Alexa
DOLAR 6,866
EURO 7,7637
ALTIN 397,259
BIST 115793,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 35°C
Az Bulutlu

Huzur Bulamayan Ortadoğu

Huzur Bulamayan Ortadoğu
08.01.2020 - 10:43
A+
A-

Ortadoğu haritasını önümüze koyduğumuzda Afrika, Asya ve Avrupa’nın kesiştiğini görürüz. Tarih boyunca  ticaret yollarının da kesiştiği kavşak olmuştur. Ayrıca kıtalararası göç yolları üzerinde bulunmaktadır. Doğal kaynaklarının varlığı da bunlara eklenince Ortadoğu’nun önemi ortaya çıkar. Ortadoğu halkları tarih boyunca hep huzursuz yaşamıştır. Hıristiyanlık, Musevilik, Müslümanlık gibi üç semavi din buradan çıkmıştır. Neden her üç semavi din bu bölgeden çıkmıştır? Dünyanın başka bir bölgesinde neden çıkmamıştır?  Bu konuda Kur’an da  gerekli açıklamalar bulunmaktadır. Bölge kavimlerinin davranış biçimleri üç inancında Ortadoğu’dan çıkmasının  nedeni olmuştur. 19-20-21. ci yüzyıllarda ise doğal kaynaklarının zenginliği ve bölüşümü Ortadoğu’ya huzursuzluk kaynağı yapmıştır. Ortadoğu hartasında yer alan devletler/uydu devletçikler  bile bir biri ile savaş halindedir.  Lübnan, Suriye, Irak, İran, İsrail, Ürdün, BAE , Arabistan, Mısır, Türkiye  özetle körfez ülkeleri  bir birleri ile bitmeyen savaş içindedirler

Maalesef Ortadoğu’da var olan devletlerin bir kısmı büyük güçler tarafından çizilmiş, konumlandırılmış, parçalanmış harita içinde yer almaktadır. Bunların çoğunluğu da ABD’nin kontrolü altındadır.Kukla devletçiklerdir.  Son yıllarda Rusya’da bölgeye yerleşme gayreti içindedir. Bir tarafta ABD, AB, Rusya gibi güçler ile yapay olarak oluşturulmuş devletler/devletçikler karşı karşıyadır. Doğal olarak tahakkümde büyük güçlerin elindedir. İpler başka güçlerin elinde olduğu için bu devletler piyon olarak, büyük devletlerin çıkarlarını korumak için savaş verirler. En ufak bir kıpırdanmada büyük devletler tarafından müdahale edilen gerekirse yeniden dizayn edilen Ortadoğu ülkeleri huzur bulmamaktadır. Taşeron olarak büyük güçlerin varlığını sürdürmeye çalışırlar. Büyük güçler de böl yönet  taktiği ile Ortadoğu yangınını sürekli körüklemekte ve ateşin devam etmesini sağlamaktalar.

Büyük devletlere göre Ortadoğu halkları düşman ordusudur. İsrail devletinin kurulması ile başlayan Ortadoğu’nun tam olarak kontrol edilmesi sonucu sürekli olarak düşman orduları saldırıya uğramaktadır. İsrail’in yaptığı savaşlara bakıldığında bu açıkça görülür. Savaş olacak ki büyük güçler bu ülkelere silah satsın ve sürekli olarak kazanç sahibi olsunlar. Nerede bir güç oluşursa büyük güçler oraya çullanır ve kendilerine rakip olacak veya buyruğu altına alamayacağı güçleri, yönetimleri ortadan kaldırırlar. Uydu devletçiklere doğrudan savaş açılacağı gibi, vekalet savaşlarıda gerçekleştirilir. Halklar kendi içlerinde farklı gruplara ayrılarak bir biri ile savaşır. Bundan da büyük güçler karlı çıkar. Kendilerine taraf olan iktidarların korunmasını da sağlamış olurlar. Sömürmeye devam ederler. Onlar için önemli olan kendileri lehine olan statükoyu devam ettirmektir.

Türkiye bu tablonun neresinde?

