Alexa
Medya Siyaset

Hrant Dink Ne Söyledi, Niçin ve Kimler Tarafından Öldürüldü

Hrant Dink Ne Söyledi, Niçin ve Kimler Tarafından Öldürüldü

Aytun Çıray’ın 12 yıl önce bugün öldürülen Hrant Dink’in Türkiyeyi bölmek ve BİRLEŞİK BÜYÜK KÜRDİSTAN kurmak isteyen emperyalizmin uzantıları tarafından öldürüldüğünü deşifre eden yazısını sunmadan önce Hrant’ın Hapis cezası almasına sebep olan sözünü ve Hrant’ın kimliğini hatırlamakta faydalı buluyorum.

Hrant Dink: “TÜRK”TEN boşalacak o ZEHİRLİ KANIN yerini dolduracak Temiz Kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı Asil Damarında Mevcuttur.”

Bu sözün anlamı açıktır. Hrant Diaspora Ermenilerine,”TÜRK’ÜN ZEHİRLİ KANINI kafanıza takmayın” demektedir.

Ben bir yazı yazsam ve yazımda Diaspora Türklerine (Türkiye dışında yaşayan Türklere),

“ERMENİ”DEN boşalacak o ZEHİRLİ KANIN yerini dolduracak TEMİZ KAN, TÜRK’ÜN Türkiye’yle kuracağı ASİL DAMARINDA MEVCUTTUR.”desem,beni ERMENİ DOSTU veya İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU kabul eder misiniz?

Değil Ataları I.Dünya Savaşı esnasında Türk’e isyan etmiş, Türk Ordusunu arkadan vurmuş bir ERMENİ’NİN, hiçkimsenin Türk’ün kanını ZEHİRLİ, PİS diyerek aşağılamaya, hakaret etmeye hakkı yoktur.

Nitekim Dink, Agos gazetesinde 13 Şubat 2004’de yayınlanan makalesindeki bu cümlesi sebebiyle, TCK’nın 301. maddesinde yer alan “TÜRKLÜĞÜ neşren TAHKİR ve tezyif ettiği” gerekçesiyle yargılanmış, Mahkeme Hrant’a 6 ay hapis cezası vermiş ama Hapis yatmasın diye de CEZAYI ERTELEMİŞTİR. Sonrasında Hrant kararı temyiz etmiş ama cezası YARGITAYCA da ONAYLANMIŞTIR.

Buraya kadar Hrant Dink’e yapılmış bir haksızlık yoktur.

Ama bu, öldürenlerin SUÇ İŞLEDİĞİ gerçeğini değiştirmez. Ne kadar tahrik edici ve aşağılayıcı konuşursa konuşsun hiçbir insan sözleri sebebiyle öldürülemez. Fakat bu kural Hrant’ın sözlerini masum hale getirmez. Üstelik Hrant, “Ben Türklüğü aşağılayacak adam değilim. Sadece o cümleme dayanarak beni suçlayamazsınız” diyerek savunna yapmakla yetinmiş, “SÜRÇÜ LİSAN etmişim, cümlem amacımı doğru ifade etmeyen yanlış bir cümledir. İstemeyerek sebep olduğum incinmeden dolayı Türk milletinden özür dilerim. Sözümü GERİ ALIYOR, şöyle düzeltiyorum;

Ey DİASPORA ERMENİLERİ, Türk’e düşmanlık ederek kanınızı zehirlemeyin. İhtiyacınız olan temiz kan Ermenistan’la kuracağınız ASİL DAMARDA mevcuttur”

DEMEMİŞ herhangi bir PİŞMANLIK ve ÖZÜR dile getirmemiştir. Çünkü CEZA ALMAK, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikayet etmek, Dünya Kamu oyunun vicdanında Türkleri mahkum ettirmek yani, Ceza alışını PROPAGANDA amaçlı kullanmak istemiştir.

ABD ve ajanı FETÖ örgütü durumdan yararlanmış TÜRKÇÜ kimliği baskın olan birilerini bulup Hrant’ı öldürtmüş, hunharca işlenen cinayeti halkımızdaki TÜRKLÜK bilincini kırmak için kullanmıştır.

