Alexa
DOLAR 6,8656
EURO 7,7831
ALTIN 399,997
BIST 118485,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 35°C
Az Bulutlu

Kadın Haklarından Kadına Şiddete

Kadın Haklarından Kadına Şiddete
05.12.2019 - 10:25
A+
A-

Bugün Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmesi’nin 85. Yıldönümü dolayısıyla bir Türk kadını olarak hem gururlu hem de üzüntülüyüm. Gururluyum. Çünkü gelmiş geçmiş en büyük lider olan Ulu Önder Atatürk, tüm dünya kadınlarından önce bu hakkı Türk kadınına vermiş… Üzüntülüyüm. Çünkü 85 yıl sonra Türk kadınının geldiği noktayı düşünüyorum. Böylesine bir yükselişten böylesine aşağıya düşüşe tanık olmak hangi duyarlı Türk vatandaşını üzmez ki? Burada kadın ya da erkek olmak da önemli değil. Burada insan olabilmek önemli!

Geçtiğimiz 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerini önlemek amacıyla bir dizi eylem planı açıklanmıştı. Devlet yetkilileri tarafından “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Planı” tanıtıldı. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nca imzalanan protokollerin detayları açıklandı. Bu gibi faaliyetler son yıllarda sıklıkla yapılıyormuş gibi (!) olmasına karşın neden hala kadına şiddet ve kadın cinayetleri durdurulamıyor, diye sormamız gerekiyor o halde. İşte sorunun içinde saklı olan o cevap nedeniyle önlenemediği açıktır. Eylem planları hazırlanıyormuş, kanunlar uygulanıyormuş gibi gösterildiğinden dolayıdır. Bu apaçık bir aldatmacadır! Mesela kadına şiddetle mücadele için imzalanan İstanbul Sözleşmesi bizde geçerli midir? Anayasa uyarınca kanun hükmünde olan İstanbul Sözleşmesi’ni imzaya açıldığı tarihte onaylayan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nde, sözleşme 2014 yılından itibaren yürürlüğe girmiştir girmesine ama sözleşme maddeleri neden uygulanmamaktadır? Hem de Anayasaya göre kanun hükmünde sayılırken! Taraf devletler açısından Sözleşme hükümlerini uygulama konusunda bir denetim mekanizması oluşturulmasına rağmen bireysel şikayet hakkı tanınmamış olması ne yazık ki bir keyfiyet getiriyor olabilir. Ancak bu keyfiyeti bizim gibi toplumsal cinsiyet eşitliğini kavrayamamış ülkelerin benimseyebileceğini düşünüyorum. İstanbul Sözleşmesi, sadece kadınlara karşı şiddeti kapsayan bir sözleşme de değildir aslında. Mağdur olan çocuk ve erkekleri de kapsayan bir dizi uygulamayı kapsar. Sözleşmenin asıl amacı, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa karşı çıkmaktır. Ancak şiddetten mağdur olan tarafın korunması ve böylelikle bu sözleşmenin uygulanabilmesi görevinin devlete ait olması gerekmiyor mu? Burada sosyal devlet olmamamızın bedellerini ödüyoruz. Eğitimsizlik ve cehaletle beraber korkuya dayalı bir polis devleti birleştiğinde ne hak ne de hukuk kalıyor! İşte kadın cinayetleri de tüm bunların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

İsterdim ki özellikle bugün böyle karamsar bir yazı çıkmasaydı kalemimden. İsterdim ki Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinden 85 yıl sonra kadınlarımızın toplum ve yasalar nezdinde değer gördüğü bir Türkiye’yi anlatabileyim. Ancak yaşadığımız gerçekler tarihimizle duyduğumuz onurun sevincini boğazımızda düğümlüyor. Bu gerçeklere karşı tüm toplum adına sorumluluk duyması gereken hükümeti göreve çağırıyorum. Eğer hükümet görevini yerine getirmiyorsa da sadece kadın hakları değil insan haklarımızın korunması doğrultusunda muhalefet partileri ve sivil toplum örgütlerinden sorumluluk almalarını bekliyorum. Kadın ve insan hakları suçlarına karşı caydırıcı cezalar verilmesi ve hali hazırdaki sözleşmenin hükümlerini uygulatma konusunda politikalar üretilmeli, örgütlenmeler sağlanmalı. Aksi takdirde Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilen bir ülkeden kadınların göz göre göre katledilmeye devam ettiği bir ülke haline geleceğiz. Kadın haklarının kalmadığı bir ülkede sorumluluk hepimizin…

ETİKETLER:
Nihan Ertem

Nihan Ertem

1978 doğumluyum. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden 2000 yılında mezun oldum.Bir çok kurumda basın ve halkla ilişkiler danışmanlığı görevinde bulundum. TRT Kent Radyo İzmir’de Radyo Sunucusu ve Yapımcısı olarak Ocak 2017 yılına kadar çalıştım. Mozaik adlı kitabın yazarıyım. Eğitim ve kariyer hayatım boyunca oluşturduğum birikimlerimi kullanarak, iş hayatıma başarılı bir basın danışmanı/halkla ilişkiler sorumlusu olarak devam etmekteyim.
Nihan Ertem Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.