Alexa
DOLAR 7,6747
EURO 8,9348
ALTIN 459,141
BIST 1124,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 33°C
Az Bulutlu

İktidar Korona Krizini Yönetemiyor, Yönetemez de!

İktidar Korona Krizini Yönetemiyor, Yönetemez de!
20.03.2020 - 12:21
A+
A-

Ne yazık ki malum nedenlerle iktidarın Korona krizinin iyi yönettiğini iddia etme cüretini gösteren malum çevreler var! Bir an için bırakın Korona krizini ve elinizi vicdanınıza koyarak sorgulayıcı aklınızla iktidarın 18 yılına bir bakın. İktidar bu süre içinde hangi krizi iyi yönetti ve Türkiye’nin hangi sorununu çözdü? Aksine krizleri iyi yönetemediği gibi, krizlere kaynaklık etti ve Türkiye’nin sorun stokunu büyüttü.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau çıktı halkın karşısına ve Korona Krizi ile ilgili olarak ana hatlarıyla; ‘’Parayı düşünmeyin. İşimi kaybeder miyim? Diye korkmayın! Siz sağlığınızı düşünün, para bizim işimiz. Size destek için 83 milyar dolar ayırdık. Bu da gelirimizin yüzde 3’ü’’ diyerek bir paket açıkladı. Üç aşağı beş yukarı iktidar tarafından bizi kıskandığı söylenen bütün çağdaş ülkeler böyle yaptı.

İhtiyat Akçesi Kullanıldı

Ya bizim ülkemizin iktidarı! Açıklamayı bile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çankaya’daki mütevazi bağ evinde yapmak zorunda kaldılar. Çünkü acılı bu paketin ihtişamın ve lüksün dünyadaki zirvesi olan saraydan yapmak bir komik olacak ve infial yaratacaktı. Tabii ki böyle bir pakette hiç iyi adım atılmamış diyemeyiz. Ama krizin yarattığı ve her geçen gün katlanarak yaratacağı sorunları çözmekten ve derde deva olmaktan çok uzak.

Merkez Bankası’nın (TCMB) İhtiyat Akçesi işte bugünler içindi ama uyarılara rağmen kullanıldı. Hizmet sektöründe çalışan milyonlarca kişi işini kaybetti ve önümüzdeki günlerde de kaybetmeye devam edecek. Hiçbir önlem ve destek yok. Küçük esnaf için de anlamlı bir destek yok. Turizm sektörü aynı şekilde. Sağlık hizmetlerine erişimin başlığı bile yok. İşsizlik, tazminatlar genişletilmesi ve sürelerin uzatılması da yok! Konut kredisi teşviki var. Sanırım yandaş müteahhitler koydurmuştur pakete. Ama haklarını yemeyelim duaları ve kolonya var!

Krizi Niçin Yönetemez?

Küresel boyuta ulaşan korona virüsü hastalığı salgınını kontrol altına alabilmek, kabul edilebilir bir eşiğin altına çekebilmek ve hastalığa yakalananları tedavi edebilmek için bilime ve bilimsel yöntemlere ihtiyacımız var. Yani dualarla, evliyalarla ve azizlerle olabilecek bir iş değil. Ortaçağda bu tür salgın hastalıkların Allah’ın bir cezalandırması olduğu, duaların ve ibadetlerin insanlığı koruyabileceği düşünülür, karantina uygulamalarına karşı çıkılırdı. Ama insanlığı düşünsel evrimi sonucunda bugün insanlık farklı bir noktada.

Türkiye’yi yöneten iktidarın Korona krizini iyi yönetememesinin üç temel nedeni var. Bunlar iktidarın krizin hemen başında veya yeterli bir süre öncesinde yapıp veya yapmadıkları da değildir. Geçmişte yaptığı yanlış işlerin sonuçlarıdır.

