Alexa
DOLAR 7,276
EURO 8,633
ALTIN 454,287
BIST 1114,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 36°C
Sıcak

Kafanın İçindeki Hazine

Kafanın İçindeki Hazine
09.12.2018 - 0:00
A+
A-

Atatürk, bilim adamlarına değer verir, onlarla konuşur, fikir alış-verişinde bulunmayı severdi.

Bilim adamlarını dinler, düşüncesini söyler ve savunurdu.

Tartıştığı insanlar da olmuştu.

Ancak tartışma nedeniyle kırdığı insanlara geri dönmüş, gönül almasını da bilmiştir.

Bir gün, tarihçi yazar Ahmet Refik Altınay ile “tarih” üzerine tartışırlar.

Altınay, kırılmıştır.

Kırıldığını, Atatürk’ü üzecek şekilde açıklamıştır.

Görevinden ayrılır, Büyükada’daki evine kapanır.

Tartışmanın üzerinden az bir zaman geçmiştir.

Atatürk ve yakın arkadaşları Dolmabahçe’de yemektedirler.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Atatürk;

“Büyükada’ya gidelim” der.

Arkadaşları bir anlam veremezler, ama itiraz da etmezler.

Birlikte Büyükada’ya gelirler.

Atatürk; “Yat Kulüpte Ahmet Refik” deyince ziyaretinin sebebi anlaşılır.

Atatürk, Ahmet Refik Altınay’ın gönlünü almak istemektedir.

Altınay’a haber gönderilir.

Atatürk, onu beklemektedir.

Daveti iletenler öylesine acele etmişlerdir ki, Ahmet Refik tıraş olmaya vakit bulamamıştır.

Ayrıca, tartışma nedeniyle Atatürk’ün kendisini azarlayacağı endişesi içindedir.

Apar, topar koşarcasına Atatürk’ün yanına gelir.

Atatürk, Ahmet Refik’i ayakta karşılar, yer gösterir, övgülerde bulunur.

Ahmet Refik Altınay rahatlar, Atatürk’ün gönlünü almak istediğini anlar.

Sohbet koyulaşır, konuşma bir süre böyle devam eder.

Bir ara susarlar.

Tam da bu sırada, Atatürk’le birlikte gelenlerden biri, arkadaşının kulağına eğilerek;

“Şuna bak, tıraş bile olmamış” diye eleştiride bulunur.

Atatürk’te, Ahmet Refik’te bu sitemi duymuştur.

Atatürk, Ahmet Refik’i rahatlatmak için; eliyle konuğunun omzunu okşar, yüksek sesle:

“Siz ona bakmayın üstat…O, insanın yüzündeki kılı görür ama kafasının içindeki hazineyi göremez” der.

***                                      ***

Atatürk, işte böylesine ince, nazik, kibar bir liderdir.

Atatürk’ün sofrasında yemek çeşitliliği değil, fikir çeşitliliği öne çıkmıştır.

Atatürk, her şeyi bilen, her sorunu çözen insanüstü bir kişi olmadığını açıklayan kişidir.

Sosyal konuları uzmanlarına, bilimsel konuları bilim adamlarına sormuş, danışmış; onların görüş ve düşüncelerine değer vermiştir.

Bunu da, açık yüreklilikle ilan etmiştir.

“Ben o adamım ki ordunun ülkeyi, milleti muhakkak bir neticeye götürebileceği noktalarda emir veririm. Bilim ve özellikle sosyal bilim alanına giren işlerde ben emir vermem.

Bu alanda isterim ki, beni bilim insanları aydınlatıp uyarsınlar.

Onun için siz ey bilim insanları, eğer kendi biliminize, kültürünüze güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal bilimlerin güzel yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.”

***                                      ***

Ahmet Refik Altınay kimdir:

1880 – 1937 tarihleri arasında yaşamış, tarihçi ve yazardır.

1898’de Harbiye Mektebinden mezun olduktan sonra, Askeri Rüşdiye’de coğrafya, Harbiye Mektebi’nde Fransızca öğretmeni olarak çalıştı.

Tercüman-ı Hakikat ve İkinci Meşrutiyet’ten sonra Millet gazetelerinde başyazarlık yaptı.

Balkan Savaşı’ndan sonra emekliye ayrıldı, 1914’te yüzbaşı rütbesiyle yeniden askere alındı ve askeri sansür müfettişliğine getirildi.

Savaştan sonra Darülfünun’da Osmanlı tarihi okutmaya başladı. Öğretim üyeliğini 1933 Üniversite Reformu’na değin sürdürdü. 1925’te Türk Tarih Encümeni başkanlığına getirildi, daha sonra bu kurulda üye olarak da çalıştı.

Tarih konularına ilgi çekmek amacıyla olayları, dönemleri, kişilikleri yalın bir dille anlattı, bilimsel yapıtlarından çok popüler tarih kitaplarıyla tanındı.

KAYNAK: Atatürk’ün Arkadaşı Kılıç Ali’nin Anıları / Ataname Cihan Dura

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
Celal Durgun Tüm Yazıları
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.