Alexa
DOLAR 7,8149
EURO 9,193
ALTIN 477,264
BIST 1123,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 28°C
Az Bulutlu

İndiriliş Amacına Göre Kur’an’ın “Furkan” Özelliği

İndiriliş Amacına Göre Kur’an’ın “Furkan” Özelliği
05.05.2020 - 21:00
A+
A-

Allah’ın sıratı müstakimi üzere hidayete ermek isteyenleri, bu amaçlarına tarikat ve benzerleri değil; ancak Kur’an doğru yola kılavuzlayarak kişiyi hidayete ulaştırır.

Kur’an”ın Kur’an’da özelliklerine göre nitelendirilen onlarca adı vardır. Bunları şöyle sınıflandırabiliriz:

* Kur’an’ın kaynağı ile ilgili olanlar,[1]

* Kur’an’ın her yönden korunacağına ve büyüklüğüne /yüceliğine işaret edenler,[2]

* Kur’an’ın indiriliş amacıyla ilgili olanlar,[3]

* Kur’an’ın dili ve üslûbuyla ilgili olanlar.[4]

Bugün bu yazımızda, Kur’an’ın indiriliş amacıyla ilgili olan özelliklerinden “Hüdâ” ve “Furkan” sıfatlarını ele alacağım.

  1. Hidayete Erişmek, Takva Sahibi Olmak İsteyenler İçin Gerçek Kılavuz Kur’an’dır

Hidâyet sözcüğü, “h-d-y” kökünden mastar olarak “irşat, doğru yolu göstermek, rehberlik yapmak” anlamındadır”. İdlâl’in (Saptırmak, yanıltmak, dalâlete düşürmek) karşıt anlamıdır. Kadim kaynaklar (Lisan, Tac, Kamus, Sıhah gibi) devenin, katırın, atın boynuna “Hâdiye, hâdiy” denildiğini kaydederler. Çünkü hayvanların boynu, gövdesinin önünde gövdeye yol gösterir. Bugün trafikteki araçlara ön tekerleklerinin yol göstermesi gibi. Dini kültürde hidayet, “doğru yolu göstermek” anlamında olup, kötülüğe rehberlik hidayet değildir. Allah’ın adlarından bir tanesi de “el-Hâdî (doğru yol gösteren)”dir. Kur’an’ın bir adı da “Hüdâ (doğru yol rehberi)”dır:[5]

Elif Lâm Mîm. İşte o Kitap; kendisinde hiç kuşku yoktur; muttakîler için Hüdâdır.” (Bakara 2/1-2)

Kur’an, mutlak anlamda genel hidayet kaynağıdır.

Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk demeyesiniz diye. İşte size de Rabbinizden açık delil, hidayet ve rahmet (olarak Kur’an) geldi. (…)” (En’am 6/157)

Kur’an’ın kılavuzluğuyla, kadın-erkek tüm insanlara hayrın yolu gösterilmiştir:

Ramazan ayı ki insanlara yol gösterici, hidayeti, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayıt edip açıklayıcı olarak Kur’an o ayda indirilmiştir. (…)” (Bakara 2/185)

Esasen her zaman ve mekânda olduğu gibi, günümüzde de hidayete erişmek ancak Kur’an’ın kılavuzluğuyla doğru yolu bulmak mümkündür.

Özet olarak hidayetin iyiye, güzele önderlik etmek, hak ve batılı ayırt etmeye yarayan bilgi ve belgeler vermek, yol göstermek, peygamber yollamak ve kitap indirmek gibi anlamlar taşıdığı söylenebilir. Hidayet Allah’a aittir. Peygamberler de dâhil, hiçbir insanın hidayet etme gücü ve yetkisi yoktur. Kur’an’da bunun böyle olduğunu bildiren tam 304 adet ayet vardır. Bu durumda insana düşen Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca anlayarak iman ederek Müslüman olmaktır. Ona-buna biat etmekle Müslümanlık olmaz.

  1. Kur’an’ın, Doğruyu Yanlıştan Ayırmaya Yarayan Özelliğine Furkan Denir

Birçok ayette Kur’an’ın “furkan” özelliği ön plâna çıkarılmıştır. Kur’an’ın adlarından biri olan “Furkan” sözcüğü, “iki şeyi birbirinden ayırmak” anlamındaki “fark” kökünden türemiştir ve “farika” sözcüğü ile aynı anlama gelir. Yaygın kullanımına bakıldığında, “fark” sözcüğünün türevleri olan;

Tefrik, firak, firkat, fırka, tefrika, ferik sözcüklerinin somut şeyler için;

“Farikât”, “Faruk” ve “furkan” sözcüklerinin ise soyut şeyler için kullanıldığı görülür.

