Alexa
DOLAR 6,8627
EURO 7,774
ALTIN 397,212
BIST 114808,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 34°C
Sıcak

İYİ Partili Aytun Çıray’dan Dikkat Çeken Açıklamalar

İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı ve İzmir Milletvekili Dr. Aytun Çıray ile, tüm Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs Covid19 salgını süreci ve genel siyaset üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Aytun Çıray pandemi sürecinin çok daha az enfekte olmuş kişiyle ve çok daha az kayıpla atlatılması mümkünken,tedbirlerin taksit taksit ve de gecikmeli alınmasının ağır sonuçlara sebep olduğunu ifade etti.

Aytun Çıray sorularıma şöyle cevap verdi:

Aytun Çıray’ın siyasi ve dünya görüşü nedir? Hangi temeller üzerine kurulmuştur?

Twitter hesabımda sabitlenmiş tweetime yazdığım şey dünya görüşümün temelini oluşturur:
“Gençlik hırs ve heyecanlarımın beni taşıdığı bu mütevazi mevkiimde, bir aşamadan sonra siyaseti sadece ve sadece Atatürk ilkelerini muhafaza ve müdafaa ederek yükseltme amacıyla yaptım, yapacağım. Bu anlayışla Atatürk’ün kişisel hayatımı da özgürleştirmesinin hazzını yaşıyorum.” Ve tabii hedefim hukukun üstünlüğünün sağlandığı güçlendirilmiş ve iyileştirilmiş parlâmenter sistemin olduğu anayasal devleti inşa etmek. Sayın Meral Akşener’in liderliğine bu amaçla yola çıktık ve İYİ Parti’yi kurduk.

Hepimiz biliyoruz ki siyasette ilkelerinden taviz vermeden kalabilmek veya devam edebilmek çok zordur. İlkeli duruşunuzu korumayı nasıl başarıyorsunuz? Siyaseten kırmızı çizgileriniz nelerdir?

Fikri namustur. Varmak istediğim modern, medeni, zengin ve mutlu bir Türkiye’ye giden yolda siyaset ve siyasi partiler araçtır. Böyle bir Türkiye yolunda esas olan namus ve şerefinize toz kondurmadan yürümektir. Ailenizin yüzüne bakabilmek bunun Turnusol kâğıdıdır. Kızlarım veya eşim bana, “Bizim yüzümüzü kızarttın” dediği anda ayıplı yoldasınız demektir.

Siyasette vatanın ve milletin bütünlüğüne zarar verecek, insanımızın canına kast edecek her tutum ve Anayasa’nın ilk 4 maddesi kırmızı çizgimdir.

Biraz gündemden konuşmak istiyorum. Hem bir eski sağlık bakanlığı müsteşarı hem bir doktor hem de siyasetçi olarak sizce ülkemiz korona virüs sürecini nasıl yönetiyor? Doğru veya yanlış yapılanlar ve yapılması gerekenler nelerdir? Siz  iktidarda olsaydınız neler yapardınız?

Ülkemizdeki bu pandemi sürecini çok daha az enfekte olmuş kişiyle ve çok daha az kayıpla atlatabilirdik ama maalesef tedbirlerin hem taksit taksit hem de gecikmeli alınması ağır sonuçlara sebep oldu. Sokağa çıkma yasağı ve tıbbi karantina arasındaki farkı bilmemeleri sebebiyle salgının kontrol altına alınması daha uzun sürdü ve Türkiye’ye 90 gün kaybettirdiler. Sahra hastaneleri kurmak ve hazır binaları salgın hastanesi haline getirmek yerine yeniden hastane yapmaya kalkmak Türkiye’ye 90 gün kaybettirdi.

