Alexa
DOLAR 6,8627
EURO 7,774
ALTIN 397,212
BIST 114808,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 33°C
Az Bulutlu

İnsan Atatürk-4

İnsan Atatürk-4
12.01.2020 - 21:19
A+
A-

Bir gün motorla Boğaz’da bir gezinti yapıyorduk. Anadoluhisarı önlerine gelmiştik ki, Atatürk emretti:
“Harp Okulu hayatından sonra Göksu deresini hiç görmedim. Duralım da derede bir sandal gezintisi yapalım.”
Motor dere ağzına demirlendi. Oradan bir sandal getirdik. Atatürk beni ve başyaverini yanına alarak sandala bindi. Dere’nin sonuna kadar gittik. Bize rastlayanlar Atatürk’ün farkında değillerdi. Hatta sandal bir ara dönerek kumluğa oturduğu ve kurtarmak için yardım edenler de olduğu halde bunlar Atatürk’ü bir türlü tanıyamıyorlardı.
Döndük. Motor’a geliyorduk. Dere kenarındaki eski yapılardan birinin alt kat penceresinde bir siyahi dadı ile bir yaşlı hanım oturuyorlardı. İçlerinden biri Atatürk’ü tanıdı ve bağırmaya başladı:
“Ta kendisi! Seni gördüm. Artık ölsem de gam yemem.”
Diğer hanımla birlikte seslerini daha da yükselttiler:
“Ne olur! Kandil günü bir kahvemizi içmeye buyurmaz mısınız?”
O gün kandildi.
Atatürk, eliyle işaret ederek cevap verdi:
“Geliyorum, geliyorum!”
Sandalı yalıya yanaştırttı. Yalı’nın küçük bahçesinde üç ihtiyar kadınla kahve içti. Şuradan, buradan konuşarak veda etti.
Kadınların, ellerini havaya kaldırarak gönülden dua edişlerini hiç unutamam.
***
Bir akşam Sakarya motoru ile gezintiye çıkmıştık. Karaklık bastığı sıralarda Moda koyuna geldik. Mehtabın ilk günleriydi. Koy’un hafif ay ışığı içindeki göl manzarası Atatürk’ün hoşuna gitti ve Fenerbahçe’deki Belvü Gazinosu’nun açıklarında motorun demirlemesini emretti:
Yanımızda yabancı kimse yoktu. Atatürk şöyle dedi:
“Buraya geldiğimizi kimse görmesin. Elektrikleri söndürelim. Mehtap da var. Burada yiyip içelim.”
Gece çok güzeldi. Sofra kuruldu. Güvertenin karanlığında yiyilip içilmeye başlandı. Fakat on beş dakika geçmemişti ki, motorun çevresinin yavaş yavaş karartılar, gölgeler halinde sessizce gelen birçok sandalla çevrildiğini ve sürekli de çevrilmekte olduğunu gördük.
Güya kimsenin haberi olmasın derken tam bir baskına uğramıştık.
Atatürk bu manzarayı görünce emretti:
“Karanlığın manası kalmadı. Elektrikleri yakın!”
Elektrikler yandı.
Halk, beyaz elbiseler içinde pırıl pırıl Atatürk’ü görünce denizin ortasında bir alkış tufanıdır koptu ve denebilir ki, yarım saat içinde motorun çevresi sandaldan sandala geçmek suretiyle karaya kadar gidilebilecek bir kalabalıkla dolup taştı.
Atatürk, Sakarya motorunda, halk sandallarda; Atatürk’le meçhul kalabalık arasında parça parça bir konuşmadır başladı.
Atatürk, sanki kendisine misafir gelmişler gibi, kalabalığa sordu:
“Size ne ikram edeyim? Ne istersiniz?”
Kalabalık içinden ve sandallardan sesler geliyordu:
“Paşam, seni isteriz! Seni isteriz!”
Atatürk emretti. Hemen güzel bir saz heyeti geldi. Halk’a ikram edilmek üzere içki ve yemiş getirildi, çevredeki sandallara dağıtıldı ve Moda koyunun mehtaplı gecesinde Atatürk’le milletin bir parçası kucak kucağa harikulade bir alemdir başladı.
Atatürk, çok sevdiği leblebilerini avuçlayarak motorun yanına yaklaşmış olan sandallardaki hanımlara, beylere ikram ediyordu.
Sabaha doğru Moda koyundan ayrılırken, Atatürk halka bağırdı:
“Allahaısmarladık arkadaşlar!”
Halk cevap verdi:
“Uğurlar olsun Paşam! Gelecek mehtaba yine bekleriz.”
“Mutlaka geleceğim” diyordu Atatürk. “Gelecek mehtapta da buradayım!”
İşte milletin, Atatürk’e, Atatürk’ün millete bağlılığı bu kadar derin, bu kadar içten idi.

KAYNAK : Kılıç Ali’nin Anıları

ETİKETLER: ,
Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
Celal Durgun Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.