Alexa
Medya Siyaset

HDP Kongresi Ve Önemli Soru: “Kasa Her Zaman Kazanır Mı?”

HDP kongresinin ardından şu 2 kritik soruya cevap aranmalıdır: 1-Asıl kazananının Erdoğan olması olasılığı var mıdır? 2- Böylesi “zekice” bir dışarıdan siyasal mühendislik örneğinin, HDP üzerinden uygulanması mümkün müdür?

HDP Kongresi Ve Önemli Soru: “Kasa Her Zaman Kazanır Mı?”

Afrin Operasyonu, çocuklarımıza gerçekleştirilen cinsel istismar vakaları, CHP kurultayı,şehit astsubayımıza gönderilen haciz derken HDP 3.Olağan Kongresi  arada kaynadı gitti…Şöyle bir bakınca sosyal medyada da  çok kendisine yer bulduğunu söylemek mümkün değil.

Oysa geçtiğimiz yazılarımızda 2019’da gerçekleşecek Başkanlık seçimlerinin kaderinin ve kilidinin Kürt oyları olacağını ısrarla belirtmiştik, aslında bu şu anlama geliyordu: Türkiye’nin kaderini belirleyecek olan bu seçim, bu seçimin kaderini belirleyecek olan ise Kürt kökenli seçmenler ve özellikle bölge vatandaşlarımızın vereceği oylar…

Hal böyle olunca aslında kendisine hak ettiği yer ve değer verilmeyen dünkü HDP kongresinden bahsetmek, bu konu hakkında bir yazı kaleme almak farz oldu diye düşünerek bugünkü yazımızı bu konu üzeri ne yazmayı uygun bulduk.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var:12 Şubat 2018 tarihi HDP ve Türk siyasal tarihi açısından bir kırılma noktası olabilir. Bu nedenle bu tarihte gerçekleşen HDP kongresi ve sonuçlarını yakından incelemek ve takipçisi olmanın hayati önem arz ettiğini ifade edelim.

Bunun nedenini anlamak içinse “HDP’nin bu kongresinin diğer kongrelerinden  farkı nedir?” sorusuna cevap aramamız gerekir…

Öncelikle bu soruya vereceğimiz cevabın anlam kazanabilmesi için şunun net olarak bilinmesi gerekir: HDP ana hat olarak tutarlı ve bütünleşik bir çizgiye sahip olsa da, kendi içerisinde tamamen homojen ve tek tipçi bir siyasal yapı değildir.

Parti içerisinde, siyasal hareketi tamamen silahlı önderliğin baskı unsuru ve manivelası, iradenin asli kaynağı olarak Kandil’i, mücadelenin tek ve büyük sahibi olarak İmralı’yı gören, siyasal sistem içerisinde var olmak ile siyasal sisteme entegre olmak arasına ciddi mesafe koyan ve bu entegrasyonu “siyasi asimilasyona eş tutan”, yoğunluklu olarak eğitim seviyesi yüksek ve Kürt aydın/entelijansiyasını da temsil eden, ideolojik/teorik temeli kuvvetli, sol  retorik konusunda başarılı bir grup mevcut.

Bu grup parti içerisindeki “Şahinler Kanadı” olarak tanımlanıyor…

Bir de daha çok bölgedeki feodal  yapıların devamının sağladığı geniş nüfuz alanları ile konformist yaşam tarzlarını günümüze taşıyabilen, siyasal arenadaki gücünü aşiret nüfusunun sayısı yahut toprağının metrekaresinin büyüklüğüne borçlu, devlet ile çatışma halinde olmanın kazanç sağlamak yerine kendisine vereceği kayıpların çok daha fazla olduğunu gören, kendisini Kürt siyasal hareketi içerisinde tanımlasa da ekonomik çıkarları devlet ile ilişki kurması gerekliliğini zorunlu kılan,keza ülkenin Batı illerinde yaşayan ve Kürt kimliğini yaşamak ve savunmak ama şehirli yaşam tarzının rahatlıklarından da vazgeçmek istemeyen ideolojik donanımı daha yetersiz ancak maddi olarak daha yeterli,kaybedecek daha fazla şeyi olan ve pragmatist bir kitle, bir taban yapısı mevcut.

