Alexa
Medya Siyaset

Hayatımın En Acı Bayramı | Serdar Yılmaz

Hayatımın En Acı Bayramı | Serdar Yılmaz

Serdar Yılmaz 

Her şey 10 Temmuz 2017’de gelen telefonla başladı.

Abim yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması geçirmiş özel bir hastanenin yoğun bakım servisine kaldırılmış.

O gece yola çıkıp bulunduğu hastaneye ulaşıp durum hakkında bilgi aldığımda umudum yok olmuştu.

Cihazlara bağlı bir yaşam sürdürüyordu, umutlanacak ufacık bir belirti yoktu.

Bu şekilde günler geçiyor, bütün yakınları olarak çaresizliğimiz sürüyordu.

Her gün doktorundan bilgi alıyoruz, iyi bir haber umudumuzu sürdürüyoruz ama değişiklik yok deniyor.

Her geçen gün umudumuz daha azalıyor, ailecek birbirimizi teselli etmeye çalışıyoruz.

Bu arada geçmiş olsun dileklerini ileten dostların verdiği örnekler bir nebze olsun umut veriyor.

Bir akrabamız bu şekilde 3 ay tedavi gördü, iyileşti, şimdi hayatını normal sürdürüyor gibi örnekler.

Mevcut durumu bilmedikleri için, belkide bizleri bir nebze olsun teselli etmek için elbet.

Gerçekler hiç öyle görünmüyordu.

Günler böyle geçerken 17 Temmuz’da abimi kaybettik.

Şaşkındık, üzgündük, çaresizdik.

Daha 63 yaşındaydı.

Bir gün sonra ellerimle kara toprağa yerleştirdim.

Abi, baba yarısı denir ve artık yoktu, kara toprak O’nu da yutmuştu.

Aklıma gelmeyen başıma gelmişti.

Ruh halim karma karışık, ne söyleyeceğimi, nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum.

Sadece baş sağlığı dileyenlere teşekkür ediyordum.

Ertesi gün Babam rahatsızlandı, aslında yaşına bağlı rahatsızlıkları vardı ama mevcut durum bütün sağlığını bozdu, ağırlaştı.

Acilen hastaneye götürdük, gerekli tetkikler yapıldı ve daha teşekküllü bir hastaneye sevk edildi.

19 Temmuz 2017’de yatış işlemi gerçekleşti, 22 Temmuz günü ağır bir böbrek ameliyatı oldu.

Ameliyat ağırdı, verilen bilgiler göz önüne alındığında çok umutlu olmamak lazımdı.

Başka rahatsızlıklarda vardı, mevcut durum bunları tetikleyebilir, durum çok daha vahim olabilirdi.

Giderek öyle de oldu.

Ameliyat sonrası yoğun bakıma alınan babam bu şekilde 2 Ağustos tarihine kadar direndi, dayandı, yaşam mücadelesi verdi.

Bu süreçte her gün yoğun bakımda ziyaret ettim, nasılsın baba dedim ama anlamlı bir cevap alamadım.

2 Temmuz’da babamı da kaybettik.

Bir gün sonra, 3 Temmuz’da babamı da kara toprağa verdik.

Ailecek bir kez daha yıkılmıştık.

Abimin ölümü sonrası zaten yıkılmıştık, şaşkındık, babamın ölümü ile çaresizliğimiz, tükenmişliğimiz, üzüntümüz ikiye katlamıştı.

Abimin ölümü ile babamın ölümü arasında sadece 15 gün vardı.

Dayanılacak bir durum değildi. Ağlamanın, üzülmenin ölçüsü yoktu.

Ailecek acımızı yaşıyorduk, kimi göz yaşlarını akıtarak, kimi yutarak, kimi suskun, kimi haykırarak.

Hayatın acı yüzü 15 günde iki defa karşımıza çıktı.

Böyle bir psikoloji ile bayram geldi.

Acımızı yaşayıp yüzleşmemiz gerekiyor, bunu yapamazsak ileride travma yaşarız.

Hayat devam ediyor, istediğimizi değil gerçeği görebilmek gerekiyor.

Evet abim ve babam yok artık.

İşte hayatın acı gerçeği, bir gün bizim arkamızdan da birileri bunları yazacak.

 

Serdar Yılmaz

Serdar Yılmaz

Emekli öğretmen, siyaset, yakın tarih,ekonomi, meraklısı, okur yazar....
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