Alexa
Medya Siyaset

Kalabalıklar Aldatıcıdır

Kalabalıklar Aldatıcıdır

Cumhuriyetin yıkılmasından sonra, Roma kralı Tiberüs’ü istemeyenler, sarayın beslemesi yani evlatlığı olan Caligula’yı (Yeni Sezar) kral yaptılar.

Halkta bir coşku deme ki gitsin. Caligula şerefine kurbanlar kesildi, herkes sokaklara döküldü eğlendi, dans etti. Bir umut  bir umut ki sevinçliydiler kölelikten kurtulup insan gibi yaşayacaklarını umdular ama nafile! Beslemenin ilk iktidar yılları güzel geçti. Halk kendisini kurtarıcı olarak gördü. Çünkü halka buğday dağıtıyor halkın sempatisini kazanıyordu. Eğlenceler, festivaller düzenliyor halktan puan topluyordu. Başlangıçta Caligula senatoya saygı gösterdi. Gösterdi ama bu yapay bir davranıştı. Çünkü kafasına Firavun olmayı koymuştu. Halka karşı takiye yapıyordu. Hedefinde firavunluk, sınırsız yetkilere sahip olmak, monarşik bir düzen kurmak vardı. Halkı kandırdı, küçük başarılarını devasa başarı imiş gibi halka sundu. Halkın desteğini arkasında gördükçe trenin raydan çıktığı gibi; raydan çıktı. Kontrol edilemez hale düştü.Kontrol edilemeyince de hata üstüne hatalar yapmaya başladı.

Roma’da yasak olan İsis dinini serbest bıraktı. Taaa Mısır’dan dikilitaş getirterek Roma’nın ortasına dikti. Kendisini Tanrı ilan etti. Atı için lüks bir saray yaptırdı.O kadar ileri gitti ki atını konsül seçtirmeye yeltendi. Son derece lüks ve konforlu sarayında her türlü olağandışı sapkınlık, basit olaylar haline geldi. Saray ve saray masrafları sonsuz paraya ihtiyaç gösteriyor bununda tek çıkar yolu halkı  vergi altında ezmekti. Öyle bir ezdi ki ezmenin danişkasını halkına yaşattı. Baskılarını arttırdı, halkta baskıya ve vergi yüküne tepki vermeye başladı. Caligula hasta ve hedonistti*. Tam anlamıyla ölçüsüz, kontrol edilemeyen acımasız ve gaddar despota dönüştü.

Caligula artık çekilmez bir hal aldı, hasta idi. Önlenemeyen despotluğu, zalimliği bıçağı kemiğe dayadı ve karanlık sarayının, karanlık koridorlarında kendisinin kurduğu ordunun subayları tarafından kellesi uçuruldu. Ne demiş atalarımız? ‘’Tarih tekerrürden ibarettir. Yakın tarihimizde Libya’da Kaddafi , Irak’ta Saddam yataklarında ölmediler, ölemediler. Halka zulmedenler bir yerde bir zaman geldiğinde hak ettikleri cezayı buluyorlar. Hani nerede o destekçiler, yardakçılar, hepsi sus, pus. Canlarını kurtardıklarına şükrediyorlar. Kaddafilerin, Saddamların kaçınılmaz sonuçları tarihte hep yaşanmıştır. Son bulur mu? İnsanlar toplum halinde yaşadıkça yönetenler ve yönetilenler arasında despot, adaletsiz uygulamalar var oldukça son bulacak gibi değil. Son bulsa idi tarih tekerrür etmezdi.

KALABALIKLAR ALDATICIDIR

W.Churchill bir dizi konferans vermek üzere ABD de bulunmaktadır. Salonlar hayranları tarafından tıka basa doldurulmakta, izdiham yaşanmaktadır. İlgi sonsuzdur. Hayranlarından biri Churchill’e: Bu kalabalıklar size ilham veriyor olmalı. Churchill: Böylesine hayranlarım olduğunu bilmek bana gurur ve heyecan veriyor. Fakat şunu da hiçbir zaman aklımdan çıkarmıyorum ki; eğer siyasi bir nutuk vermek yerine ipe çekilmiş olsaydım, kalabalık iki misli olurdu. Cauguli, Kaddafi ve Saddam’a ithaf olunur.

* Hedonizm (Hedonist): Hazcılık veya Hedonizm, Kirene Okulu’nun, yani Sokrates’in öğrencisi Aristippos’un öğretisidir. Hazzın mutlak anlamda iyi olduğunu, insan eylemlerinin nihai anlamda haz sağlayacak bir biçimde planlanması gerektiğini, sürekli haz verene yönelmenin en uygun davranış biçimi olduğunu savunan felsefi görüş. (Vikipedi)

ETİKETLER:
Bahattin Ayhan

Bahattin Ayhan

Araştırmacı-Yazarı.Tarih Türklerle Başlar,Türkiye Halkları,Antik Dönemden Günümüze,Köken-Dil-İnanç adlı kitapların yazarı
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