Alexa
Medya Siyaset

Hatırlatıyorum

Hatırlatıyorum

Seçim meydanlarında basbas bağırmıştınız;
Grup Toplantılarınızda üstüne basa basa tekrarlamıştınız;
Atatürk’ün Cumhurbaşkanı, İnönü’nün Başbakan olduğu dönemlerde;
Camilerin yıkıldığını, kapatıldığını, satıldığını hatta ahıra dönüştürüldüğünü iddiaa etmiştiniz.
20 Nisan 1936 tarihli Cumhuriyet gazetesini de kaynak göstermiştiniz:
“CHP, camileri ahır yaptı. Ey Kılıçdaroğlu buna cevap ver” demiştiniz.
Kılıçdaroğlu, araştırmacı yazarlar, tarihçiler haberi doğrulamış, ancak içeriğinin yanlış olduğuna vurgu yaparak; adı geçen camiyi, Yunanlı askerlerin ahıra çevirdiğini açıklamışlardı.
***
Atatürk döneminde Kur’anın yasaklandığını;
Gizli gizli kümeslerde okunduğunu;
Din adamlarının asıldığını;
Kur’an’ın ve Ezan’ın Türkçeye çevrildiğini;
İnönü’nün milleti, Müslümanlıktan soğuttuğunu söyleyen politikacı arkadaşlarınız da olmuştu.
1930’lu yılları yaşamadım.
Okumasam, araştırmasam, sormasam camilerin “ahıra” dönüştürüldüğüne inananlardan biri de ben olurdum.
İyi ki okumuşum, iyi sormuşum, iyi ki aklımı kullanmış, mantıktan dışarı çıkmamışım.
Kur’anın Türkçeye çevrilmesi, Ezan’ın Türkçe okunması kadar doğal ne olabilir?
Türküz; Türkçe konuşup, Türkçe anlaşmıyor muyuz?
Kur’an’ı da Türkçe okusak, anlasak, namaz davetini öz dilimizle yapsak dinden-imandan mı çıkarız?
Mahsuni’nin dediği gibi “Allah Türkçe bilmiyor mu?”
***
Balık hafızalı bir toplumuz ama şöyle düşünün:
30-40 sene sonra, bir siyasetçi eline aldığı eski tarihli gazeteyi meydandakilere gösterip okusa;
“2020 yılında AKP iktidarı döneminde; Toplu Cuma Namazı’na ara verildi, vakit namazlarının evlerde kılınması zorunlu kılındı, camiler kapatıldı”; “işte ispatı” dese; elindeki gazeteyi gösterse;
“Ey AKP Genel Başkanı cevap ver” sorusunu sorsa;
Doğru olur mu?
Vicdansızlık olur, iftira olur, yalan beyan olur.
O günleri yaşayan tanıklar gülüp geçer; okuyup öğrenenler inanmaz.
Tarih okuyan aydınlar, korona virüsü nedeniyle tedbir alındığını, Cuma namazları ile vakit namazlarının evde kılınmasının zorunluluktan kaynaklandığını ve geçici bir süre için uygulandığını açıklardı.
Ya aklını kiraya verenler, okumuş-okumamış cahiller, at gözlüğü takmışlar…
Onların indinde dinsiz, imansız, kominist, Allahsız ateist olursunuz.
Gayrımilli sayılır, vatansız, kansız ilan edilirsiniz.
***
Yanlış anlaşılmasın.
Eksikleriniz var, ama doğru yoldasınız.
Yanlışlarınız var, fakat “zararın neresinden dönülse kardır” anlayışına itibar ediyorum.
Bilim Kurulu’nu, o kurulun aldığı kararlara güveniyorum.
Sağlık çalışanlarının olağanüstü çabasını taktirle karşılıyorum.
Koronavirüsü’nün yayılmasına, can almasına direniyorlar…
Sağlık Bakanı’nı kutluyorum.
Bilim adamlarının önerilerine kulak veriyor.
Radikal kararlar almaktan çekinmiyor.
Demem o ki;
Gerektiğinde, cami de kapatılır, namaz da evde kılınır.
Tıpkı, bugün sizin yaptığınız gibi.
İşte bu nedenle;
Atatürk’e ve İnönü’ye “özür” borcunuz var.
Hatırlatıyorum.

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