Ayrıca Hrant DİNK, yapılmak istendiği gibi, İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU bir SOSYALİST kabul edilemez. Berlin Duvarının yıkılması sonrası Sosyalizmi terk edip ırkçılığa, KÜRTÇÜLÜĞE savrulan, “KÜRDÜZ ölene kadar, vallahi APOYU ÖZLEDİK” diye türkü söylemeye başlayan AHMET KAYA’dan bir farkı yoktur. (Videosu: https://youtu.be/f8fy8n3zFaE)

Hrant’ın Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı Agos SOSYALİSTLİĞİ ile değil ERMENİCİLİK yapmasıyla ünlü bir gazetedir. Dink’ten sonraki Genel Yayın Yönetmeni, bir zamanlar ERDOĞAN’nın DANIŞMANI olan Etyen MAHÇUPYAN’DIR.

Emperyalizmin güdümündeki FETOCULAR ve LİBOŞLAR, Diaspora Ermenilerine,”TÜRK’ÜN ZEHİRLİ KANINI kafanıza takmayın” diyen Hrant Dink’i, bir TÜRK DOSTU ve İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU gibi yutturmaya kalktılar.

Maalesef CHP yöneticileri bu gerçekleri gizledi ve LİBOŞLARI destekledi.

Sol Partiler arasından Hrant’ın bir ERMENİCİ olduğunu açıklayan tek parti, geçenlerde ERDOĞAN ve AKAR hakkında TANK-PALET Fabrikasını KATAR’A devrettikleri için Vatana ihanet suçlamasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına Suç Duyurusunda bulunan HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ (HKP) oldu.

Ayrıca Hrant Dink’in öldürülmesi, Sayın Aytun Çıray’ın aşağıdaki yazısında açıklandığı üzere, LİBOŞLARIN iddia ettiği gibi Milliyetçi birkaç kişinin işi değil içeride uzantıları olan ULUSLARARASI bir PROJENİN yürütücülerinin işidir. Katiller sadece tabanca işlevi gördü.

Cinayetinin amacı; bir ŞOK yaratmak ve “Türkiye’nin bir büyüme görüntüsü altında BİRLEŞİK bir KÜRT DEVLETİ İÇİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI PROJESİ”ne karşı milli tepki verilmesini ENGELLEMEKTİ.

Sayın Aytun ÇIRAY’IN aşağıdaki yazısında ayrıntılı bilgi mevcut,mutlaka okumanızı öneririm.

**

HRANT DİNK’İ KİM NEDEN ÖLDÜRDÜ

Aytun Çıray -20.08.2007

Fikirlerine çok değer verdiğim, değerli dostum Melih Yürüşen bir makale yazmış, göndermiş.

Konusu, benim de makalelerimde sıkça altını çizdiğim kolektif bilincin yeniden yapılandırılması:

“Türkiye’de KOLEKTİF BİLİNÇ NİÇİN VE NASIL YENİDEN YAPILANDIRILIYOR?”

Olan bitenin kodlarını çözen bu müthiş makaleyi özetleyerek sizinle paylaşmak istiyorum.

O zaman yaşadıklarımızı anlamlandırmak kolay olacaktır.

Uyanışa katkısı olur niyetiyle.

***

Kolektif şuurun yeniden yapılandırılmasının amacını çarpıcı bir biçimde, en başta söylüyor Yürüşen:

“Türkiye’nin Bir Büyüme Görüntüsü Altında BİRLEŞİK Bir KÜRT DEVLETİ İÇİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI PROJESİ.”

Bu durumda projenin uygulayıcılar işe önce dekonstrüksiyonla… Yani “HAFIZAMIZIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI” ile başlıyorlar.

Bunun için, “Türkiye Cumhuriyeti Devletini var eden geçmişi pozitif çağrışımlar üretecek duygularla değil, negatif çağrışımlar üretecek duygularla algılanmasına yönelik bir yapılandırma” ya girişiyorlar.

LİBOŞLARA göre; söz konusu iktidar mücadelesini Atatürk ve arkadaşları değil de, muhalif unsurlar kazanmış olsaydı eğer, “her şey bugün olduğundan çok daha iyi olacaktı: mesela Türkiye çok daha liberal demokrat, çok daha özgür, çok daha sivil bir ülke olacaktı.”

Yani Atatürk “resmi tarihte” anlatıldığı gibi kahraman ve akıllı değildir demeye getiriyorlar.

