Doktora: Paris-x Nanterre Üniversitesi’nde ( Faculte De Droit et de SciencesPolitiques - Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültesi ) Tez Konusu: La Turquıe Et LesOrganisationsInternationales. Mezuniyet derecesi, Fransa da ki en yüksek derece olan “Çok şerefli” (TresHonorable - 1993) ÇALIŞMA HAYATI: -Ocak-Ekim 1994 Ayları arası UNESCO Milli komitede çalışma -1994-2000 yılları arasında Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Uluslararası -İlişkiler Bölüm Başkanlığı ve öğretim üyeliği -2000-2001 eğitim ve öğretim yılında Kazakistan’da Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı - 1999 yılında Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında Doçent -2005 Yılında ise aynı anabilim dalında Profesör oldum. -2005 Haziran-2006 Ocak ayları arasında Genelkurmay Başkanlığına bağlı NATO’ya akredite “Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’nin kurucu başkanlığını yaptım ve kendi isteğim ile ayrıldım. -2004-2007 yılları arasında dört yıl süreyle British Councıltarafından yürütülen, Avrupa Birliğinin Jean Monnet burslarının jüri üyeliği ve jüri başkanlığını yaptım. -Genel Kurmay Başkanlığı Savunma Bilimleri Enstitüsünde 2002-2013 yılları arasın da, Yüksek Lisans ve Doktora Dersleri verdim, Askeri Akademilerde ve Kara Harp Okulunda dersler verdim. -Alman, Sosyal Demokrat, Frederik EBERT Vakfı için Sol Belediyeler de Avrupa Birliği Sertifika Programın da 10 Yıl çalıştım,-- -Alman, Merkez Sağ Konrad ADANEUER Vakfı adına yeni Kurulan Üniversiteler de Avrupa Birliği Sertifika programlarında 12 yıl konuşmacı olarak yer aldım. -Nisan 2002 ve Temmuz 2012 yılları arasında Ankara, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanlığı yaptım
Prof.Dr.Haydar Çakmak Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.