Alexa
DOLAR 7,1827
EURO 8,4965
ALTIN 473,695
BIST 1033,28
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 33°C
Az Bulutlu

İnce İhanetler Sözlüğü

Türk milletinin tarih boyu hep düşmanı olmuştur.

Yenildiği savaşlar olmakla birlikte çoğunlukla kazanmıştır. Dünya da yaklaşık 5 bin dil konuşulmakta ama Birleşmiş Milletler de sadece 198 ülke kayıtlıdır. Geri kalan milletlerin devleti yoktur. Türkler, tarihlerin de 123 devlet kurmuş ama batırmıştır. Milletlerin tamamı devletlerini tarih sahnesine nerede çıkmışlarsa, nerede dünyaya gelmişlerse devletlerini orada kurmuşlardır. Bunun tek istisnası bizleriz yani Anadolu da ki Türklerdir. Zira Orta Asya da (Türkistan) tarih sahnesine çıkmış ve topluca yaklaşık 5 bin km göçerek Anadolu da devlet kurmuştur. Türkler, Anadolu ya geldiğin de burası boş arazi değildi, çeşitli halklar, birçok medeniyet ve devlet vardı. Burada yaşayan halklar, devletler ve medeniyetler daha güçlü olan Türk medeniyeti içerisin de kaynamış ve yok olmuştur. İçimizde kendisini Hitit olarak tarif eden kimse yoktur. Bu bölge de bizimle birlikte kimliklerini koruyup, hayatlarını sürdüren halklarda vardır. Ermeniler ve Kürtler gibi. Türkler kendi, doğuştan gelen topraklara sahip olmadığı için ve sürekli bir şekilde ülke topraklarını diğer milletlerin yani Bizanslıların veya Hıristiyan halkların aleyhine büyüttüğü için hep düşman olarak görülmüştür. Batılı halkların hikayelerin de, romanların da ve şiirlerin de hep Türkleri görürsünüz, çoğunlukla da nefret ve kızgınlık vardır. Bitmeyen bir kin ve düşmanlık görürsünüz. Bugün de çok farklı değildir. Türklere karşı doğrudan cephe açmak veya onlara doğrudan düşmanlık yapmak yerine dolaylı ve ince plan ve davranışlarla savaşmayı seçmişlerdir.Daha önce yıkılıp yok olan Türk devletleri düşmanlar tarafından savaşarak yıkılmamıştır. İçten entrika ve iç kargaşalar ile yıkılmıştır. Bunca tecrübeye rağmen aklımızı başımıza almıyoruz. Eskiden olduğu gibi yine iç ve dış düşmanlar iş birliği halinde ülkemize musallat olmuştur. Bütün amaçları Türk devletini yıkmak ve yerine Osmanlı gibi kozmopolit ve çok uluslu bir devlet kurmaktır. Bu nedenle sürekli bir şekilde, devleti kuran, adını devlete veren asli unsur Türklere saldırırarak, Türkiye’nin Türk olma karakterini yok etmeye çalışmaktadır. Biz bu makalemizde yüzlerce ihanet plan ve maskeleme yolundan birkaç tane ince ihaneti açık edeceğiz.

Türkiyeli, Türkiye Hükümeti, Türkiye Halkları:Bu sözcük ve kavramlar bazı kişiler tarafından sıkça kullanılmaktadır.Bu sözcük ve cümleler, ilk başta düzgün Türkçe değildir. İkincisi, Türkiye, bir toprak parçasının adıdır ve toprağın yurttaşı olmaz. Bir ülkenin veya devletin adını kullanmak zorundasın, bu da Türkiyeli değil Türküm, Türkiye hükümeti değil Türk hükümetidir, ziratoprağın hükümeti olmaz halkın hükümeti olur, halkın adı Türk halkı ve hükümetin adı da Türk hükümetidir. Aynı şekilde Türkiye halkları değil Türk halkıdır. Bu ince ayarı kullanan kişiler dolaylı olarak, ilgili kişi ve yerlere mesaj ileterek “Ben Türk değilim ve Türk adına ve Türkiye’nin Türk olma karakterine karşıyım” demektedir. Karşı taraf mesajı alır ve devlette yüksek bürokrat, politik kariyer, iş adamı vs. yer alması kolaylaşır.

