Alexa
Medya Siyaset

İnkarcılar , Vefasızlar…

İnkarcılar , Vefasızlar…

Bunların ar damarı çatlamış.Bunların “vicdan” denen tartı aleti bozuk.Dillerinde yalan, dolan, iftira…Sözlerinde tutarsızlık…Yüzlerinde maske…Gözlerinde para, mal, mülk, rant…Gönüllerinde han, hamam, makam…Yüreklerinde kin, intikam, karalama…

Kim bunlar?

Din tüccarı tacirler, mevki düşkünü şarlatanlar, uygarlık düşmanı gericiler…

Halifelik özlemi ile yanıp tutuşan şeriatçılar…

Karanlıkta yaşayan “yarasalar”, bilimi inkâr eden “güruhlar”;

Kin eken, kin biçen, kin biriktiren günahkârlar…

Sanatın içine “tüküren” ruhsuzlar; kitaba yasak koyan sansürcüler…

Eleştiriyi “hakaret” kabul eden şaşkınlar!

Benliğini yitirmiş arsızlar, beyni boşalmış akılsızlar…

Kalemini kiraya vermiş yazarlar, çizerler, güce tapan soytarılar;

Paraya doymayan “açlar”, rahat yaşamı seçmiş seçkinler;

Vicdanını boşaltmış, cüzdanını şişirmişler…

“Gelene ağam, gidene paşam” diyen aymazlar, oradan oraya savrulan hiçler…

Utanmaz, arlanmaz, uslanmaz “bitirimler”…

Düşünmeden konuşanlar, araştırmadan yazanlar, kibarlıktan nasip almamış “hanzolar”…

Güce “biat” eden dalkavuklar, mevki düşkünü, koltuk heveslisi açlar…

Vicdansız, namussuz dalkavuklar…

El, etek öpen dili paslı yalakalar, kamburlaşmış kişiliksizler…

Okumuş “cahiller”, okumamış “hacılar”, “hocalar”, fetva veren akılsızlar…

İş koşturan densizler, çok konuşan gevezeler, ihale kapan yeni yetme zenginler…

Sonradan görme “görgüsüzler”…

Geçmişi karalayan siyasetçiler, yakın tarihimizi yadsıyan politikacılar…

Dil güzelliğini, söz güzelliğini, huy güzelliğini unutmuşlar…

Basiretsiz devlet adamları, “evet efendimci” bürokratlar…

Yarını göremeyen “körler”, geleceği okuyamayan öngörüsüzler…

Sormadan, soruşturmadan, danışmadan işe koyulan ukalalar…

Ve bunların neden olduğu kötüye gidiş, bozulan denge, umutsuzluk, şikâyet… Yitirdiklerimiz, işsizlik, aşsızlık, yokluk, yoksulluk, itibarsızlık…

***                          ***

Adam; imparatorluk batırmış, sonra bırakıp kaçmış “Sultan”ı övüyor; batan imparatorluktan yeni bir devlet çıkaran Atatürk’ü yeriyor.

Adam; imparatorluğu borca batırmış, yan gelip yatmış, ilim-irfan kapılarını kapamış kişiye methiyeler diziyor, Atatürk’e sövüyor.

Adam; imparatorluğun borcunu ödeyemeyen zatı öve öve bitiremiyor; borç ödeyen ve kalkınma hamlelerini gerçekleştiren cumhuriyet hükümete ver yansın ediyor.

Adam; ülkesinin asli unsuru olan Türk’ü hor gören imparatoru sahipleniyor, “ne mutlu Türküm diyene” diyen Mustafa Kemal’i ırkçılıkla itham ediyor.

Adam;  imparatorluğu yabancı şirketlerin emrine veren padişahı beğeniyor, şirketleri millileştiren Atatürk’ü beğenmiyor.

Adam; “istihare’ye” yatan padişahın cahilliğini görmüyor, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyen Atatürk’ün akılcılığına söz ediyor.

Adam; tarlaya dadanan çekirgeyi kovmak için muska yazan şeyhülislama inanıyor, Mustafa Kemal’i kurtarıcı ilan eden Rıfat Börekçiyi “kâfir” sayıyor.

Adam; Matbaayı “gâvur icadı” bahanesi ile içeriye sokmayanlarla a övünüyor, harf devrimini yapan Atatürk’ten nefret ediyor.

Adam; Milletin parası ile yapılan camiyi açanı ballandırıyor, kendi parası ile cami yaptıran ve bunun duyulmasını istemeyen İsmet İnönü’yü “camiyi ahıra çevirdi” diye karalıyor.

Adam; Gereği yokken komşumuzla “papaz” olana ne yapsan yeridir derken, Türkiye’yi ikinci dünya savaşına sokmayan İsmet İnönü’yü “korkaklıkla” suçluyor.

 

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Sanatsal ve yazınsal hatta yaşamsal önemli ve olağanüstü yüksek ulusal ve toplumsal değerli MUHTEŞEM ve MÜKEMMEL bir teşhir ve tel’in. Yazarı çok değerli ve sevgili SERDAROĞLU’nun öpülesi usta eline, çok tatlı diline, Türk ve Türkçe, Türkiye ve Atatürk sevdasıyla çarpan özgün kalbine ve üstün kalemine en uzun ve en mutlu bir ömür boyu sağlık ve esenlik.

BİR YORUM YAZ