***

Yürüşen’e göre hafızanın yeniden yapılandırılmasına yönelik bu aşamayı açıklayan kavramlar “kırılacak tabular, bozulacak ezberler”dir.

Böyle olunca “tabu kırıcılar” artmış; projenin işbirliği ağı içinde yer alan çevrelerin kendi aralarındaki işbirliklerinin tohumları bu dönemde atılmıştır.

***

“Bütün bunları hem çok kolaylaştıran hem de katalize eden temel faktör 12 Eylül Darbesinin Türk siyaset sahnesini yerle bir eden ve merkez siyasi aktörleri dahil istisnasız herkesi baskı kurbanı haline getiren şiddeti olmuştur.”

“12 Eylül Darbesi, beyin yıkama projesinin uygulanma şartlarını hazırlamakla kalmamış,” Kenan Evren Atatürk ve fikirlerinin devamıdır algılaması yartmıştır.

Proje yürücülerinin “kolektif hafızanın yeniden yapılandırılmasıyla” çalışmalarına inandırıcılık katmıştır.

Kolektif hafızanın yeniden yapılandırılmasıda, “rolü teslim edilmesi gereken TURGUT ÖZAL’IN gerek başbakanlık gerekse cumhurbaşkanlığı dönemi bu konuda özel bir yeri” vardır.

Hrant Dink’in neden ve kimler tarafından öldürüldüğüne gelince…

Kolektif şuurun yeniden yapılandırılmasının baş aktörleri, “kendilerine LİBERAL-DEMOKRAT sıfatını veren eski Marksist yeni ANGLO-SOL ÇEVRELER”dir.

(Yakın tarihte bunların bir kısmının FETÖ ile ilişkileride ortaya çıktı. Aytun Çıray)

Bunlar argümanları ile önce “sosyal piramidin tepesinde”kileri ikna etmişler..

Sonra da “orta sınıfların beynini yıkamaya” başlamışlardır.

“Eski Marksistlerle, Türk iş dünyasının zirvesindeki belli çevrelerin yakınlaşması”nın anlamı budur!

***

Hırant Dink suikastı ile yapılmak istenenlere gelince…

Bunun neden yapıldığını Yörüşen’den okuduktan sonra, cinayetin kimler tarafından işlendiğini açıkça göreceksiniz.

Detaya girmeden önce Dink’i öldürenlerin amacını yazalım: Türk Milleti’nde eziklik ve suçluluk duygusu yaratarak özgüvenini kaybettirmek.

O dönemde, “ –gerek medyadaki hakim eğilimlerin haber, yorum ve tartışma şeklindeki yansımaları, gerekse cenaze törenindeki sloganlar ve pankartlar- kolektif hafızanın yapılandırılmasında yeni motiflerin devreye girdiğini göstermektedir.”

“Çünkü artık yapılandırılmak istenen: Türk insanının kendine bakışını toptan değiştirmeye, ona suçluluk, pişmanlık ve küçüklük duygusunun bileşiminden müteşekkil bir öz nefret duygusu aşılamaya yönelik bir hafıza yapılandırmasıdır.”

Bu dönemde Türk Milleti, hem de kendi medyası tarafından, “ırkçı, vahşi saldırganlığını uygarlık ve mağdurluk görüntüsü altında gizlemeye çalışan bir entelektüel şarlatanlık ve sırtlanlık” ile “insanlığa ait yüksek değerlerin paspas edildiği, vicdanın görüp görebileceği en ahlaksız tasallut ve tecavüz”e maruz bırakılmıştır.

Bu oyunu farkedenlerin, “Hepimiz Mustafa Kemaliz, Hepimiz Türk’üz” diye attıkları çığlık, ne milliyetçi bir duygu patlamasıdır, ne aşırı milliyetçiliğin gözdağıdır, ne de ırkçılığın tezahürüdür.

“Yapılmak istenenin uğursuzluğunu sezmiş olmaktan kaynaklanan, sonuna kadar haklı ve meşru bir reaksiyondur .”

“Hırant Dink, suikastının haber merkezlerine ulaşmasıyla başlayan ve nerdeyse beş tam günü dolduran yayınlarda, adeta insani bütün erdemlerin kendisinde toplandığı bir aziz mertebesine yükseltilmiştir.”