  1. Salgına karşı hem insanlığın hem de ülkemizin tek silahı sorgulayıcı akıl ve bilimdir. Bu kapsamda bilim insanlarının ve uzmanların söyledikleridir. Ama iktidar uzun dönemdir sorgulayıcı akla ve bilime düşmanlık etmiştir. Dindar ve kindar toplum söylemi budüşmanlığın ete kemiğe bürünmüş halidir. Bu uzun soluklu düşmanlığın sonucu bilim ve bilim insanları hiç değilse toplumun azımsanmayacak bir bölümünde itibarsızlaştırılmıştır. Camiye gidenin, namaz kılanın ve abdestli insanın hasta olmayacağı yaygın iklimin arkasında iktidar vardır. İktidar bu iklimin de esiri olmuş Umre ibadetinin geçici olarak kısıtlanmasını veya dönenlerin istisnasız karantinaya alınmasını ve toplu ibadettin salgın geçinceye kadar yasaklanması şart olan bilimsel ve uzman tedbirini uygulamamış, uygulayamamıştır.
  1. Çağımızda tür krizler iyi yönetebilmek için demokratik ve birleştirici liderliğe ihtiyaç duyulur. Ama iktidar kriz öncesine kadar uzun zaman dilimi içinde sürdürdüğü toplumu kamplaştırıcı, ayrıştırıcıve en az yarısını ötekileştiren ve her konuda taraf olan siyaseti nedeniyle krizden çıkmayı kolaylaştıran lider rolü oynamasını imkansız hale getirmiştir.
  2. Güvenirlilik ve şeffaflık krizin iyi yönetilmesinde olmaz ise olmazlardandır. İktidar bu konuda da sınıfta kalır. Tüm krizlerde halkı kandırdı, gerçekleri gizledi, sansür uyguladı, ekonomik verilerle bile oynadı ve çoğu krizde doğru bilgilenmenin önüne geçmek için internetin fişini çekti. Bu nedenlerle halkın tümü üzerinde güvenini kaybetti.

Sağlık Bakanı’nın Hastanesi Var, Normal mi?

Bu temel nedenler nedeniyle iktidarın Korona krizini iyi yönetebilmesine ve asgari can kaybı ve ekonomik zararla ülkemizi krizden çıkarabilmesine imkan yok. Düşe kalka, oramızı buramızı parçalayarak, deneme ve yanılma ile bu krizden bir şekilde çıkacağız çıkmasına ama ülkece büyük zararlar göreceğiz ve özellikle ekonomik olarak.

Soruyorum Sağlık Bakanı’nın hastanesi var, bu normal mi? Devlet özellikle böyle krizlerde halkın sağlığını korumak ve kamuculuk adına özel hastanelerin ve sahiplerinin çıkarları ile örtüşmeyen kararlar alabilir. Sağlık Bakanı kendi çıkarları ile çelişen ama halkın sağlığı için Gerekli olacak böyle kararın içinde olabilir mi? Tabii ki mümkün değil! Gelecek yazımızda Korona krizinin küresel ve komplo boyutunu irdeleyeceğiz

YAZIYI ERHAN GÖKAY AKSOY’UN SESLENDİRMESİYLE DE DİNLEYEBİLİRSİNİZ

Türker Ertürk

Türker Ertürk

1957 yılında Trabzon’da doğan Türker Ertürk, ilköğrenimini İstanbul’da, orta öğrenimini ise Ankara ve Trabzon’da tamamladı. 1971'de Heybeliada’da bulunan Deniz Lisesi'ne başladı. Lise ve müteakiben o zaman yine Heybeliada’da bulunan Deniz Harp Okulu mezuniyetinin ardından, 1979 yılında subay olarak donanma saflarına katıldı. 2008 – 2010 yılları arasında Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevini yaptı. Bu görevde de birçok projenin gerçekleşmesini sağlayan Ertürk, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı icra edilen psikolojik savaşta komutanlarının bu süreci iyi yönetemediği ileri sürerek 9 Ağustos 2010 tarihinde istifa etmiş ve mücadelesine siyasi yaşamda devam etme kararı vermiştir. Türker Ertürk askerlik mesleğinden ayrıldıktan sonra birçok televizyon ve radyo programına katılmış, makaleleri yayınlanmış, çok sayıda konferansta konuşmacı olarak katılmıştır. Özden Ertürk ile evli olan Türker Ertürk'ün Deniz Sinem Ertürk İlhan ve Berrak Ertürk adlarında iki kız çocuğu vardır.
Türker Ertürk Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.