Bunlar ise çok daha ılımlı ve HDP’nin “IlımlI/Güvercin Kanadı” olarak tanımlanıyorlar…

İki kanada örnek verecek olursak; “Güvercin Kanat” için “Ahmet Türk, Dengir Mir Mehmet Fırat,Sırrı Süreyya Önder” verilebilecek örnekler olabilir…

“Şahin Kanat” içinse “Aysel Tuğluk,Osman Baydemir,Pervin Buldan,Sebahat Tuncel” isimleri öne çıkan ve ilk akla gelen örneklerdir.

İşte tam da bu noktada yaklaşık 1,5 senedir tutuklu olarak cezaevinde bulunan  HDP eski (2 gün öncesine kadar) eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın önemi çok daha belirgin biçimde ortaya çıkmakta.

Zira “Eş Başkan” formülasyonu ile partinin iki siyasal aktör ile yönetimi esasını benimseyen HDP’de Demirtaş göreve seçildiği günden bugüne değişik bir Kürt siyasal aktör portresi çizmiştir.

Öncelikle Demirtaş partinin “Şahin” ve “Güvercin” kanadı arasındaki dengeyi “Emek,Yoksulluk,Ezilmişlik” üçgenini ana eksenine alarak sol söylem üzerinden dengelemeyi çok iyi başarmış kendi siyasal yapısının “siyasi asimilasyona” maruz kalmasını önleyecek derecede kendi içerisinde tutarlı bir politika izlerken, elinden geldiği ölçüde PKK nüfuzundan partiyi uzaklaştırma gayreti içerisine de girmiştir.

Hatta ve hatta gerek Erdoğan karşısına HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak çıktığı Cumhurbaşkanlığı seçimleri, gerekse özellikle  7 Haziran 2015 seçim performansı ile HDP’yi bir “Bölge Partisi” kimliğinden bir “Türkiye Partisi” konumuna taşıma siyaseti izlemiş ve bu konuda ciddi mesafe de kat etmiştir.

Lakin Demirtaş’ın bu tavrı ve bu siyasal yöneliminin kitlelerde bulduğu karşılık Kandil’in işine gelmemiş,Kandil iktidarın da işine gelecek şekilde 7 Haziran-1 Kasım  arası terör eylemlerini doruğa çıkarmış, böylece Demirtaş boşa düşürülmüş,olası bir şekilde partinin PKK ekseninden yaşayacağı bir kaymanın önüne geçilmiş,iktidar ise güvenlik kaygısı karşılığı yeniden tek başına iktidarı almıştır.

Herkes memnun,kaybeden Türkiye ve özellikle de bölge halkı olurken siyaseten de Demirtaş “kaybedenler” safında yerini almıştır…

Çok geçmeden Demirtaş hakkında açılan soruşturma ile milletvekilliği düşürülerek cezaevine konulurken, normalde ortalığı ayağa kaldırması gereken HDP ve PKK’dan gerekli destek gelmemiş,Selahattin Demirtaş cılız bir-iki hamasi söylem dışında yalnızlaştırılmış ve hücresinde unutulmaya ve “unutturulmaya” terk edilmiştir…

İşte o Demirtaş bu HDP kongresinde yeniden aday olmayacağını bir mektup ile HDP yetkili kurullarına iletirken mektubunun satır aralarına ilginç mesajlar iliştirmiştir…

Örneğin Demirtaş,siyaseten tamamen pes ettiğini söylemiyor tam aksine “Yeni yol arkadaşları ile yeni bir heyecan ile yola çıkmak gerekli” diye düşüncelerini aktarıyor.Parti kongresinde Demirtaş’ın kendisini aday gösterecek bir önergenin işleme alınmamasını talep ettiği bilinmesine rağmen,70 kişinin Demirtaş’ı aday göstermesinden Demirtaş’ın haberi yok mu sanıyorsunuz? Bu Demirtaş’ın bir “Güç gösterisidir”

Demirtaş’ın bundan sonraki siyasasal kariyerini HDP içerisinde sürdürmeyeceği anlaşılıyor. Demirtaş aniden ve radikal şekilde gerçekleştiremeyeceği HDP’den kopuş sürecini ise aşamalı olarak zamana yayacak gözüküyor.Demirtaş’ın “7 Haziran HDP’si” diye tanımlayabileceğimiz,omurgasını Kürt aydın ve siyasetçilerin oluşturacağı ancak bölge değil Türkiye siyaseti yapacak, sol-emekçi ve ezilen eksenli bir siyasal oluşum içerisine giderek Kürt siyasi hareketi içerisindeki ilk büyük ayrışma ve kopuşunu önümüzdeki süreçte tetiklemesi olası gözüküyor.