Osmanlı İmparatorluğunu  sonlandıran devletler kimlerdi? Başta Rusya, Fransa, İngiltere, Yunanistan ve diğerleri idi. Osmanlıya Sevr anlaşmasını dayattılar ve çökerttiler. Yeni kurulan TC’nin  ise hep ayağına köstek oldular. Fazla geriye gitmeyelim. Türkiye uzun süre Kıbrıs sorunu ile enerjisini harcadı. Bu durum bugünde devam ediyor. Türk-Yunan ilişkileri hiçbir şekilde samimi ve istikrarlı düzeye gelmiyor. Ermeni soykırımı Türkiye’ye dayatılıyor. Türkiye’den toprak koparılmak isteniyor. Daha yakın bir tarihe gelelim. Batılı devletlerin 1.ci Dünya harbinde Ermenilere ve Kürtlere bağımsız devlet  vaad etmeleri sonucunda Ermeni ve Kürt sorunları Türkiye’nin başının püsküllü belasıdır. PKK, İŞİD, DEAŞ gibi terör örgütlerini Türkiye’nin başına musallat eden kim? Yukarda belirttim: Terör örgütleri desteklenerek onlara silah satan, diğer taraftan terörle karşı karşıya kalan ülkelere de silah satıp, anlaşmazlıkların, savaşların sürmesini sağlayarak ceplerini doldurmaya çalışan iki yüzlü büyük devletlerdir.Türkiye’nin  ticari ilişkide olduğu ve silah temin ettiği ülkeler aynı zamanda PKK, PYG ve Ermeni terör örgütlerine de silah desteği vermektedir. Bir taşla iki kuş vuruyorlar.

Türkiye soğukkanlı dış siyaset yürütmek zorundadır. Hamasete dayalı Suriye politikası iflas etti. Şimdi Libya ile yapılan anlaşma daha en başında sorun yarattı. Libya meclisi oy birliği ile anlaşmayı reddetti. Dünya ülkeleri , Araplarda dahil anlaşmaya karşı çıkıyorlar. Halbuki TBMM’nin AKP ve MHP grupları firesiz oybirliği ile anlaşmayı kabul etti. Tezata bakar mısınız?  Burada birilerini sorgulamak gerekir. Ya gidilecek yere yol yok, yada gidilecek yere vasıta yok. Tam bu safhada İran ile ABD arasında kriz çıktı. Türkiye’nin pekte isabetli karar alabileceğine kuşku ile bakılıyor. İran bizim Osmanlı döneminden bu tarafa sınırımızın değişmediği tek ülke.  Yüzyıllardır barış içinde yaşamışız. Bu durumda verilecek yanlış karar, izlenecek yol Türkiye’nin de sonu olur.

Türkiye Müslüman devletlerin hemen hemen hepsiyle sorunu olan bir ülke. Sorunları yaratan da İslami  ve İslam devletinin başında olmak emeli, Türkiye’nin Müslüman devletler tarafından sevilmemesi , uygulamış olduğu dış politikanın  taraflarca benimsenmemesi. İran sorununda yapacağı en küçük hata Türkiye’yi kısa ve uzun vadede dara sokacaktır. En kısa zamanda komşu ülkeler, Müslüman ülkeler ile Atatürk’ün ‘’ Yurtta barış, Dünyada barış’’  özdeyişine dönmemiz tek çıkar yol. Batı ile barış içinde olmamız radikal İslam’dan uzaklaşmak, Komşular ve Müslüman ülkeler ile olan ilişkilerimiz onları incitmeyecek, kırmayacak seviyeye indirmektir. BOB ve GOP gibi hayali projelerin peşinde savrulmamaktır. Her ne kadar düşünürlerimiz uyarsa da, kibirli siyasetçilerin tam aksini yapacağı endişesi her zaman geçerlidir. Son Tunus ziyaretinde yaşananlar ana akım medyasında  görmemezlikten gelinirken, dünya medyasında konu dahi edilmemiş olması da düşündürücüdür.

ETİKETLER:
Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
Bahattin Ayhan Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.