Alexa
DOLAR
7,4294
EURO
8,9820
ALTIN
412,55
BIST
1.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir
Az Bulutlu
19°C
İzmir
19°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C
Pazartesi Çok Bulutlu
13°C
Salı Parçalı Bulutlu
12°C
Çarşamba Az Bulutlu
15°C

Kanla Kapanan Veresiye Defteri

Kanla Kapanan Veresiye Defteri

Yıl 1915; Çanakkale ateş altındadır.

Boğazın berrak suyu kan kırmızısına dönmüştür.

Tarihin en vahşi, en zalim ve en haksız savaşı tüm şiddetiyle devam etmektedir.

Düşmanın topu, tüfeği,  güllesi, silahı çoktur.

Sömürgelerinden topladığı askerlerini eğitmiş ve silahlandırmıştır.

Savaş gemilerinden Gelibolu Yarımadasına kurşun yağmaktadır.

Çanakkale, düştü düşecek!

Eli silah tutan erkekler askere alınmıştır.

Ülkenin aydınları, üniversite talebeleri, liseli gençler ve hatta 15 yaşlarındaki çocuklar bile askerlik şubelerinin kapısına dayanmış, düşmanla vuruşmaya gönüllü yazılmış ve gitmişlerdir.

Çanakkale, öyle bir destandır ki; içinde yiğitlik, kahramanlık, özveri vardır, millet vardır, inanmışlık vardır.

Vatan sevgisi, millet sevdası vardır.

Ahmet Rıfkı Bey gibi yürekli, duyarlı, sorumlu öğretmenler vardır.

***                               ***

Vefa Lisesi öğretmeni olan Ahmet Rıfkı Bey her gün yaptığı gibi sınıfına girip öğrencilerine selam verir, fakat öğrenciler selama karşılık vermez!

Ahmet Rıfkı Bey şaşkın “hayırdır” der.

Arka sıralardan bir liseli ayağa kalkar ve kızgın bir sesle “Hocam mahallede eli ayağı tutan herkes Çanakkale’de; yaşımız tutmuyor diye bizi göndermiyorlar, siz hala buradasınız! Vatan elden giderse aldığımız eğitim ne işe yarar?” diye sorar.

Ahmet Rıfkı Bey öğrencilerine hak verir ve hemen bir dilekçe yazar ve okuldan ayrılır.

Çanakkale yoluna düşmek üzere hazırlıklara başlar. Ancak annesinin durumu Ahmet Rıfkı Bey’i düşündürmektedir. Annesi yaşlı ve hastadır. Başka da kimseleri yoktur.

Ahmet Rıfkı Bey mahalle bakkalı Selahattin Adil Efendi’ye gider ve cebindeki ‘otuz üç para’ deyimi ile ifade edilen çok az bir birikimini uzatır;

‘Selahattin Amca, Allah’ın izniyle vatanın böğrüne saplanan hançeri çıkarmaya gidiyorum’ der. ‘Bütün param budur. Senden bir isteğim, anamı iaşesiz bırakmamandır. Biriken borcumu döndüğümde öderim.’

Helalleşirler, ayrılır.

Mayıs ayında gittiği Çanakkale’de çeşitli cephelerde savaştıktan sonra Aralık ayında, Ahmet Rıfkı Bey’in şehit olduğu haberi gelir.

Annesi Ayşe Hanım dayanıklı bir kadındır.

Gözü yaşlı dua ettiği günlerden bir gün aklına bakkala olan borcu gelir.

Bakkala gider, ‘Selahattin Efendi, biliyorsun oğlum Çanakkale’de şehit düştü. Şehitlik künyesi, üzerinden çıkan eşyası ve ikramiyesi bir heyetle bana ulaştırıldı. Bizim şu veresiye defterini çıkar da helalleşelim, yedi aydır beş kuruş ödemedik, evladım borçlu yatmasın’ der.

Selahattin Efendi, ‘Senin okuman yoktur, bir yakınını gönder, onunla hesaplaşırız, teyze’ der.

Komşunun kızı Gülşah ile beraber tekrar gelir Ayşe Hanım veresiye defterini görmeye.

Bakkal Selahattin Adil Efendi defteri açar ve komşu kızı Gülşah okumaya başlar.

Okurken gittikçe gözleri dolar ve hıçkırıklarla ağlamaya başlar.

Ahmet Rıfkı’nın hesabı kırmızı kalemle çizilmiş ve sayfaya boydan boya şöyle yazılmıştır.

‘Bu hesap Ahmet Rıfkı’nın helal kanıyla ödenmiştir, vesselam.”

Kaynak: Kaya Boztepe, Bütün Dünya

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.