Alexa
Medya Siyaset

İki Kadeh Rakı

Atatürk sevgisi sözde değil özde olmalı.

İki Kadeh Rakı

Son zamanlarda AKP’nin ATATÜRK’Ü sahiplenmesi, partinin değişik yetkilileri tarafından her ortamda ATATÜRK’Ü savunur olmaları dikkat çekmeye başladı ve geçmiş söylemlerini ve uygulamalarını hatırlayanlar AKP’nin samimiyetini haklı olarak sorgulamaya başladı.

ATATÜRK sevgisi sözde değil özde olmalı. Onun çığırından yürümekle olmalı, fikirlerini düşüncelerini verdiği mücadelenin ruhunu anlamakla, kavramakla, hayata geçirmekle olmalı.

İktidarı sürdürmek için, oy devşirmek için, bir kesime şirin görünmeye çalışarak ATATÜRKÇÜ olunmaz.

Ama AKP bunu hep yaptı. İktidar olmak için Fetö ile ortaklık yaptı. İktidarını sürdürmek için Kürt açılımı ile oy devşirdi, Başkanlık yolunu açabilmek için Bahçeli’yi kullandı. Yolun sonu görünmeye başladı ve 2019’da Başkanlık için gerekli olan yüzde 50+1 i yakalamak için sıra ATATÜRKÇÜ’lere geldi…

Bu haftaki yazımda samimi ATATÜRKÇÜLÜK konusunda yazmayı planlıyordum ki, aşağıdaki metin elime ulaştı.

Bu metnin kaynağı bilinmiyor ama şöyle bir bilgi var. Bir ortaokul öğrencisi okulunun duvar gazetesinde paylaşmış. Değişik bir açıdan yaklaşmış ama gerçekte çok şeyi samimiyetle dile getirmiş. (Anlam bütünlüğünü bozmayacak şekilde çok az düzeltme yaptım.)

Birlikte okuyalım…

“Bu ülkede yaşayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini borçlu olduğu insan: ATATÜRK…

Gençliğinde kot pantolon giyememiş.

Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş.

Padişah ona Trablusgarp Cephesi’nde görev verdiğinde, lüks uçak şirketinin, first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş.

Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej eşliğinde son model lüks arabalarla gezememiş Anadoluyu.

Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs’ta Samsun’a ayak basan ayağında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş.

Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş.

Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir’den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar.

Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacakları da cep telefonundan öğrenememiş!

Atatürk için ‘üzülüyorum.’

Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden, İsmet Pasa için Safiye Ayla’dan bir istek parçası isteyemeden gitti.

Lozan Zaferi’nden sonra veya Cumhuriyet’in ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadı.

Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.

Atatürk’e ‘acıyorum.’

Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel, sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir.

Aaaah ah…Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak, babasının lüks arabasını alıp söyle bir Emirgân turu çekmek dururken.

Bunları yapmadı Atatürk.

Keyif çatmadı.

Yan gelip yatmadı.

Vatan topraklarını satmadı.

Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı.

İŞTE ONUN İÇİN BÜYÜK ADAMDI. ATATÜRK’ÜN ELİNDE HER FIRSAT VARDI. O İSE SADECE BU MİLLETİN BAĞIMSIZLIĞINI İSTEDİ. BÜTÜN SUÇU ‘İKİ KADEH RAKI’ İÇMEKTİ O KADAR…”

Bunları bilen, özümseyen, biz ATATÜRKÇÜLER onun çizdiği yolu, fikirlerini, vizyonunu, ön görüsünü, koyduğu hedefleri, vatanı yoktan var ederken verdiği mücadeleyi, çağdaş ve aydın vizyonunu seviyoruz. Bu nedenle ATATÜRKÇÜYÜZ, derdimiz iktidar ve oy değil…Önce VATAN…

Serdar Yılmaz,her pazartesi köşe yazıları ile “Atatürk ve Cumhuriyetten yana taraf” Medya Siyasette

Serdar Yılmaz

Serdar Yılmaz

Emekli öğretmen, siyaset, yakın tarih,ekonomi, meraklısı, okur yazar....
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Selçuk Softa dedi ki:

    Afiyet olsun Paşam’a, yüreğine sağlık hocam.

BİR YORUM YAZ