Alexa
DOLAR
8,1403
EURO
9,7109
ALTIN
453,24
BIST
1.376
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Çok Bulutlu
21°C
İzmir
21°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Gök Gürültülü
20°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
21°C
Cuma Parçalı Bulutlu
21°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
23°C

Kanal İstanbul Uluslararası Stratejik Bir Konudur

Kanal İstanbul Uluslararası Stratejik Bir Konudur

2011 yılında ”çılgın proje” olarak tanıtılan ve sadece rant ve siyasi hesaplarla ortaya atılan   Kanal İstanbul projesi bilimsel bir fayda/maliyet analizi yapılmaksızın ve tüm itirazlara karşın “inatla” yapılmaya çalışılmaktadır.

Proje ile ilgili fayda/maliyet analizi yapılırken konunun ekonomik,, ekolojik, şehircilik, sismik yönlerinin yanında jeopolitik,jeostratejik ve askeri bakımdan da ne getirip ne götüreceği dikkate alınmalıdır.

Mevcut Durum

Boğazların uluslararası hukuki statüsü halen yürürlükte olan 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tespit edilmiştir.MontröBoğazlar Sözleşmesi, 1923 tarihli ve Türkiye’nin egemenlik haklarını kısıtlayan, güvenliğini tehlikeye sokan LozanBoğazlar Sözleşmesi’nin yerine, 1936’da değişen uluslararası güvenlik koşullarına göre ve Türkiye ile Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin güvenliğini artırmak maksadıylayine Türkiye’nin talebi üzerine yapılmıştır.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi yapılış amacına uygun olarak iki konuda güvenlik sağlamaktadır:

  1. Türkiye’nin güvenliği,
  2. Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin güvenliği.

Kanal İstanbul Açılırsa

Kanal İstanbul açılırsa önlem alınmadığı takdirde Montrö’nün söz konusu güvenlik önlemleri işlemez hale gelebilecektir. Şöyle ki;

  • Kanal’ın Türkiye’ye bir maliyeti olacağından gemi geçişlerindenücret talep edilecektir. Gemiler Montrö’ye göre boğazdan ücret ödemeksizin geçme hakkına sahipken kanaldan ücret ödeyerek geçmeye nasıl yönlendirileceklerdir?
  • Montrö’ye göre (md.3)“Bütün gemiler boğazlara girmeden önce sağlık merkezlerinde duracaklar Türk kanunlarına uygun olarak sağlık kontrolünden geçeceklerdir. Bulaşıcı hastalığı olan veya bu riski taşıyanlar gemilerden indirilecektir”

Kanaldan geçen gemilere bu konuda ne yapılacaktır?

  • Yakıt taşıyan gemiler boğazlardan teker teker geçeceklerdir (Montrö md.9).

Bu gemiler Kanaldan nasıl geçeceklerdir?

  • Barışta savaş gemilerinin geçişi gündüz yapılacaktır (Montrö md.10).

Bu gemiler kanaldan gece geçebilecekler midir?

  • Denizaltılar yüzeyden, gündüz ve teker teker geçeceklerdir (Montrö md.12).

Denizaltılar kanaldan geçebilecekler midir? Nasıl?

  • Savaş gemilerinin geçişi 8 gün önce diplomatik yoldan Türk yetkililerine bildirilecektir (Montrö md.13).

Bu kural kanal için geçerli olacak mı?

  • Boğazlardan geçen savaş gemilerinin toplam tonajı 15 000 tonu geçemez ve aynı anda 9 gemiden fazla geçemez” (Montrö md.18). Bu gemilerden bir kısmı boğazdan geçerken bir kısmı kanaldan geçerse Türkiye’nin güvenliğini sağlayan bu sınırlama anlamsız hale gelmeyecek midir?
  • Boğazlardan geçen gemiler uçaklarını uçuramaz” (Montrö md.15)kuralına rağmen kanaldan geçen gemiler uçaklarını uçurabilecekler midir? (açık kaynaklardaki bilgilere göre kanal uçak gemilerinin geçişine uygun olacaktır).
  • Kıyıdaş ülkelerin güvenliğini sağlamak maksadıyla Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin bu denizdeki tonajları (30 ton) ve kalış süreleri (21 gün) sınırlandırılmıştır. (Montrö md.18) Bu gemiler “biz boğazdan geçmedik, kanaldan geçtik, bu sınırlamaya tabi değiliz” derlerse Karadeniz ülkelerinin güvenliği nasıl sağlanacaktır?
  • Savaş zamanında Türkiye muharip ise yabancı gemiler düşmana yardım etmemek koşulu ile boğazlardan gündüz geçebilirler”(Montrö md.5).

