Alexa
Medya Siyaset

Kadın Pilot mu?

Kadın Pilot mu?

Hava Kuvvetleri Komutanlığına pilot adayı muvazzaf subay temini kılavuzunda erkek olma şartı arandığı haberi ile Hava Kuvvetleri Komutanlığının kadınlara kapılarını kapattığı iddia edildi.

Sormuşlar: “Neden Hava Kuvvetleri Komutanlığı kadın pilot istemiyor” diye.

Sevgili kardeşlerimden biri cevap vermiş: “Sadece erkek pilot ihtiyacı vardır” “Türk Silahlı Kuvvetlerini (TSK) diğer kurumlarla aynı göremezsiniz ve yaptığı işi sorgulayamazsınız” “neden bu durumu kadınların engellenmesi olarak anlıyorsunuz ki”

TSK’dan askeri hemşirelik neden kaldırıldı?

Kadınlar neden TSK içinden ayıklanıyor?

Nur içinde uyusunlar! “Songül (Yakut) Yarbayım, Melike (Kuvvet) Binbaşım, Nazlıgül (Daştanoğlu) Üsteğmenim” neden TSK içinde cinsiyet ayrımcılığına maruz kaldı?

Neden onlara veya başkasına yapılan haksızlıklara seyirci kalındı, kalınıyor?

Çünkü kendimize güvenimiz yok.

Çünkü insanlara sadece insan olduğu için bakamıyoruz.

Çünkü önce kadın mı erkek mi diye bakıyoruz, ardından hangi inanca, hangi siyasi görüşe sahip olduğuna veya zengin mi fakir mi olduğuna bakıyoruz, yine ardından bana ne kazandırır ne kaybettirir hesabı yapıyoruz.

Farkına varmıyoruz ama insanlığımızı kaybediyoruz.

İşte TSK’nın içinde “kadın” bu çetin mücadelenin “kadınım ama insan olarak hak ve hukuk açısından bana cinsiyetçi bakma demek için” tam da ortasında. O kadın, evden çıkmaması gereken bir varlık olarak bakılan bir toplumda, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet kurumlarıyla ve kısa sürede kendisine verilen siyasi haklar sayesindehiç de kolay olmayan şartlarda insan haklarının bir temsilcisi olarak günümüze kadar geldi.En kabul edilebilir ebelik, öğretmenlikle başladı bu mücadele. En zoru da hemşirelik oldu.Çünkü hemşirelik, cinsiyet farkı gözetmeksizin yapılması gereken bir meslekti. Zorun başlangıcını savaşlarda gönüllü hemşireler yaptı. Ardından 1925’te Kızılay Hemşire Okulu ve 1939’da Askeri Hemşirelik Okulu’nun açılmasıyla desteklendi. Hemşirelerin ve özellikle askerin içinde hizmet eden askeri hemşirelerin yaşadıklarını,hak ve hukukları açısından cinsiyet ayrımcılık hikayelerini bir onlar bilir bir de onlarla empatiyapanlar.Onlar kendileri için ekonomik özgürlüklerini kazanmakla kalmadılar, cinsiyet ayrımcılığının törpülenip toplumsal eşitliğin benimsenmesine, insan haklarının yerleşmesine de vesile oldular.Türlü aşamalardan, türlü cefalardan geçilerek çok yol alındı, eğitimle gelişen toplumda ve uzun bir tarihsel süreç sonunda GATA Hemşirelik Yüksek Okulunun açılışıyla hemşireler de subay olarak yetiştirildi. Rütbeli de olsalarliyakat,hak ve hukuk açısından erkeklerle eşit olmaları o kadar kolay değildi. Yine çok yol alındı.

Ancak malum,askeri hemşirelik TSK sahnesinden silindi.Aslında silinen sadece hemşire değildi, kadın silindi.Laiklik silindi. İnsana sadece insan olarak bakabilme şansı silindi. İnsan olma şansı silindi.Ancak kadın olmak, insan olmak kolay gözükmüyor.

Mesele sadece “Hava Kuvvetleri Komutanlığı neden kadın pilot almıyor” denecek kadar yüzeysel bir mesele değil ki! Mesele çok derin ve geniş. Başlangıç noktası ise çocuklar, çocuklarımız. Örneğin küçük yaşlarda birbirlerinden kaçırılan kız ve erkek çocuklar, acaba yan yana gelince birbirlerine sadece insan olarak bakabilirler mi? Yoksa birbirlerine çocukluklarından beri beyinlerine kazınan “cinsel obje” olarak mı bakar? Amaç çocukların beynine bu şablonu yerleştirmek mi? Bu sorular uzar gider.

Mesele kadına veya erkeğe sadece insan olarak bakabilme sorunu. Yapan kişinin cinsiyetine değil yaptığı işin kalitesine bakabilme sorunu.

İşte sevgili kardeşim “Hava Kuvvetleri neden kadın istemiyor” meselesine bu açıdan bakabilir misin bilmiyorum?

Çünkü ben senin baktığın açıdan bakamıyorum.

Dr.Gülhan Seyhun

Dr.Gülhan Seyhun

1968, Burdur doğumlu. 1986’da GATA Sağlık Meslek Lisesinden, 1990’da GATA Hemşirelik Yüksek Okulundan, teğmen olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çeşitli hastane ve birliklerde görev yaptıktan sonra 2014 yılında albay rütbesiyle emekli oldu. Mikrobiyoloji ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanlarında iki yüksek lisans, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde doktora derecesi aldı. “Tıp Tarihimizde Askeri Sağlık Hizmetleri, II. Dünya Savaşı Dönemi” kitabını yazdı. Toplumsal sorunların büyük ölçüde çocuk eğitimiyle çözülebileceğine inanan Dr. Gülhan Seyhun, en büyük problemin çocuklara kötü örnek olan yetişkinlerde olduğu inancında. Atatürk, Cumhuriyet ve vatan sevdalısı olarak yaşayan Gülhan Seyhun, askeri paraşütçü, tek yıldız dalgıç, kayakçı ve dansa tutkun bir akademisyendir. Evli ve iki çocuk sahibidir.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Aydın, Atatürk’çü ve emekci kızlara ve kadınlara açık ve gizli düşmanlığın bu en yeni malum ve meş’um biçimini teşhir ve tel’ün eden olağanüstü GÜNCEL, NESNELve MÜKEMMEL bir analiz ve sentez. Çok değerli ve cesur komutan – albay sevgili Gülhan SEYHUN’u en yürekten tebrikler ve en iyi dilekler sunarak kutlamak gerek.

BİR YORUM YAZ