Alexa
DOLAR 7,8098
EURO 9,3555
ALTIN 449,368
BIST 1328,73
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 18°C
Parçalı Bulutlu

İban

İban
01.04.2020 - 21:53
A+
A-

Sonunda kapitalizmin gereği yapıldı. Paralar zenginlere bölüştürüldü. Kara günde fatura vatandaşa kesildi.

Böylece içinde bulunduğumuz zor günlerde devletin kasasının boş olduğu da anlaşıldı.

Hani Suriyelilere 40 milyar dolar harcadığını söyleyen ve gerekirse 40 milyar daha harcarım diyen devlet!Hani birçok ülkeden iyi durumda olduğunu ve onlara yardım gönderdiğini söyleyen devlet!

Peki, zenginlere bölüştürülen paralar zenginliğimizden miydi?

Elbette ki hayır. O zenginliği Cumhuriyetimizin yok pahasına satılan kazanımları, işsizlik fonunda bu günler için birikenler, vergiler ve merkez bankası ihtiyat rezervleri ve benzeri kaynaklar oluşturmaktaydı.

Krizle mücadele kapsamında başlangıcından günümüze açıklanan paketlerde zorda ve darda olanlar için olumlu açıklamalar bekledik hep. Örneklerini gördüğümüz devletlerin açıkladıkları paketler kararan ruhumuzu okşadı. Umutla benzer uygulamaları bekledik.  Çünkü zor günlerdi devlet halkını koruyacak ve elindekini halkına verirdi.

Bizde ilk açıklanan paketler sermayeye destek içerikliydi. Halkın payına düşense kamu bankalarınca açıklanan, borç erteleme ve faizli kredi paketleriydi. Halkın payına düşen sabırdı, duaydı, kolonyaydı…

Ha bir de son açıklanan pakette yer alan öğrenciye 8 gigabayt ve sağlık çalışanına 100 gigabayt internet tanımlanacağı müjdesi vardı!

Krizin ilk günleri itibariyle belediyelerin halkın derdine deva olma arayışları oluşturulan kriz masaları ile sürdürüldü. Yardım masalarının çalışmaları ile devam eden süreç dün durduruldu. Oysa yerinden yönetimlerin halka ulaşabilmesi daha kolay değil miydi? Bu güne kadar örneği görülmemiş bu uygulamanın durdurulmasının sebebi neydi?

Gelinen nokta inanılır gibi değildi. Yapılan resmi açıklamalara göre vaka ve ölüm sayıları katlanarak büyüyor ve ülkemizin tepesinde siyasi çekişme yaşanıyordu.

Kefen Parası

Kültürümüzde kefen parası vardır. Ne zaman geleceği bilinmeyen ölüm için bir köşeye para ayrılır ve ölüm halinde bu paralar kullanılırdı.

İşte merkez bankamızın kasalarında ‘İhtiyat Akçesi’ adı altında olağanüstü durumlarda kullanılmak için biriktirilen rezervler de bu günlerin parasıydı.

Şimdi sormak lazım:

Nerede paralar aktarılan vakıflar, dernekler?

Nerede yap, işlet devret modeliyle ihale verilen şirketler? Ve nerede varlık fonu ortaklığı ile kurtarılan şirketler?

Dayanışma

Biz dayanışmanın ne olduğunu biliriz. Çünkü biz, milli mücadelede canıyla, varıyla mücadele eden ve emperyalist güçleri dize getiren bir milletin evlatlarıyız. Dayanışma; birliktir, beraberliktir. Dayanışma karşılıklı bağlılıktır. Dayanışma yokluğu da varlığı da paylaşmaktır.Dayanışma varlığın zengine, yokluğun yoksula düşmemesi demektir.

Belli ki vatandaşa salık verilen sabır ve duanın yanında paraya da ihtiyaç olduğu nihayet anlaşıldı ve bu görev duyurulan banka hesap numaralarıyla (IBAN) vatandaşa düştü.

Geçmişte köy çocuklarının yatılı olarak okutulduğu, köy enstitüleri, öğretmen okulları, hemşirelik, ebelik okulları gerilerde kaldı. Bu okullardan mezun olup, doğup büyüdükleri topraklara dönerek, bölgelerinin eğitimiyle, sağlığıyla, tarımıyla ilgilenen toplum önderi yetiştirme politikaları gerilerde kaldı.  Ancak, o modellerin nasıl kucaklayıcı ve dayanışma temelli kalkınma modelleri oldukları umarım yaşadıklarımızla öğrenilir.

Topraklarımız çoraklaştırıldı. Tohumlarımız yasaklandı. Adını dahi duymadığımız ülkelerden tarım ürünleri ithal eder olduk. Ancak toprağımızı ekmenin nasıl kucaklayıcı, sağlıklı ve varlıklı olabilme temelli uygulamalar olduğu yaşadıklarımızla umarım öğrenilir.

Kamu hastanelerinin halkın sağlığı ve varlığı için nasıl önemli olduğu yaşadıklarımızla umarım öğrenilir ve hizmetlerin özellikle eğitimin ve sağlığın özelleştirilmemesi gerektiği umarım böylelikle öğrenilir.

Öğrenilir mi dersiniz?

Sanırım yine dünyada hiçbir devletin yapmadığını yaptık ve örneği görülmeyen bir kampanya başlattık.

Ne yazık ki yine algı oluşturulmaya çalışılıyor. Ve ne acıdır ki en çok dayanışmaya ihtiyacımız olduğu bu süreçte insanlarımız ölüyor.

Sağlıkla kalın…

ETİKETLER:
Hatice Topçu

Hatice Topçu

Rize’de doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Rize’de tamamladı. Lisans Eğitimini İşletme alanında, Yüksek Lisans eğitimini Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında tamamladı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Yönetimi ve Politikaları Ana Bilim Dalı, Eğitim Yönetimi ve Teftiş Doktora Programına devam etti. Eğitim işkolunun çeşitli kademelerinde görev yaptı. Şubat 2019 tarihinde kamudaki görevinden emekli oldu. Yazın hayatına çeşitli dergi ve antolojilerde yayımlanan şiirleri ile başladı. 2004 yılında “TODAİE Hazırlık Kılavuzu” adlı Orta Doğu Amme Enstitüsü Sınavlarına Hazırlık Kılavuzu yayımlandı. İlk şiir kitabı;“Karanlığın Elleri”2008 yılında, ikinci şiir kitabı; “Yasak Elma” 2016’da yayımlandı. Eğitimci, Şair ve Yazar’ın okul öncesi eğitim çocuklarına yönelik hazırladığı “Can Okulda Dizisi” olarak altı adet hikâye kitabı (Okul Heyecanı, Okulda İlk Gün, Can ve Cansu, Görüyor Öğreniyoruz, Balonlarla Dans ve Can Partiyle) 2017 yılında yayımlandı. “Çağları Delen Önder Atatürk” dizisinin ilk kitabı olan “Altın Saçlı Çocuk” romanının birinci baskısı Ocak 2019 yılında, ikinci baskısı Ağustos 2019 ve üçüncü baskısı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Serinin İkinci romanı “Hayallere İlk Adım” romanının birinci baskısı Ağustos 2019 yılında, ikinci baskısı Kasım 2019 yılında yayınlanmıştır. ‘Kül Rengi Dünya” romanı Kasım 2019 yılında yayımlanmıştır. Ayrıca yazarın, Eğitim Bilimleri alanında bilimsel makaleleri bulunmaktadır ve çeşitli gazetelerde makale yazmayı sürdürmektedir. İki çocuk annesidir.
Hatice Topçu Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.