Düşmana yardım eden gemiler kanaldan geçebilecekler midir?

  • “Savaşta muharip devletlerin savaş gemileri boğazdan geçemez ( Montrö md.19). “

Bu gemiler Kanaldan geçebilecekler mi?

  • “Savaşta Türkiye muharip ise geçişler Türkiye’nin takdirine bırakılmıştır (Montrö md.21).”

Bu kural kanal için de geçerli olacak mı?

Uygulamada benzer diğer sorunlarla karşılaşılacağı olasıdır.

Karadeniz Rusya’nın hassas karnıdır.  Buradan atılacak bir cruise füzesi Moskova dahil Rusya’nın maden ve enerji kaynakları ile sanayisinin yoğunlaştığı Avrasya’nın kalpgahı (heartland) olan bölgeyi vurabilir. Bu nedenle Karadeniz’in güvenliği Rusya’nın hayati ulusal çıkarıdır. Tük boğazları Karadeniz’in tek kapısıdır ve Montrö ile emniyete alınmıştır. Bu kapının ikiye çıkartılması ve ikinci kapının statüsünün belirlenmemesi veya Montrö’den daha geri koşullarda belirlenmesi Rusya’yı ve diğer kıyıdaş ülkeleri tedirgin eder.

Kara Harekatı Açısından:

Projenin kara harekatı açısından da değerlendirilmesi gerekmektedir.

Trakya’dan İstanbul’a yönelik taarruzi bir harekâtta İstanbul’un asavunulması için Çatalca mevzileri ile kanal güzergâhının koordine edilmesi, savunma planlarının buna göre güncelleştirilmesi gerekir.

Trakya’dan batıya karşı yapılacak taarruzi harekâtın lojistik desteği ve ihtiyatların intikali İstanbul ve Marmara bölgesinden sağlanacaktır. Lojistik akışın ve ihtiyat birliklerinin intikalleri için kanal üzerindeki köprülerin açık bulundurulması, bu maksatla hava savunmalarının sağlanması önemlidir.

Sonuç

Montrö boğazlar sözleşmesi Türkiye’nin ve Karadeniz’e kıyıdaş devletlerin güvenliğini sağlamaktadır. Kanal açıldığı takdirde önlem alınmazsa bu güvenlik önlemleri tehlikeye girebilecektir.

Bu durum özellikle Rusya için geçerlidir. Zira Karadeniz Rusya’nın hassas karnıdır.Karadeniz’in ABD/NATO’ya açık hale getirilmesi Rusya’nın güvenliğini doğrudan tehdit eder. Bu durum ABD – Rusya stratejik rekabetinde ABD’ye önemli avantaj sağlar.Kanal ABD’nin Montrö kısıtlamalarına tabi olmadan Karadeniz’e girişini kolaylaştırır. Son zamanlarda ABD’nin Batı Trakya’da  (Dedeağaç’ta) üslenmesi bu ülkenin Karadeniz’e ilgisinin arttığını göstermektedir ABD Avrupa kara kuvveleri eski komutanı korgeneral (E.) Ben Hodges.”kara deniz mi kara delik mi” (black sea or black hole?) başlıklı yazısında Karadeniz’de Montrö nedeniyle Rus deniz kuvvetlerinin üstün olduğunu, bunu delecek başka yollar aranması gerektiğini yazmıştır.[1] Kanal konusunun ABD’de yeni yönetimin seçilmesi sonrası yoğun olarak gündeme getirilmesi bu açıdan anlamlıdır.

Montrö sözleşmesi 85 yıldır sorunsuz olarak uygulanan nadir sözleşmelerden biridir. Türkiye bu güne kadarsözleşmenin delinmemesi konusunda hassas davranmıştır. Kanal İstanbul projesi Türkiye’nin bu geleneksel politikasından sapma anlamına gelecektir.

Montrö, Lozan’ın devamı ve tamamlayıcısıdır. Montrö’yü delmek Lozan’ı delmektir.

Kanalın ekolojik, ekonomik, sismik, şehircilikyönünden sakıncaları ilgili bilim insanlarınca dile getirilmektedir. Bu konu da dikkate alındığında iktidar duygusal yaklaşımlara son verip hatalı kararından dönmelidir. Devlet duygularla değil, akıl ve bilimle yönetilir. “Çılgın proje” değil, akıl ve bilime dayalı projeler gereklidir.