Mozaik:Türkiye bir mozaiktir, cümlesini çok işitirsiniz. Yeryüzün de hiçbir ülke, tek etnik bir milletten oluşmamıştır. Özellikle imparatorluk ardılı bir devlette çeşitli etnik unsurlar kaçınılmaz olarak vardır. Ancak her imparatorluğu ve her devleti kuran asli bir etnik millet vardır. Türkiye de bu Türk etnik unsurudur. Yapılan bilimsel ölçümler de nüfusun %87’i kendisini Türk olarak belirtmektedir. Bu dünya da ulus devletler için çok yüksek bir orandır. Böyle bir etnik yapıya Mozaik (Çok ve Eşit Parçalı) demek mümkün değildir. Mozaik denmesi için ülkeyi oluşturan halkların nüfus oranlarının birbirlerine eşit veya çok yakın olması gerekir. Türkiye’ye mozaik demek ancak bir kasıt için yapılabilir. Bu kasıtta çok açık bir şekilde “Türkiye Türklerin Değildir” itirazım var demektir. Mozaik kavramını kullanan kişilere baktığınız da kişinin kendisinin mozaik olduğunu görürsünüz. Normal bir Türk’ün Türkiye mozaiktir cümlesini kurduğuna rastlamadım.

Ümmet:Bu kavram, son dönemlerde çok kullanılır hale gelmiştir. Yurttaş yerine dini terim olarak kullanılmaktadır.Ümmetin anlamı bir peygambere inanıp onun yolundan giden dünyada ki herkese “Ümmet” denir. Bilinçli ve kasıtlı kullanan kişiler şu mesajı verir, ben Laik bir devlete karşıyım, Yurttaş değil ümmetiz der, ikinci mesaj ise Ümmet kavramı bütün inananları kapsadığı için, dünya Müslümanları birliğini amaçlar bir başka deyişle “Siyasi İslamcıdır”. Türk Ulus Devlet yapısına karşıdır.

Osmanlıyım:Osmanlı bir ırk değil bir ailenin adıdır. Hanedan mensubu olmayan biri ben “Osmanlıyım” diyorsa bunun anlamı, ben “Türk Ulus Devletine” karşıyım ve karışık, kozmopolit Osmanlı devletini yeniden kurmak istiyorum demektir. Bir normal Türk, niçin böyle bir şey istesin, Osmanlı bir Türk ailesiydi ve devlette bir Türk devletiydi, onun yerine kurulan Türkiye de bir Türk devletidir. Dünya’nın en büyük imparatorluğu Roma İmparatorluğudur. Siz hiç Roma İmparatorluğunu yeniden kuracağım diyen bir İtalyan gördünüz mü? Bugün, Osmanlı devletini isteyen kişiler, Osmanlı ihtişamını ve Osmanlının topraklarını istemiyor, sadece Türkiye’nin Osmanlı gibi çok milletli ve adının Türk olmamasını istiyor.

Bu ülkeyi hep birlikte kurduk:Cümlesi doğru değildir. Türklerin kurduğu devletler Türk etnik unsuru üzerine kurulmuştur. Kısa bir bakışla bunu görmek mümkündür. Göktürk İmparatorluğu, Uygur İmparatorluğu, Kara hanlılar devleti, Büyük Selçuklu İmparatorluğu, İlhanlı Devleti, Anadolu Selçuklu devleti, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti devleti. Devamlılık oluşturan bir silsiledir. Osmanlı Türkleri, Arap ülkelerini ve Kürt bölgelerini 1517 de topraklarına kattılar. Osmanlı devletinin kuruluşun da zaten bölge halkları, Fars, Arap ve Kürtler yoktu. Günümüzde bilgiye ulaşmak kolaylaştı. Bu yazıyı okuduktan sonra, İnternete şu cümleyi giriniz. “Osmanlı ve cumhuriyet döneminde Kürt ve Arap İsyanları” göreceksiniz ki bu iki devleti birlikte kurmadık. Bir kısmı sürekli savaş ilan etti. İngiliz ordusun da sürekli Hint kökenli asker ve Fransız ordusun da hep Fas, Tunus ve Cezayirli askerler vardı. Hintliler, İngiltere’yi, Cezayirliler de Fransa’yı birlikte kurduk ortak olacağız mı diyorlar.Kurtuluş Savaşı döneminde 4, Savaştan sonra ise 11 Kürt isyanı olmuştur. Kurtuluş savaşın da 34 bin şehit verilmiş bunun sadece 700’ü Kürt’tür. Bu ülkeyi nasıl birlikte kurmuş oluyoruz.Amacımız hiç kimseyi rencide etmek veya dışlamak değildir. Amacımız Türklerin sahip oldukları sorunları idrak etmesi ve hazırlıklı olmasını hatırlatmaktır.Osmanlı, Kürt isyanlarına karşı Hamidiye Alaylarını kurmuştur. Bugün, 460 bin asker kaçağı ve bakaya var. Bunlar, sizce Çankırı, Trabzon, Muğla, Aydın, Kırşehir, Yozgat, Edirne veya Antalyalı mıdır. PKK ve YPG kimlerden oluşur ve neyi amaçlarlar, içte ve dışta kimlerden destek alırlar. Türklerin aklına ve tecrübesine hakaret etmekten vaz geçiniz.Bu ülkeyi kuran ve yaşatan Türklerdir. Bu gerçeğin Lami-cimi yoktur.