Bakara 2/53. ve Enbiya 21/48’de Musa peygambere verildiği söylenen “Furkan”, soyut şeyler olan “hak ile batılı, iman ile küfrü, güzel ile çirkini, iyi ile kötüyü birbirinden ayırdığı” için Kur’an’a da ad olarak verilmiştir. Halife Ömer’e verilen “Faruk” unvanı da onun hak ve batılı iyi ayırmasından dolayıdır.[6]

F-r-k” kökü, fiil ve isim olarak, “ayırmak, hüküm vermek, karara bağlamak” anlamlarını bildirir.[7]

  1. Kur’an Ayetlerinde FurkanKullanımları

Furkân”, Kur’an’da yedi kez geçiyor.

İki ayette Tevrat’ı işaret ediyor:

Ve ant olsun ki Musa ve Harun’a Furkân’ı ve görülmeyen, duyulmayan, sezilmeyen ıssız yerde Rablerine saygıyla, sevgiyle, bilgiyle ürperti duyan, kıyametin kopmasından içleri titreyen, Allah’ın koruması altına girmiş kişiler için bir ışığı ve öğüdü verdik.” (Enbiya 21/48-49)

Ve hani Biz, kılavuzlandığınız doğru yolu bulursunuz diye, Musa’ya, o kitabı ve Furkân’ı vermiştik.” (Bakara 2/53)

Bir ayette Yüce Allah “Furkân”la, hak ile batılın arasını ayırdığı Bedir gününü nitelemektedir:

Yine, biliniz ki eğer siz Allah’a, hak ile batılın ayrıldığı o gün; iki ordunun karşı karşıya geldiği Bedir günü, kulumuza indirdiğimiz ayetlere iman etmiş iseniz, herhangi bir şeyden ganimet olarak elinize geçirttiğimiz şeyler; artık onların beşte-biri, Allah, Elçi, yakınlığı olanlar; yurtlarından çıkarılan fakirler, yetimler, miskinler ve yolda kalmışlar içindir. Ve Allah, her şeye güç yetirendir.” (Enfal 8/41)

Kur’an’ın “Furkân” özelliği bir ayette “basîret, kalp nuru, ilâhi ilham” gibi Allah’ın koruması altına giren takva sahiplerine verilmiş gerçek ile sahteyi, helâl ile haramı birbirinden ayıran meleke anlamında geçiyor:

Ey iman etmiş kimseler! Allah’ın koruması altına girerseniz, O, size hakkı batıldan ayırt edecek bir anlayış verir ve sizden kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah çok büyük armağan sahibidir.” (Enfal 8/29)

  1. İnsanlığın Uyarılması İçin İndirilen Kur’an, Hakkı Batıldan Ayıran Furkan’dır

Allah, “Furkan” sözcüğüyle üç ayette doğrudan Kur’an’ı işaret ediyor. Kur’an’ın adı olarak Furkan, “muhkem olan ve kendisi ile amel olunması vacip olan” demektir.

Âlemlere uyarıcı olsun diye kuluna /kullarına Furkân’ı indiren ne cömerttir /ne bol bol nimet verendir! 

Furkân’ı indiren, göklerin ve yerin hükümranlığı Kendisinin olan, hiç çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı olmayan ve her şeyi oluşturup sonra da onları bir ölçüye göre ayarlama yapandır.” (Furkan 25/1-2)

Bu ayette Fur’kan, Kur’an’ın özel adı olarak geçmektedir. Bunun gibi bir başka ayette geçen Furkan, Allah katından indirilen bütün ilahi Kitapların cins adı, İncil ve Kur’an’ın ise özel adı olarak dikkatleri çekiyor:

Allah, sana, sadece içinde konu edilenleri doğrulayıcı olarak bu kitabı hak ile indirdi. O, daha önce insanlara doğru yol kılavuzu olarak Tevrat’ı ve İncil’i de indirmişti. Furkân’ı da O indirdi. Şüphesiz kâfirler; Allah’ın ayetlerini bilerek reddeden şu kimseler, çetin bir azap kendileri için olanlardır. Allah, en üstün, en güçlü, en şerefli, mağlûp edilmesi mümkün olmayan /mutlak galip olandır, suçluları yakalayıp cezalandırmak suretiyle adaleti sağlayandır.” (Âl-i İmran 3/3-4)

Kur’an’ın Furkan olma özelliği yukarıda verilen Bakara 2/185. ayetinin çevirisinde de açıkça görülmektedir.