Kanalın tüm sakıncaları dikkate alınarak demokratik kitle örgütleri, üniversiteler ve siyasi partilerce projeye demokratik yollardan şiddetle karşı çıkılmalı, kamuoyu aydınlatılmalıdır.

Bu nedenlerle;

  1. Böyle bir stratejik yatırıma sadece rant açısından bakmak yanlıştır. Kanal uluslararası hukuku ilgilendiren çok boyutlu stratejik bir konudur.
  2. Kanal İstanbul projesinin başlangıcında ekonomik, ekolojik, şehircilik yönlerinin yanında yukarıda değinilen stratejik ve askeri yönleri de dikkate alınmalıdır.
  3. KonuKaradeniz ülkelerinin güvenliğini yakından ilgilendirdiğinden inşaata başlanmadan Kanalı’nuluslararası statüsü başta Rusya olmak üzere Karadeniz’e kıyıdaş devletlerle yakın işbirliği ile ve Montrö’nün sağladığı güvenlik önlemlerinden ödün verilmeden saptanmış olmalıdır. Aksi halde Rusya ile aramızda yeni bir anlaşmazlıkkonusu oluşabilir.
  4. Kanal’ın yeri, fiziki özellikleri ve statüsü askeri makamlarla koordine edilmelidir.
  5. Kanal’ın diğer sakıncaları da dikkate alınarak demokratik kitle örgütleri, üniversiteler ve siyasi partilerce demokratik yollardan şiddetle karşı çıkılmalı, kamuoyu aydınlatılmalıdır.

[1]https://cepa.org/the-black-sea-or-a-black-hole erişim, 1 mart 2021

Yorumlar
  1. Gönül Pınar Atacı dedi ki:

    Söz konusu malum, “meşhur” ve meş’um KANALtasarısının ve hayranlarının tüm açık ve gizli, iç ve dış, özel ve tüzel, mevcut ve müstakbel politik, diplomatik, ekonomik, ticari, mali, sosyal, coğrafik, ekolojik, jeo-politik ve jeo-stratejik ögelerini, öznelerini, emellerini, niyetlerini, hedeflerini ve beklentilerini konu edinmiş olan MUHTEŞEM bir yazı. Olağanüstü GÜNCEL, tamamen SOMUT ve NESNEL, derin BİLİMSEL, gerçek VATANSEVER, ulusal ve bölgesel hatta evrensel barış ve işbirliği için yaşamsal ÖNEMLİ ve toplumsal DEĞERLİ, baştan sona istisnasız her sözcüğü MÜKEMMEL teşhisler, tesbitler, analizler, sentezler, teşhirler, öngörüler, öneriler ve sonuçlar BUKETİ. Üstün ve özgün hatta fenomenal yazarı, ünlü asker ve sivil araştırmacı, seçkin ve saygın subay ve hukukcu sevgili hocamız Dr. Cihangir DUMANLI’yı en yürekten tebrikler ve teşekkürler, içten selamlar ve derin saygılar, yeni başarılar ve sonsuz sağlık ve bağışıklık dilekleri sunarak kutlamak gerek. Çok değerli yayıncısı sevgili MEDYA SİYASET’e de aynı dilekler ve duygular. Ve irdelenen sorun ve konu ile ilgili özel bir ithaf :

    KANAL İSTANBUL DEDİKLERİ MELANETLE

    Bunlar,hilafet ve şeriyat hayranı olan BOP’culardır
    Ve haram kar, haksız rant ve kara para aşıklarıdır.
    .
    Asgari emelleri, Kanal İstanbul dedikleri melanetle
    Yeni bir devasa rant alanı ve olanağı gerçekleştirip
    İstanbul’u daha da yağmalamak, bölmek,satmaktır,
    Azami hedefleri ise BOP’culuk denen açık ihanetle
    İstanbul’u,Türkiye’den kopararak tam yalnızlığa itip
    Ulu vatanı parçalamak, bölüşmek ve pazarlamaktır.

    Bunların bu uzak ve yakın emelleri ve hedeflerine son vermek için
    Tek ve en geniş bir HAK, VATAN VE HALK CEPHESİ’nde birleşelim.
    ,
    Gönül Pınar Atacı, 11.Mayıs.2019 – 3.Mart.2021