Laiklik, Din ve Mezhep:Bu kavramlar son dönemlerde çok kullanılmaktadır.Modern ve çağdaş anlayışa göre devletin dini olmaz, insanların dini olur. Devlet bütün yurttaşlarına eşit davranır. İnanç ve din üzerinden hareket etmez. Bu anlayışın ve bu prensibin neresi kötüdür? Din, bugün ülkemizde birçok hata ve yasa dışı olaylarda bir paravan olarak kullanılmaktadır. Halkın mütedeyyin kesiminde din’ in etkinliği ve belirleyici özelliği çok yüksektir. Çok sayıda politikacı ve yönetici Türk halkının bu yumuşak karnını kendi çıkarları doğrultusunda sürekli kullanmaktadır. Mezhepler, özellikle de Alevilik sürekli kaşınmaktadır. 21. Yüzyılda hala mezhep kavgası yapmak Türk halkına yakışmıyor. Bu gün Halk müziği başta olmak üzere Türk gelenekleri yaşıyorsa, Sünnilere göre Türklüğünü daha fazla koruyan Alevi kardeşlerimiz sayesindedir.Alevilerin kıymetini bilmemiz gerekir. Cemaat, zaviye ve tekkeler, din ve mezhep pazarlayıcıları, Türk modern ve çağdaş devlet yapısının karşısında ciddi bir tehlikedir. Türk Entelijansiyasının bunlara karşı mücadele etmesi zaruridir.

Kadın:Dinimizin ve Peygamber efendimizin kadınlara ne kadar önem verdiği hepimizin malumudur. Ama son birkaç yıldır, ilahiyat maskeli birçok kişi kadınları sadece erkekler için yaratılmış bir varlık ve bir obje gibi göstermeye çalışmaktadır. Türkler de kadın, ailenin temelidir. İslamiyet öncesi kadın erkek ile eşittir. Günümüz din adamlarının önemli bir kısmı, kadını İslami ölçülerle değil, Arapların en alt kültürü olan ve eğitimli Araplar tarafından da benimsenmeyen “Bedevi Kültürü” ile tarif etmektedir. Arap kültürü ile İslam dini farklıdır. Arap devletleri çoğunlukla yarı beyinli çalışmaktadır, nüfusunun yarısını oluşturan kadınlarının kafasını kapatıp içeri tıkıyor ve kadınlar üretim de yer almıyor. İnsanlık tarihin de, kadının zekâsını, becerisini ve estetiğini kullanmadan kalkınmış hiçbir millet yoktur.Kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapmak Türk geleneğine aykırıdır. Türklerin geçmişine saygısızlıktır ve Türk milletini ve devletini geri bırakır, üçüncü sınıf millet ve devlet yapar.

Türklerin Kahramanı Kimlerdir:Son yıllarda, Bağımsız “Türk Ulus Devletine” karşı olan İngiliz sömürgeciliğini isteyen, kurtuluş savaşı karşıtı kurulan “İngiliz Muhipleri(İngiliz Dostları) Cemiyeti” üyesi olan ve çoğu cumhuriyet kurulduktan sonra idam edilen kişiler kahraman olarak takdim edilmektedir. Örneğin, bunlardan birisi, İngilizlerin himayesinde kurulan Teali İslam cemiyeti başkanı olan İskilipli Atıf Hocadır. Bu kişi Kurtuluş savaşına karşıdır. Milli ordular karşıtı bir fetva yazmış ve İzmir’i işgal eden Yunan uçakları vasıtasıyla, bu fetva havadan Anadolu’da Türk halkına atılmıştır. Mustafa Kemal Paşanın ordusuna destek vermeyin diyerek düşmanlık yapmış ve 1926 yılın da mahkeme edilerek asılmıştır. Bugün Çorum İskilip te Atıf Hocanın ismi bir Hastaneye verilmiştir.Buradaki garabet Kurtuluş savaşı Osmanlı karşıtı gibi gösterilmesidir. Kurtuluş savaşı başladığın da Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış ve bölüşülmüştür. Orta da Osmanlı devleti diye bir devlet yoktur. Türkler kendisine bir devlet kurmak için Türk kökenli Osmanlı askerleri olan Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları bağımsızlık savaşı başlatmıştır. Hangi gerekçeyle olursa olsun İngilizlerle işbirliği yapan ve bağımsız Türk devletine karşı çıkan kişi dindar da olsa Türklerin kahramanı olamaz.Türkler için Kurtuluş Savaşı kahramanları, Maraşlı Sütçü İmam ve Erzurumlu Nene Hatun gibi, imparatorluğumuzu yıkanlara ve işgal edenlere karşı ve yeni ülkemizi kurmak için savaşan Türk ordusuna destek veren bütün insanlardır.

