Alexa
Medya Siyaset

Karaoğlan

Karaoğlan

Cünety Arcayürek, “Çankaya” kitabında yazmış:
Bir gün, bir zamanlar havası temiz diye ünlenen Oran’da oturan Ecevit’e, başbakan iken özellikle kışları buz tutan, geceleri aydınlatılmayan bu yolu Ankara Belediyesi’nden onarmasını, yeniden asfaltlamasını neden istemediğini sormuştum.
Alaylı sesle anlattıklarımı dinledi, güldü:
“Söyleyemem” dedi:
“Ama başbakansınız.
Yerli yabancı önemli konuklarınız bu yollardan geçerek geliyor.”
Yanıtı, son yıllarda ailesiyle tam kadro devletin uçağı ile seyahat eden, değil bir başbakandan, bir bakandan, hatta bir iktidar milletvekilinden duymadığınız, duyamayacağınız bir yanıttı:
“Başbakan nüfusunu kullanıyor derler. İşte bu nedenle böyle bir istekte bulunamam ya!.”
Başbakanlık nüfusunu bir yol yapımı için kullanmayan bir siyaset adamı.
2002’den sonra Ecevit gibisini ara ki bulasın!
***
Günümüzün müktedirlerine, bu anekdot’u anlatın, gülüp geçerler.
Ecevit’e, elindeki imkanı fırsata çeviremeyen “saftirik” suçlamasını yapıştırırlar.
“Beceriksizlikle” damgalarlar.
***
Bunlar, halk yokluktan “geberirken”, sefa sürmeyi “hak” kabul ederler.
Öze dokunmazlar, sözle durumu idare ederler.
Halk’ı, fedakarlığa davet ederler, kendilerine görev vermezler.
Saraylarına saray eklerler.
Yazlık sarayda deniz-orman manzarası, bol oksijen soluması; kışlık sarayda ihtişamlı yaşam.
Yiyeceğin, içeceğin, giyeceğin “alası.”
Makam araçlarının sayısını bilmezler.
Son model araçlara binerler.
Gelişmiş ülke yöneticilerinde olmayan, çok özel uçakla uçarlar.
Koruma ordusu ile gezerler.
***
Ecevit, devletimizin itibarını düşünmemiş.
Başbakan olmuş, fakat Renault marka, yerli makam aracı kullanmış.
Oran’daki mütevazi evinde yaşamış.
Mercedes, Audi… gibi ünlü marka arabalara binmeliymiş!
Saray evlerde oturmalıymış ki!;
Dış dünya bizi zengin ülke bilsin, Türkiye itibar kazansın.
***
GSMH’yı boş verin.
Dış satımı geçin.
Milli Gelir üzerinde durmayın.
Askari ücrete bakmayın.
Üretimi düşünmeyin.
İşçinin, memurun, köylünün, emeklinin haline acımayın.
Bilim üzerinde, eğitim üzerinde, sağlık üzerinde, ekonomi üzerinde akıl yormayın.
Şatafata bakın, görkeme bakın, itibara bakın.
Yöneticilerimizin;
Ne kadar sarayı varsa, o kadar itibarlıyız!
Ne kadar lüks makam araçları, ne kadar özel uçağı varsa, o kadar zenginiz.
Fakir olabiliriz, aşımız, işimiz olmayabilir; ama bunu dışarıya sezdirmek olmaz.
Kol kırılır, yen içinde kalır.
“İtibarımız” sarsılır.
***
Arcayürek’in yazdığını yineliyorum:
“2002’den sonra, Ecevit gibisini ara ki bulasın.”
Güpegündüz elinde fenerle Atina sokaklarında dolaşan Diyojen’e sormuşlar:
“Ne arıyorsun?”
“Adam arıyorum… adam” demiş.
***
Ecevit, Kenan Evren rejimine kafa tutmuş kişidir.
Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’ne girerken:
“Dışarıda bir mahpus gibi yaşamaktansa, özgür bir insan olarak bir süre hapiste kalmayı tercih ederim.Özgürlük aslında insanın kafasının içindedir. Ben kafamın içindeki özgürlüğü içeri götürüyorum” demişti.
Ecevit, ne yoksulluk ne baskı, ne ezilen ne ezen, insanca, hakça bir düzen istemişti.
Kibirden, gösterişten uzak yaşamıştı.
Amerika’nın itirazına karşı haşhaş ekimini serbest etmiştir.
Amerika’ya rağmen Kıbrıs’a asker çıkarmıştır.
Terörist başını Türkiye’ye getirmiştir.
Sevgi, saygı ve özlemle anıyorum.

Celal Durgun

Celal Durgun

20 Eylül 1952 doğumluyum. 27 yıl öğretmen olarak Milli Eğitim’de çalıştım. ADD Milas Şubesi Başkanı olarak iki dönem görev yaptım. ADD Genel Merkezince çıkarılan dergi ile Mudafaa-i Hukuk dergisinde yazılarım yayınlandı. Halen Milas Önder gazetesinde yazıyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. İSMAİL UÇAK dedi ki:

    TAM BİR BEYEFENDİ İDİ. SİYASİ ÜSLUBU, KARARLILIĞI, İLKELERDEN ÖDÜN VERMEMESİ, KELİME HAZİNESİNİN GENİŞLİĞİ ,TARTIŞMALARDA KİBAR KIRMADAN EDEB VE TERBİYE KURALLARINI ÇİĞNEMEDEN, DEVLETİN ÇIKARINI KENDİ ÇIKARINDAN ÜSTÜN TUTAN BİR KİŞİ İDİ MERHUM MUSTAFA BÜLENT ECEVİT. ARAKİ BULASIN.

BİR YORUM YAZ