Alexa
DOLAR
8,3198
EURO
10,1141
ALTIN
499,70
BIST
1.454
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
29°C
Ankara
29°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
30°C
Cumartesi Gök Gürültülü
23°C

Katledilen tarım

Katledilen tarım

Soğan, patates üreticinin elinde kalmış. Çiftçilerin feryadını duyan yetkililer iş işten geçtikten sonra harekete geçmiş ve üreticinin elinde kalan, eğer kaldıysa, çürümediyse soğan, patatesi  alarak halka ücretsiz dağıtacakmış. Bu haber hiçte iç açıcı bir haber değil. Neden mi? Soğan ve patatesin hasadından bu tarafa aylar geçti. Yeni ürün çıktı. Bunların depolanması, korunması ve dayanma süreleri geçtiği için çürüdü. Şimdi ise çiftçiye destek, halka lütuf ücretsiz soğan patates dağıtımı başlayacakmış. Bu olay bile yönetimin tarım politikasının, üretim planlamasının olmadığını gösteriyor. Başka belgeye gerek var mı sizce?

Türkiye’de bulunan yaklaşık 40 üniversitede ziraat mühendisliği fakültesi bulunuyor. Bu da yaklaşık 4500-5000 kişinin bu okullardan mezun olarak işsizler ordusuna katıldığının göstergesi. Çünkü eğitim planlaması yok. Bugün için 120.000 ziraat mühendisi işsizdir. Yaklaşık 22 bin genç ziraat mühendisi işsiz, birde buna her yıl ortalama 5000 yeni işsiz ziraat mühendisi ekleniyor. Ne dedik eğitim planlaması yok, üretim planlaması yok. Üstüne üstlük Türkiye’de var olan, üretilen ürünlerinde dış alımı yapılıyor. Ne ithalat planlaması ne ihracat planlaması hak getire. Girdi maliyetleri almış başını dolu dizgin gidiyor. Üretip zarar etmemekse, üretmemek daha karlı.

İhtiyacın çok üstünde ziraat mühendisi mezun oluyor, peki buna karşılık işlenecek bağ bahçe. tarla miktarı artıyor mu? Bırakın artmayı ürününün para etmemesi nedeniyle çiftçi, üretici ekmiyor, dikmiyor. Ve üretim düşüyor, ufukta açlık, gıda yetmezliği gözüküyor. Fazla değil daha 15 yıl önce üretimi kendine yeterli ender ülkelerden biri iken şu düştüğümüz duruma bakın. Araziler ekilmiyor, biçilmiyor ve üretici perişan borç batağında. Traktörünü satıyor, tarlasını, bağını bahçesini satıyor. Aldığı kredilerin taksitlerini ziraat bankası ve tarım kredi kooperatiflerin geri ödeyemiyor. Evsiz, topraksız kalıyor.

Birde üretim değerlerine ve işlenen toprağa  bakalım. 2002’de26 milyon hektar olan ekili dikili alan 2019  da 23 milyon hektara düşmüş. Tarım alanları yaklaşık yüzde yirmi azalmış. 18 sene içinde toplam tarım arazisi yüzde 12.5 azalmış. Buğdayda %  45, Arpada % 35, mısırda % 25 olan gümrük vergileri sıfır olarak ilan edilmiş. Demek ki üretim yok ve eksik, yetersiz.2000 yılında 92 milyon dekar olan buğday ekimi 2017 de 77 milyon dekara gerilemiştir.92 milyon ton buğday ithal edilmiş 13 milyar lira ithalata ödenmiştir. Aynı şekilde baklagillerde, sebzede, meyvede ve hayvansal ürünlerde de gerilemeler yaşanmıştır. Zararına üretim yapılır mı? Elbette ki yapılmaz, yapılmıyorda. Besicilik yapan üreticiler yükselen fiyatlar ve enflasyon nedeniyle hayvanlarını elden çıkarmışlardır. Hayvancılık bitme noktasına gelmiştir.

Son 12 yılda çiftçi sayısının yarı yarıya azaldığı meslek  odaları tarafından açıklanmıştır. Bütün bunlar ürün planlaması ve çeşitlendirilmesinin olmaması, girdi fiyatlarının astronomik rakamlara ulaşması, gıda ithalartı üretimi caydırmakta veya zorunlu olarak üretimden çekilmelere neden olmaktadır. Ayrıca tarım arazileri ranta kurban edilmiş HES’ler RES’ler, inşaat firmaları tarafından tarım dışı bırakılmıştır. Beton yığınına döndürülmüştür. İnşaat, köprü, yol halkı doyurmuyor. Çıkış yolu yok mu. Yeter ki istensin bir değil yüzlerce çözüm var. Niyet önemli, samimiyet önemli.

Durum öyle gözüküyor ki mevcut iktidar 20 yıldır plansız ve programsız bir yönetim sergiliyor. Yol, köprü gerekli ama öncelikle halkın beslenmesi her şeyden de önemlidir. Köyleri boşaltır, meraları, ormanları maden ve inşaat şirketlerinin katliamına bırakırsanız, ormanları yok ederseniz sahilleri yağmalarsanız Türkiye’nin geleceğini sabote etmiş olursunuz. En azından olanlar oldu, bundan sonraki için ciddi tedbirler alarak 83 milyonun açlıktan ölen Afrika halklarına benzemesinin önüne geçmiş olursunuz…

Unutmayınız !

Köylü ve küçük esnaf, üretici Türkiye ekonomisinin temel taşlarıdır. Onlara  destek verilmeli ki ekonomimiz  güçlensin, halk  holdinglerin, tröstlerin elinde perişan olmasın
 
”KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR.” ATATÜRK
ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.