Türklerin Sembolleri, T.C ibaresivs: Son yıllar da Cumhuriyeti, çağdaşlığı, modernliği, Atatürk’ü, Türklüğü ve Laikliği çağrıştıran çok sayıda simge ve sembollere karşı bir savaş görülmektedir. Bu davranışın Müslümanlıkla ve dindarlıkla bir ilgisi yoktur. Bu davranışlar, uygulamalar ve politikalar masum değildir ve kasıtlıdır. Bu durum Türk halkının ve Türk devletinin geleceğini tehdit edecek seviyeye gelmiştir.

Yurttaşları Derin Bölmek:Son yıllarda Türk halkı kasıtlı ve planlı bir şekilde derinden bölünmekte ve birbirlerine düşman yapılmaya çalışılmaktadır. Dindar-dindar olmayan, Alevi-Sünni vs. Siyasi partiler çağdaş ve modern metotlar ve halkın ihtiyaç ve beklentileri, ülke kalkınması gibi reel politikalar üzerine siyaset yapar. Çağdaş ve iyi niyetli siyasetçiler din, mezhep veya etnik kökenler üzerinden politika yapmaz. Modern, demokratik ve çağdaş anlamda siyasi partilerin hedefi önce insan ve yurttaş, sonrakalkınma olmalıdır. Dünyanın hiçbir medeni kalkınmış ülkesinde politikacılar halkı bölerek iktidara gelme gibi bir strateji izlemez. Bu yöntemi ancak arızalı kişi, çağdışı bir ideoloji ve kötü niyetli politikacılar uygular. Yurt sever politikacı ve partiler halkın bütünlüğü için çalışır, halkın arasına düşmanlık yaratacak olgu ve öğeler sokmaz.

Susmak:Son yıllar da, politikacı ve yöneticiler de bir susma stratejisi görülmektedir. Örneğin, basında çok açık bir şekilde Yunanistan Türk adalarına el koydu haberi çıkıyor yöneticilerden hiç ya da yeterli ses gelmiyor. Basında, falanca yerde yolsuzluk, usulsüzlük oldu, Suriyeli göçmenler açıklanandan daha fazla, açıklanan enflasyon rakamı doğru değil gibi çok sayıda haber yazıyor yetkililerden hiç düzeltme veya yeterli düzeyde bir açıklama gelmiyor. Bu derin susma davranışı bir şeyi saklama amaçlı, sorumsuzluk ve hatta bir suç olabilir.

Stratejik Bakanlıklar Ve Stratejik Kurumlar:Bütün ülkelerde, bazı bakanlıklar ve kurumlar stratejik ve hayati önem taşır. Türkiye de, Savunma, Dışişleri, İç İşleri, Tarım, Milli Eğitim ve Teknoloji ve Sanayibakanlıkları stratejik bakanlıklardır. Genelkurmay başkanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı, TÜBİTAK, Merkez Bankası ve Diyanet İşleri Başkanlığı stratejik ve hayati önem taşıyan kurumlardır. Bu bakanlık ve kurumların başında kimlerin olduğunun çok iyi takip edilmesi gerekir. Basın yayın kuruluşlarının, muhalefet partilerinin, halkın ve özellikle de Türk aydının bu kurumların işleyişini ve yaptıklarını gözetlemesi gerekir. Bazen bu kurumların başında ki kişiler,oturur hiç bir şey yapmaz, ülkenin kalkınmasını ve zenginleşmesini önler. Ülkenin değerlerini ve zenginliklerini yabancılara peşkeş çeker. Ülkenin dokusunu bozar ve zayıflatır. Kimsenin ruhu duymaz. Dış ve İç düşmanların işlerini kolaylaştırır.

