Alexa
Medya Siyaset

Havuza Düşenler ve Havuzda Yüzenler

Havuza Düşenler ve Havuzda Yüzenler

Havuz problemlerini hepimiz biliriz. Bu problemlerde yukarıdan havuzu dolduran musluklar ile aşağıdan havuzu boşaltan musluklar vardır. Musluklar çoğaldıkça problemin güçlük derecesi artar.

Ancak bugün konumuz olan havuzların boşaltma muslukları yoktur. Bu durum problemin kolay olduğunu düşündürmesin size. Çünkü problem bilinenlerden çok başkadır.

Kadrolaşmak çağcıl olmayan bir uygulamadır ve ne yazık ki ülkemizin kanayan yaralarındandır.İşte yukarıda bahsettiğimiz havuzlar kanunlarımızda var olan ehliyet ve liyakat ilkelerinin delinmesinin ilginç bir uygulamasıdır.

Hikâye şöyle başlar: Eski üst düzey kadrolar özlük haklarıyla birlikte havuza alınırlar.Ancak seslerini çıkaramazlar.Çünkü özlük hakları korunmuştur.

Örnek mi? Son yıllarda kadrolaşma hareketlerinden en fazla payını almış bir bakanlık olan Milli Eğitim Bakanlığından (MEB)devam edelim.

MEB’de görev yapan yüzlerce üst düzey yönetici 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (2011) ile bir gecede havuza alınır ve yerlerine yenileri atanır.

Aslında amaç mevcut kadrolardan kurtulmanın ötesindedir.Uygulamayla daha çok yandaşın üst düzey kadrolara atanmasının formülü de bulunmuştur.

Nasıl mı? Şöyle ki; üst düzey kadrolara yandaş atanır ve ilgili kadronun özlük haklarını elde edinceye kadar görevde kalır, sonra havuza alınır ve makam başka bir yandaşa devredilir.Tıpkı bir nöbet gibi.Böylece koltuğa oturan da, havuza alınanda memnun kalır.

Bir kere havuz keşfedilmeye görsün hareket kabiliyeti gün geçtikçe daha da artar.Örneğin okul müdürlerinin değiştirilmesi mi gerekiyor?Çözüm çok kolay!

Yıl 2014,  bir gecede 16 bini aşkın okul müdürü havuza alınır, sonra yeni bir puanlama sistemi getirilir. Bu sistemle yeniden müdür atamaları yapılır. Tahmin edeceğiniz gibi havuza alınanların çok azı değerlendirilir. Çoğunluğu görevden alınır ve yerlerine başkaları getirilir.

Bir başka örnek. Yıl 2016, MEB’de görev yapan müfettişler bir gecede eğitim uzmanı olarak havuzda bulurlar kendilerini. Daha sonra belirli sayıda müfettişin mülakatla alınacağı açıklanır.Görevden alınan müfettişler tekrar göreve alınmanın arayışına girerler.Eş, dost, hatırı sayılır kişilere ulaşılır. Derken ipi ilk göğüsleyen çok az kişi müfettişliğe geri alınır.

Şimdi efendim havuza düşenler ve havuzda yüzenler kimlerdir?

Havuza istemediği halde atılanlar için havuz bir cezadır ve onların tekrar göreve dönebilme hayalleri hep vardır. Bunlar havuzun düşenlerini oluşturmaktadır.

Gelelim havuzun yüzenlerine?Yukarıda açıkladığım üst düzey kadrolara atanıp özlük haklarını aldıktan sonra nöbet değiştirenler uygulamanın en avantajlılarıdır. Bir de her derde deva havuzların çözdüğü problemlerin yüzenleri vardır. Peki, onlar kimlerdir?

Örneğin doğu illerin deçalışan birinin merkeze gelebilmesi alanında boş kadro yoksa olanaksızdır.Yine merkezde çalışanlardan,“Çok yoruldum biraz dinlenmek istiyorum!”diyenler vardır.  Çözüm mü? Çözüm Hızır gibi imdada yetişen havuzlardır.

Havuzların hepsi bir değildir elbette. Onların da çeşitleri vardır bilirsiniz. Süs havuzları,  yüzme havuzları, ısıtmalı üstü kapalı havuzlar, üstü açık havuzlar ve benzeri…

Bu havuzlara insanlar öyle rastgele düşürülemez ya da yüzdürülemez. Örneğin üst düzey görevliler süs havuzlarına alınırlar ve imza atmadan maaşlarını alırlar.