  1. Kur’an Bütünlüğünde Kur’an’ın Furkan Olma Özelliği

Kur’an, Furkan oluşunu, hem bir bütün olarak, hem de teker teker ayet ve surelerle şöyle kanıtlamaktadır:

(a) Kur’an, Yaratan ile yaratılanın farkını beyan etmiş­tir.

“Yaratan yaratmayan gibi midir? Hiç düşünmüyor musunuz?” (Nahl 16/17)

Hak ile batılın arasını da ayırmıştır ve batılın beynini dağıtıvermiştir.

“Biz hakkı batılın üstüne salarız da o, onun beynini parçalar, derhal batılın canı çıkar. (…)” (Enbiya 21/18)

(b) Hayır ile şerrin, hayırlılarla şerlilerin, bunların çeşitli sıfatlarının, cezalarının ve tabiatlarının arasını da ayırmıştır. Kötülerle iyilerin aynı olmayacağını bildirmiş­tir.

“Yoksa kötülükleri işleyen kimseler, kendilerini, ina­nıp iyi ameller işleyen kimseler gibi yapacağımızı mı san­dılar? Yaşamaları ve ölümleri onlarla bir olacak, öyle mi? Ne kötü hüküm veriyorlar!” (Casiye 45/21)

(c) Müslümanlarla günahkârların farklı olduklarını da belirtmiştir.

“Biz Müslümanları günahkârlar gibi yapar mıyız?” (Kalem 68/35)

(d) Salih amel işleyen müminlerle inkârcıların; bi­lenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını bildirmiştir.

“Yoksa o (inkârcı), gece saatlerinde secde ederek, ayakta durarak ibadet eden, ahretten korkan ve Rabbinin rah­metini uman gibi midir? De ki: ‘Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ Doğrusu, ancak sağduyu sahipleri öğüt alır.” (Zümer 39/9)

(e) Furkân sıfatı, Kur’an’ın bir defada değil de peyderpey indirilmiş olduğuna da işaret etmektedir. Nitekim bu hususu ifade eden ayette “f-r-k” kökünden tü­reyen fiil geçmektedir.

“Onu insanlara ağır ağır okuman için okuma parçalarına ayırdık ve O’nu (Furkan olan Kur’an’ı) azar azar indir­dik.” (İsra 17/106)

Kur’an, tüm yukarda açıklananlardan ayrıca;

* Hidayet ile dalâletin,

* İman ile küfrün,

* İslâm ile cahiliyenin,

* Allah’ın rızası ile hoşnutsuzluğu­nun,

* Şüphe ile yakînin,

* Helâl ile haramın arasını kesin bir çizgi ile ayırmıştır.[8]

 

Sedat Şenermen

 

Kaynakça

[1] Kelâmullâh, Kelimâtullâh, Kelimetu Rabbike, Âyâtullâh, el-Kasasu’l-Hak, Ahsenu’l-Kasas, el-Kavl, et-Tenzîl, el-Münezzel, el-Vahy, Ruh, el-Ğayb, Hakk, Hakku’l-Yakîn, Fadlullâh, eş-Şâhid, es-Sıdk, et-Tasdîk, el-Musaddık, Sırâtullâh, Sırâtı Müstakîm, Hablullâh, el-Emr, es-Suhuf.

[2] el-Kur’ân, el-Kitâb, Kütübün Kayyime, el-İlm, et-Tertîl, el-Mestûr, el-Azîz, el-Aliyy, el-Menşûr, el-Meknûn, el-Mecîd, el-Azîm, en-Nebeu’l-Azîm, el-Müheymin, el-Kerîm, Mükerrem, el-Kayyim, ez-Zikr, es-Sakîl, Hadîs, Ahsenu’l-Hadîs, Muhdes, el-Merfû, el-Mutahhar, el-’Aceb, Ahsenu’t-Tefsîr, Ahsenu’t-Te’vîl, el-Mübarek.

[3] el-Mev’ize (Emirler, Nehiyler, Mübahlar, çaresizlik durumunda aykırı davranış), el-Hüdâ, en-Nûr, el-Furkân, el-Fasl, Tafsîl, el-Mufassal, el-İmam, el-Münâdî, en-Nimet, el-Minhâc, el-Burhân, Basâir, el-Belâğ, el-Beyân, et-Tıbyân, el-Beyyine, el-Beyyinât, el-Mübîn, Mübeyyinât, el-Hükm, el-Hikme, el-Hakîm, el-Muhkeme, el-Muhkemât, el-Hayr, Dâiyellâh, er-Rahmet, eş-Şifa, et-Tayyib, el-Adl, el-Büşra, el-Beşîr, en-Nezîr.