Eğer Türkiye’yi biz yönetiyor olsaydık, gecikmeli ve taksit taksit alınan tüm bu tedbirlerin tamamını 1-2 gün içinde almış olacaktık. Aralık ayında bu hastalık Çin’de ortaya çıkıp yayılmaya başladıktan sonra 15 Ocak’a kadar Türkiye’ye giriş çıkışların durdurulması gerekirdi. Sonrasında Valilikler ve Kaymakamlıklar vasıtasıyla Türkiye’de sokağa çıkması mecburi olan vatandaşlarımız (sağlık çalışanları, çiftçiler, fırıncılar, eczacılar vs.)  tespit edilip bu kişilere sokağa çıkma serbestisi sağlayacak bir belge verilmeli ve geri kalan herkes yaştan bağımsız evde oturmaya davet edilmeliydi. O süre zarfında olabildiğince çok test yaparak enfekte olmuş kişileri belirleyip derhal acil durumda kurulması hem kolay hem işlevsel olan sahra hastanelerinde bu kişilerin tedavilerine başlanmalıydı. Yani sokağa çıkma yasağı karantinanın bir parçasıdır, aslı değildir. Ancak tüm bunları ya yapmadılar, ya da geç yaptılar.

Dünyada herkes, özellikle siyasetçiler, buna Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil, koronavirüs sonrası hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı açıklamalarında bulunuyorlar. Sizce kast ettikleri, eskisi gibi olmayacak olan nedir?

Sayın Cumhurbaşkanı bu virüs sonrasında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını ve elzem değişiklikler gerektiğini bugün kabul edebiliyorsa virüs ilk ortaya çıktığında da alınması gereken tedbirleri bilimin ışığında, ideolojik takıntılardan bağımsız olarak kabul edip yerine getirebilirdi. İnsanların hayatını aylarca hatta belki yıllarca etkilemek yerine virüs ülkeye girmeden birkaç haftalığına kısıtlayıcı önlemleri almış olsaydı bugün yaptığı açıklama “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” değil “kısa bir süre sonra her şey eski haline dönecek” şeklinde olurdu. Bkz. Almanya…

Bunun dışında, bilim insanlarının yaptığı açıklamalara bakacak olursak coronavirus’ün bir tehdit olmaktan çıkması için ya aşının bulunması ya da ün mutasyona uğrayıp yıkıcılığını yitirmesi gerekiyor. Yani bir süre daha bu virüs aramızda olacak. Mevcut durumda semptom göstermeyen fakat virüsü taşıyan insanların sayısı da biyoistatistik bilimine göre azımsanamayacak ölçüde. O nedenle eski normale dönüşümüz zaman alacak ve tabi ki teknolojinin bu denli ilerlediği bir çağda yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesi konusunda bazı toplumsal inovasyonlar da ortaya çıkacak. Ancak eski hayatlarımızdaki gibi insanlarla doğrudan temas etmek büyük risk taşıyor. Yani kişisel hijyen, maske kullanımı, iş yerlerindeki çalışma sistemleri, restoran ve kafelerin sınırlandırılması, ibadet yerlerindeki tedbirler, toplu taşımada sınır ve kontrol gibi pek çok bireysel ve kolektif tedbirlerle yaşamımıza devam edeceğiz.

”Türkiye zaten bu pandemiye çok ağır bir ekonomik krizin içinde yakalandı”

Koronavirüs sonrası Türkiye’yi bekleyen en önemli sorun veya sorunlar sizce ne olacak? Ekonomik ve psikolojik olarak kötü durumda olan toplumumuzu bu durumdan çıkarmanın yolu nedir? Sizce Ne gibi stratejiler izlenmelidir?

Öncelikle Türkiye zaten bu pandemiye çok ağır bir ekonomik krizin içinde yakalandı. Genç işsizlik rakamlarının %25’lere vardığı, döviz rezervlerinin tükendiği, vergilerin arttığı yani kısacası vatandaşın evine ekmek götüremediği kadar ağır bir sürecin içinde hem de… 18 yıldır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin uyguladığı ekonomik politikalar, başta Suriye ve Libya olmak üzere dış politikada alınan yanlış kararlar, ideolojik takıntıları sebebiyle halkı bölen ve birbirine düşmanlaştıran söylemler de Türkiye’nin içinde bulunduğu bu sürecin daha da zorlaşmasına neden oldu. İnsanların bir yandan virüs tehdidiyle boğuşup diğer yandan ekonomik olarak hayatlarını devam ettirme mücadelesi vermeleri bu süreçte bütün yükü vatandaşın omuzlarına yükledi. O da yetmiyormuş gibi vatandaş kendisinden bağış isteyen bir hükümetle karşı karşıya kaldı. Bu şartlarda yaşayan bir insan kendisini bu ülkede nasıl güvende hissedip mutlu olabilir, psikolojik olarak nasıl iyileşebilir?