Bu bağlamda parti içerisindeki denge unsuru tamamen kaybolacağı gibi uzun zamandır zaten daha etkin konumda olan ve “Güvercin Kanat” olarak tanımlanan kesimin en etkin ismi Ahmet Türk’ün tamamen tasfiyesi sonucu ipleri iyiden iyiye eline alan “Şahin Kanadın” Pervin Buldan Eş Başkanlığında çok daha net biçimde politik tavır,söylem ve eylemlerinde bu şahin duruşun izlerine rastlamak mümkün olacaktır.

Şimdi düşünülmesi gereken ana soru şudur:

Demirtaş’ın ayrılması ile giderek marjinalize olarak radikalleşecek ve “Şahinleşecek” HDP, bu siyaset tarzı ile tepkisel milliyetçi oyları AKP’ye kanalize etmiş olmayacak mıdır?

HDP kongresinin ardından şu 2 kritik soruya cevap aranmalıdır: 1-Asıl kazananının Erdoğan olması olasılığı var mıdır? 2- Böylesi “zekice” bir dışarıdan siyasal mühendislik örneğinin, HDP üzerinden uygulanması mümkün müdür?

Durup düşünmek ve son olarak şu soruyu sorarak yanıtlamak  lazım:”KASA HER ZAMAN KAZANIR MI?”

Celal Eren Çelik

Celal Eren Çelik

08.05.1980 tarihinde Ankara'da dünyaya gelen Celal Eren Çelik,1999 yılında yerel bir gazetede başladığı gazetecilik hayatına 2000 yılı itibariyle IŞIK TV,BAŞKENT TV,EKONOMETRİ DERGİSİ’ndemuhabir, program sunucusu olarak devam etmiştir. Bu süreçte 2002yılında hafta içi 5 gün yayınlanan “GÜNÜN İÇİNDEN” programını canlı olarak bölüm hazırlayıp sundu... 2009 yılında sarı basın kartı almaya hak kazanan C.EREN ÇELİK, yine 2009 yılında Dünya'ca ünlü İngiliz haber kanalı BBC ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenlediği eğitime katılmış eğitim sonrası gerçekleşen sınavda başarılı olarak 2009 yılında Türkiye’de 34 gazetecinin aldığı “ULUSLARARASI GAZETECİLİK” sertifikasını BBC'den almıştır. C.EREN ÇELİK 2009 yılında aynı zamanda BAŞKENT TV'de “EREN ÇELİK İLE SOM AJANS” isimli gece bültenini yaklaşık 400 bölüm hazırlayarak sunmuştur. Mesleki hayatı boyunca 200’den fazla özel habere ve Türkiye’nin en önde gelen siyasetçi,iş adamı ve akademisyenleri ile gerçekleşen röportajlaraimza atan C.EREN ÇELİK,2011 yılında kuruluş sürecinde BEYAZ TV'nin gece haber editörü olarak yer alsa da daha sonra editöryal olarak yaşanan müdahaleler sonrasında burdaki görevinden istifa ederek MEDYA METROPOLİS firmasını kurmuştur. MEDYA METROPOLİS bünyesinde hali hazırda METROPOL GAZETESİ ve ulusal olarak yayın yapan EKO PRESTİJ DERGİSİ'nin İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmenliğini yapan C.EREN ÇELİK,GENÇ GİRİŞİM ve YÖNETİŞİM DERNEĞİ üyesidir ayrıca12 yıllıkevlidir ve öğrenimini Eskişehir Anadolu Üniversitesi İİBF.Kamu Yönetimi bölümünde tamamlamıştır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