[4] el-Arabî, el-Müteşâbih, el-Mesânî (Bkz. Doç.Dr. Muhammed ÇELİK, Kur’ân Kur’ân’ı Tanımlıyor, İstanbul, 1998, Şule Yayınları).

[5] Hakkı YILMAZ, Kur’an’daki Önemli Sözcük ve Kavramlar, İstanbul, Nergiz Yayınları, s.232.

[6] İbn MANZUR, Lisânü’l-Arab; c.7, s.82-85; ez-ZEBİDÎ, Tâcü’l-Arus; “F-r-k” mad. Bkz. H. YILMAZ, Kur’an’daki Önemli Sözcük ve Kavramlar, s.185.

[7] Ragıb el-İSFEHANÎ, el-Müfredât, “F-r-k” md.; FİRÛZABÂDİ, Basâir, c.IV, s.186, “F-r-k” md.

[8] Muhammed ÇELİK, Kur’ân Kur’ân’ı Tanımlıyor, s.191-193.

ETİKETLER:
Sedat Şenermen

Sedat Şenermen

İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdiği 1970’den günümüze “Kur’an Araştırmaları” yapıyor. Bu çalışmalarıyla “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak” yöntemini Kur’an’dan oluşturdu. Bu yöntemle; Kur’an’ı İlahi Mantığı Ve Kendi Bütünlüğü İçinde; Kavram bütünlüğü + Konu bütünlüğü + Sistem bütünlüğünde anlayıp anlatan konuşmalar yapıyor, makaleler ve kitaplar yayınlıyor. Hâlen “Konulu Sistematik Kur’an Sözlüğü” çerçevesinde kitap çalışmalarını sürdürüyor. Eserleri: 1) GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN İSLAM /KUR’AN KÜLTÜRÜ (1 ve 2. Baskı, 2013), TOGAN Yayınları. 2) Akıl ve Bilim Işığında DİNLER VE DÜNYA EGEMENLİĞİ (Haziran 2013), TOGAN Yayınları. 3) Bilim ve Kur’an Dilinde KALP /AKIL (Mart 2014), TOGAN Yayınları. 4) MİLLİ İRADE NEDİR? (21 Yazar ile birlikte), İstanbul, 2014, ELMADAĞI Yayınları. 5) ATATÜRK, İSLAM ve LAİKLİK (Cumhuriyet Dönemi Din Öğretimi ve Eğitimi), İstanbul, 2015, ELMADAĞI Yayınları. 6) AKLIN KAYNAĞI İSLAM’DA BEYİN (SADR), Bilim ve Kur’an Dilinde, 2014, İstanbul, NERGİZ Yayınları. 7) İSLAM’DA ADALET (Adl, Kıst, Mizan, Hakk, Vasat), Temmuz 2015, NERGİZ Yayınları. 8) “Tarihsel Olaylarla AKIL TUTULMASI KİTLENME”, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 9) ATATÜRK, İSLÂM VE LAİKLİK, HALİFELİĞİN KALDIRILMASI, İstanbul, 2017, NERGİZ Yayınları. 10) ATATÜRK VE TÜRK KADINI, İstanbul, 2018, NERGİZ Yayınları. 11) ŞEYTAN İÇİMİZDEKİ… DIŞIMIZDAKİ bireysel… küresel, İstanbul, 2019, Ulak Yayınları. 12) “Kur’an’ı Kur’an’dan Kur’anca Anlamak”, (Editör: Abdullah YILDIZ), Kur’an’ın Hayata Müdahalesi (Kitabı içinde: s. 31-38), İstanbul, 2004, Umran Yayınları. - MİLLİ İRADE BİLDİRİSİ imzacıları kapsamında Ekim 2013 tarihinden beri MİB çalışmalarına ”Milli İrade Birliği” sitesine yazıları ve konuşmalarıyla katılmıştır. - 1968-1969 yıllarında İSLAM MEDENİYETİ adlı aylık dergiyi yayınlamak. - Diyanet İşleri Başkanlığı’nca 15 günde bir yayınlanan DİYANET GAZETESİ’Nİ 1970’de kuruluşunu gerçekleştirerek, aynı zamanda aylık DİYANET DERGİSİ’NİN de bir süre yayınını sürdürmüştür. - Aylık UMRAN Dergisi’nde 1998, 1999 yıllarında “Kur’an Kavramlarını Kur’anca” ele alan makaleleri yayınlanmıştır.
Sedat Şenermen Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.