İçinde bulunduğumuz tüm bu ekonomik, sosyal, fiziksel ve ruhsal yıkımların kaynağı hükümetin 18 yıldır bilfiil sergilemiş olduğu başarısız tutumdur. O nedenle bu kaostan çıkmanın en öncelikli yolu iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme, hukukun üstünlüğüne, kuvvetler ayrılığına, geleneksel cumhuriyetçi politikalara ve en önemlisi bilime dönüp tek adam rejimine son vermektir.

Bilim Kurulu üyeleri şahsi olarak zaman zaman açıklamalar yapıyorlar. Yaptıkları açıklamalarda sanki sitem ediyorlar gibi mesajlar da çıkarılıyor. Sizce Bilim Kurulu’nun tavsiyelerine tam olarak uyuluyor mu?

Ben Sağlık Bakanlığı’nda müsteşarken bizler de bilim kurulu oluştururduk ve bilim kurulunun tavsiyelerine karşı gelmezdik. Bilim kurulu karar alırdı, biz bürokratlar da o kararı uygulardık. Öyle durumlarda asıl patron bilim kurulu olurdu. Önceliğimiz siyaset yapmak değil, bilimin ışığında topluma faydalı olabilmek olurdu. Ancak Covid-19 hastalığı sürecinde gördük ki Bilim Kurulu -bazı üyelerini tenzih ederek- %94 ü yandaş olan televizyon kanallarında hükümetin propagandasını yapmayı da ihmal etmediler. Diğer yandan tüm alınan kararların tek bir kişinin iki dudağının arasında olduğu bir sistemde bilim kurulunun önerilerinin de harfiyen uygulandığını söylemek mümkün değil. Adeta danışma kurulu haline dönüşen ve önerilerinin uygulanmamasına rağmen hala o kurulda bulunmaya devam eden bilim kurulu üyelerini de kınıyorum. Çünkü bilim insanını siyasetçiden ayıran şey bilimin gösterdiği verilerden sapabilme lüksünün olmayışıdır.

 “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz…”

 Son olarak ülkemizin geleceği olan gençlere seslenmenizi rica ediyorum. Siyaset yapmak isteyen ya da yapan veya hiç ilgilenmeyen gençlere ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Özellikle 12 Eylül darbesi sonrası gençlerin apolitizasyonu denilen bir dönem başlatıldı. Gençler siyasetten soğutuldu ve uzaklaştırıldı. Şüphesiz hayatın her alanında ve tüm mesleklerde olduğu gibi siyasetin de iyi ve kötü tarafları var. Ancak gençler siyasetten ve siyasetçiden uzak kalıp buna heveslenmezse siyaset bir süre sonra 3. sınıf insanlara kalıyor. O nedenle siyaseti takip etmek veya siyaset ile ilgilenmek her gencin eşit sorumluluğu olmalı. Bu ülkenin tapusunda hepimizin eşit payı vardır. İleride her alanda önünüzü kesmek isteyenler olacaktır fakat yılmadan yola devam edilmeli. Kazdığınız tünelin sonuna taş koyuluyorsa hemen yan taraftan bir tünel daha kazmak gerekir. Cumhuriyeti kuran Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü hafızalardan hiç silinmemelidir. “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz…”

Portre/ Aytun Çıray

Aytun Çıray, Türk hekim  ve siyasetçidir. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç hastalıkları dalında uzmanlık öğrenimini tamamlamış ve 32 yaşında başhekim olmuştur. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı olarak yedi sağlık bakanı ile birlikte çalışmıştır. Başbakan danışmanlığı, Petkim, Erdemir ve İsdemir’in yönetimlerinde görev almıştır.. Dünya Bankası 2. Sağlık Projesi İkraz Anlaşması müzakerelerinde Türkiye adına başkanlık görevini üstlenmiştir. 24.-25.-26. ve 27. Dönem TBMM İzmir Milletvekili olarak seçilmiştir. 23 Ekim 2017’de Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti ve Meral Akşener ‘in lideri olduğu İYİ Parti’nin kurucu üyesi oldu. İYİ Parti’de Genel sekreterlik ve parti sözcülüğü görevlerine getirildi. Şuan Milli Güvenlik Politikaları Başkanlığını sürdürmektedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.