Daha alt düzeydekiler ısıtmalı üstü kapalı havuzlara alınırlar, ayda bir imza atarlar ve onlar da maaşlarını alırlar.

En alt düzeydekiler ise üstü açık havuzlara alınırlar.Onlar sabah ve akşam imza atmak durumundadırlar. Ancak onlarla aynı statüde olup havuzda yüzenler sabah ve akşam imzalarını tek seferde atabilirler!Eee…Düşenlerle yüzenler elbette aynı olmamalıdırlar.

Havuza düşenlerden boğulanlar veya havuzda yüzenlerden madalya alanlar var mı? Bilinmiyor.İşte bu problemin çözümsüzlüğünün nedenlerinden biri de budur. Ancak havuzlar yaş haddinden emekli olmak zorunda kalan çok az boşalmanın dışında sürekli gelişmeyi ve dolmayı sürdürüyor.Bu arada havuzlar arası transferlerde başlamış gözüküyor.

İşte kadrolaşma adına ülkemizde yaşananlar. İnsanları benden ve benden olmayan diye ikiye bölen çağ dışı uygulamalar.  Gerçekten merak ediyorum bölüşülemez olan nedir?

Bunu havuza düşenlere mi, havuzda yüzenlere mi, yoksa bu havuzu üretenlere mi sorsam bilemedim.Düşenin dostu olmazmış, peki ya yüzenin?

Belki de düşenin nasıl düştüğüne, yüzenin nasıl yüzdüğüne bakmak lazım.

Peki, düşürenin, yüzdürenin dostu olur mu?

Şaka bir yana bildiğimiz bir gerçek var ki, MEB’in dışında birçok bakanlık ile yerel yönetimlerde de uygulanan ve sayısınıbilmediğimiz bu havuz personeline çalışmadan maaş ödeyecek kadar zengin bir ülke olmadığımızdır.

Ya da zenginiz de biz mi bilmiyoruz?

Öyleyse neden nüfusumuzun % 80’i açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşıyor?  Neden işsizlik oranları her geçen gün artıyor ve neden insanlarımız işsizlik yüzünden intihar ediyor?

Nedenler çok elbette ama bunlardan biri de devletin hafızasının yok edilmesidir. Ehliyetsiz ve liyakatsiz yönetimin yanlışlarını ısrarla sürdürmesidir.

Eminim bu problemi çözecek yürekli birileri çıkacaktır ve o çıkış çok yakındadır.

Sağlık ve mutlulukla kalın…

ETİKETLER:
Hatice Topçu

Hatice Topçu

Rize’de doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans Eğitimini İşletme alanında, Yüksek Lisans eğitimini Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim işkolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. Şubat 2019 tarihinde kamudaki görevinden emekli oldu. Yazın hayatına çeşitli dergi ve antolojilerde yayımlanan şiirleri ile başladı. 2004 yılında “TODAİE Hazırlık Kılavuzu” adlı Orta Doğu Amme Enstitüsü Sınavlarına Hazırlık Kılavuzu yayımlandı. İlk şiir kitabı;“Karanlığın Elleri”2008 yılında, ikinci şiir kitabı; “Yasak Elma” 2016’da yayımlandı. Eğitimci, Şair ve Yazar’ın okul öncesi eğitim çocuklarına yönelik hazırladığı “Can Okulda Dizisi” olarak altı adet hikâye kitabı (Okul Heyecanı, Okulda İlk Gün, Can ve Cansu, Görüyor Öğreniyoruz, Balonlarla Dans ve Can Partiyle) 2017 yılında yayımlandı. “Çağları Delen Önder Atatürk” dizisinin ilk kitabı olan “Altın Saçlı Çocuk” romanının birinci baskısı Ocak 2019 yılında, ikinci baskısı Ağustos 2019 ve üçüncü baskısı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Serinin İkinci romanı “Hayallere İlk Adım” romanının birinci baskısı Ağustos 2019 yılında, ikinci baskısı Kasım 2019 yılında yayınlanmıştır. ‘Kül Rengi Dünya” romanı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Ayrıca yazarın, Eğitim Bilimleri alanında bilimsel makaleleri bulunmaktadır ve çeşitli gazetelerde makale yazmayı sürdürmektedir. İki çocuk annesidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