Atatürk: Atatürk’e karşı olmak, Türk milletine ve Türk devletine karşı olmak demektir. Asgari eğitim ve zekâya sahip bir Türk’ün Atatürk’e karşı olması mümkün değildir. Dolaysıyla, Atatürk düşmanlığı yapanların kimler olduğunu ve ne amaç taşıdıklarını çok iyi biliyor ve bunları affetmiyoruz.

Bu makalenin amacı ülkemizde yaşayan insanların bilinçlenmesini ve olayları daha iyi anlamasına yardımcı olmaktır. Ülkede huzur ve refah içinde yaşamak hepimizin arzusudur. Ülkemizde, çağdaş, demokratik, hukukun üstünlüğü, doğaya, insan ve hayvan haklarına saygı istiyoruz. Türk halkının bunu hakkettiğine inanıyoruz.Yukarıda not ettiğimiz sözlükte ki kavramlara başkalarını ilave etmek mümkündür. Sizlerin de gördüğünüz veya hissettiğiniz kavramlar varsa lütfen yorum kısmına yazınız ki bilelim.

Prof.Dr.Haydar Çakmak

Prof.Dr.Haydar Çakmak

EĞİTİM: Lisans eğitimi: Fransa’nın Dijon kentinde, Bourgogne Üniversitesi’nde (Faculte De SciencesHumaines. Bölümü: SciencesSociales - Sosyal Bilimler Bölümü ), İyi derece ile mezun, 1985 Yüksek Lisans: Fransa’nın Besançon kentinde Franche-Compte Üniversitesi’nde (Faculte De SciencesHumaines-Beşeri Bilimler Fakültesi), Çok iyi derece ile mezun, 1987 Doktora: Paris-x Nanterre Üniversitesi’nde ( Faculte De Droit et de SciencesPolitiques - Hukuk ve Siyasal Bilgiler Fakültesi ) Tez Konusu: La Turquıe Et LesOrganisationsInternationales. Mezuniyet derecesi, Fransa da ki en yüksek derece olan “Çok şerefli” (TresHonorable - 1993) ÇALIŞMA HAYATI: -Ocak-Ekim 1994 Ayları arası UNESCO Milli komitede çalışma -1994-2000 yılları arasında Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Uluslararası -İlişkiler Bölüm Başkanlığı ve öğretim üyeliği -2000-2001 eğitim ve öğretim yılında Kazakistan’da Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı - 1999 yılında Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalında Doçent -2005 Yılında ise aynı anabilim dalında Profesör oldum. -2005 Haziran-2006 Ocak ayları arasında Genelkurmay Başkanlığına bağlı NATO’ya akredite “Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’nin kurucu başkanlığını yaptım ve kendi isteğim ile ayrıldım. -2004-2007 yılları arasında dört yıl süreyle British Councıltarafından yürütülen, Avrupa Birliğinin Jean Monnet burslarının jüri üyeliği ve jüri başkanlığını yaptım. -Genel Kurmay Başkanlığı Savunma Bilimleri Enstitüsünde 2002-2013 yılları arasın da, Yüksek Lisans ve Doktora Dersleri verdim, Askeri Akademilerde ve Kara Harp Okulunda dersler verdim. -Alman, Sosyal Demokrat, Frederik EBERT Vakfı için Sol Belediyeler de Avrupa Birliği Sertifika Programın da 10 Yıl çalıştım,-- -Alman, Merkez Sağ Konrad ADANEUER Vakfı adına yeni Kurulan Üniversiteler de Avrupa Birliği Sertifika programlarında 12 yıl konuşmacı olarak yer aldım. -Nisan 2002 ve Temmuz 2012 yılları arasında Ankara, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü başkanlığı yaptım
Prof.Dr.Haydar Çakmak Tüm Yazıları
YORUMLAR
  1. Mehtap Hamzaoğlu dedi ki:

    Değerli hocam yine bir başucu makalesi kaleme almış, müthiş.
    İnsanımız kullanılan hiç bir kelimesinin masum, tesadüf ve öylesine kullanılmadığını bilmesi açısından bu yazının çokça okunmasını diliyorum.
    Saygılar

  2. GÖNÜL PINAR ATACI dedi ki:

    Tek sözle : MUHTEŞEM. Üstün ve özgün bilim adamı, çok değerli ve sevgili hocamız Prof.ÇAKMAK’ı en yürekten tebrikler, sonsuz teşekkürler, içten selamlar, derin saygılar ve en iyi dilekler sunarak kutlamak hatta kutsamak gerek.