Adeta tek merkezden yönetilen bu yayınlarda Türk Milleti’nin bilinçaltına çalışılmış…

“Kendilerini nedense vicdan ve ahlak adına konuşmaya yetkili görenler, sürekli olarak tarihle cesaretle yüzleşme zamanının artık gelip çattığından bahsetmişlerdir.”

Son seçimlerde Trabzonluların herkesi şaşırtan siyasi tavırları, bu propagandanın ne kadar etkili olduğunu göstermiştir.

Hrant Dink’in katledilmesi, aslında Türkler üzerinde yürütülen beyin yıkama projesinin başarısı için neler yapılacağının kanıtıydı.

Türklerin TÜRK OLMALARINDAN bile UTANMALARININ.. Tüm değer yargılarının saçma olduğunu göstermenin zamanı gelmişti de geçiyordu bile!

“Öyle ki, Türk insanına, (tarihiyle)yüzleşme adı altında dayatılan, tarihin en tiksindirici yalanını kabul etme koşuluyla ödeyebileceği bir borç çıkarılmıştı.”

***

“Bunun en açık, en utanç verici kanıtını, Dink’in cenaze törenini ‘Bir Millet Hoyratça Susturduğu Evladına Ağlıyor’ manşetiyle haber yapan Referans gazetesi vermiştir.”

Gazetenin manşeti o kadar aşağılayıcıydı ki…

“Medya grubunun patronu, yayın yönetmenine bu işteki vebalini ve sorumluluğunu hafifletmek isteyen bir mektup yazmak zorunluluğunu hissetmişti.”

***

Referans gazetesinin manşeti -BOP’çuların- asıl niyetlerini ele vermişti ama, okumasını bilenlere:

“Dink suikastı Türklerin ortak işlediği bir suçtur!” demeye getiriliyordu.

İnsanımızdan açıkça, “bir ‘ermiş’in ruh yüceliğine ve bilgeliğine sahip bir insanı hep birlikte öldürdüysek, kim bilir 1915’te Ermenilere neler yapmışızdır. Öyleyse kendimizi bağışlatmak için tarihimizle yüzleşelim. Canını hep birlikte almamızdan kaynaklanan borcumuzu ödeyelim’” denmesi istenmiştir.

“Türkiye’de Hitler öncesi Almanyasının siyasi iklimi”nin oluştuğu ima edilmiştir utanmadan. (Cinayetten bir süre önce başlayan, ‘Yükselen Milliyetçilik’ ve Hitler’in Kavgam isimli kitabının ne kadar çok satıldığına dair yayınları hatırlayın.)

Yani milliyetçilik iyi bir şey değildir!

Bilinç altına gönderilen mesajlar bunlardı ve bir taşla kaç kuş vuruyorlardı kimbilir.

SONUÇ:

Hrant Dink’in katili aslında içeride uzantıları olan ULUSLARARASI bir PROJENİN YÜRÜTÜCÜLERİDİR.

Katiller sadece işlerini yaptılar ve onların tetik olmaktan başka önemleri yoktur.

CİNAYETİNİN AMACI; bir şok yaratmak ve “Türkiye’nin Bir Büyüme Görüntüsü Altında BİRLEŞİK Bir KÜRT DEVLETİ için Yeniden Yapılandırılması Projesi’ne KARŞI kolektif bir siyasi tavrın ortaya çıkmasını ENGELLEMEKTİ.

Aytun Çıray

Medya Siyaset
Tuncay Erciyes

Tuncay Erciyes

Kurtuluş Savaşına katılmış istiklal madalyası sahibi Malul Gazi bir Subayın torunu olarak dünyaya gelen Tuncay Erciyes Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Müh. Bölümünü 1970'de bitirerek Maden Tetkik Ve Arama Enstitüsünde analist kimyager olarak meslek hayatına başladı.2001 yılına kadar kamu ve özel sektörde yönetici olarak çalışmaya devam etti.2001 yılında İstanbul Üniversitesine öğretim görevlisi olarak davet edildi. Uzun yıllar Seramik sanayinde çalışması nedeniyle edindiği teorik ve pratik bilgileri paylaşması için yapılan davete uyarak, Ekim 2001’de Seramik Bilgisi ve Seramik Teknolojisi Derslerinin öğretmenliğini üstlendi ve halen de bu görevde çalışmaktadır.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